Morgan Stanley’e göre:

Merkez Bankası perşembe günü politika faizini yüzde 37’de sabit tutacak.

Ardından ekim ve aralık aylarında 100’er baz puanlık iki indirim yapacak.

Böylece politika faizi yıl sonunda yüzde 35’e düşecek.

Haberi gören vatandaş,

“İyi bari, sonunda faizler iniyor,”

diye sevinebilir.

Ama bence hiç acele etmeyin.

Çünkü:

Politika faizi düşse de piyasa faizleri zirvede kalmaya devam edecek.

Nitekim Türkiye’de politika faizinin yüzde 8’lerde gezdiği dönemlerde bile banka kredi faizleri yüzde 40’lara dayanmıştı.

Demek ki politika faizinin düşmesi, kredi faizlerinin otomatik olarak düşeceği anlamına gelmiyor.

Bankanın fonlama maliyeti yüksek.

Risk algısı yüksek.

Batık kredi korkusu yüksek.

Üstelik kredi musluklarının sonuna kadar açılması da istenmiyor.

Bu şartlarda politika faizi göstermelik biçimde inse bile:

Ne şirketler rahatlayacak…

Ne kredi kartı ve ihtiyaç kredisi faizleri hızla düşecek…

Ne de milletin faiz yükü hafifleyecek…

Kısacası:

Faizin yüzde 37’den yüzde 35’e inmesi ucuz para demek değil!

Peki, suçlu faizi indirmeyen bankalar mı?

Elbette değil…

Adamların maliyetleri ve risk algıları zirvedeyken,

üstelik ekonomi yönetimi tarafından “Sakın kredi verme.” diye bakılanırken,

nasıl olacak da faizleri indirecekler?

Yani faiz kâğıt üzerinde inecek ama piyasadaki fahiş faizler tam gaz devam edecek.

Borçlunun sırtındaki yük daha da ağırlaşacak.

Bu arada:

Morgan Stanley’nin raporundaki asıl önemli bölüm faiz indirimi tahmini de değil.

Banka, Türk lirasındaki carry trade pozisyonlarında olumlu duruşunu koruyor.

Yani:

Dövizi getirip,

TL’ye çevirip,

yüksek faiz alıp,

kuru sabit tutup,

reel sektörü bitirip,

“Sizin memleketin içinden geçmeye devam edeceğiz.”

diyor…

Anlayacağınız:

Adam faiz indirimi beklerken bile TL’den yüksek getiri toplamaya devam ediyor!

İşte sistemin püf noktası burada.

Faiz çok hızlı düşerse kur üzerindeki baskı artar.

Kur yükselirse carry trade kazancı erir.

Yabancı yatırımcı pozisyonunu kapatıp çıkmaya başlar.

Bu nedenle “Faize çok dokunma.” diyorlar.

Bizimkiler de tabii ki söz dinliyor.

Kuru ölümüne baskılayıp çatır çatır yüksek faizle borca borç katıyorlar.

Tabii, bu arada:

Şirketler de vatandaş da patır patır dökülüyor.

Onun için Merkez Bankası ayağını frenden çekemiyor.

Resmî enflasyon yüzde 31,51’e gerileyip politika faiziyle arasındaki makas açılmış olsa bile faizi indiremiyor.

Biliyor ki hızlı bir indirime kalkarsa:

carry trade pozisyonları çözülecek,

kur sıçrayacak,

enflasyon yeniden patlayacak…

Tabii, bu durumu yılların kurdu Morgan Stanley de görüyor.

Onun için carry trade pozisyonunu koruyor.

Kısacası, raporun özeti şu:

“Faizi bizim kazancımızı bozmayacak kadar indirin. Yoksa canınızı okuruz.”

Sıcak paranın getirisini bozmayın.

“Aksi hâlde pozisyonları kapatırız, anında kaçarız.”

Bu açık bir tehdit değil ama aba altından sopa gösterme…

Son söz:

Size tavsiyem, “Faiz inecek.” diye hiç heveslenmeyin…

Çünkü:

Politika faizi yıl sonunda yüzde 35’e inse bile kredi ucuzlamayacak.

Şirketlerin finansman yükü bitmeyecek.

Vatandaşın borcu hafiflemeyecek.

Mevzu yine carry trade tefecilerine yarayacak.

Faiz indirimi müjdesi diye anlatılan şey…

Aslında sıcak paranın yeni tahsilat takvimi olacak!