Son dönemde siyasi hayatımızda bir ahtapot furyasıdır gidiyor, her yerde esrarengiz bir ahtapot aranıyor.
Hatırlarsanız bu ahtapot benzetimini ilk olarak Recep Bey, 25 Mayıs 2025'te İBB soruşturmasıyla ilgili açıklamalarında “ahtapotun kolları” tanımlamasıyla kullanmıştı.
Bu benzetim daha sonra hazırlanan iddianamede de yer almıştı...
İddianamenin girişindeki anlatımda, örgütün İmamoğlu'nun İBB Başkanı olduğu dönemde İstanbul geneline yayılan faaliyetlerinden söz ediliyordu. Böylece siyasi açıklamada kullanılan benzetme, savcılığın suç örgütü iddiasını tarif eden metnin bir parçası haline geldi. İddianamede bu itham “Örgüt liderinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) olduğu dönemde örgütün tıpkı bir ahtapotun kolları gibi ilimiz geneline yayılan eylemleri...” Şeklinde kullanılmıştı...
Neticede yaklaşık olarak bir buçuk yıldır fellik fellik aranmasına rağmen bir türlü bulunamayan bu esrarengiz ahtapot son fon skandalında iktidar cenahında bulundu...
Ahtapot ki hem de ne ahtapot...
Eski denizcilik efsanelerinde anlatılan upuzun kolları ile koskoca gemileri bile parçalayıp denizin dibine çeken devasa boyutta, dehşetengiz bir ahtapottur bu...
Bu ahtapotun efsanevi deniz ahtapotlarından tek farkı ise gemileri değil borsayı ve fonları dibe çekip, insanları batırıyor olması olsa gerek.
Bilen bilir ahtapotlar gizlenmekte son derecede mahirdir, bulundukları ortama renk değiştirerek kolayca uyum sağlar, kemiksiz gövdeleri ve uzun vantuzlu kolları ile her delikten sızmayı başarır. Dolayısı ile fonlarda bu yaşanan operasyonlara imza atan organize suç örgütünü bir ahtapota benzetmek son derecede isabetli bir iş olacaktır.
Göründüğü kadarı ile şimdiye kadar sadece küçük bir kısmı ifşa olan bu yapı eli kolu her yere uzanan bir ahtapot misali neredeyse tüm sisteme sızmış, en üst finansal kurumları ele geçirmiş; iş insanı, bürokrat ve siyasilerin birlikte kurduğu bir suç örgütü oluşturmuş.
Sonuçta ortada bir suç örgütü var ama şimdiye kadar sadece bu örgütün firma sahip ve yöneticilerine dokunulmuş bulunulmaktadır.
Peki, bu firma sahipleri bürokrasi ile işbirliği yapıp siyasi koruma sağlamadan bu boyutta bir suçu örgütleyebilir miydi?
Elbette hayır...
Şimdi iktidardan beklentimiz; hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadan, ucu nereye uzanırsa uzansın, kimlere değerse değsin bu davayı ciddiyetle takip etmesi, insanları “nitelikli dolandırıcılık” ile soyan bu organize suç örgütünün mensuplarını yakalayıp yargılayarak analarından doğduğuna pişman etmesidir.
Ancak bu yapılırsa yatırımcı ve vatandaşların finansal sitem ve sermaye piyasalarına güveni yeniden tesis edilebilecektir.
Bu noktada partili partisiz, iktidara yakın ya da muhalif ayrımı yapılmadan bu suça iştirak etmiş alan herkes yaptığına yapacağına pişman edilmelidir.
Diğer taraftan demedi demeyin: Bu iktidar çok bahtsız bir iktidar, vallahi kimi neyle itham ediyorsa sonunda o kendi başına geliyor.
İlk olarak 2023 seçimlerinde önce altılı masanın altında PKK var, gizli ortak DEM diyorlar ve hatta halkı buna inandırabilmek için bile isteye sahte videolar bile paylaşıyorlardı.
Sonuçta ne oldu?
Altılı masanın altında aranan PKK ve gizli ortak olduğu iddia edilen DEM iktidar cenahında boy gösterdi; DEM Cumhur ittifakının utangaç bir bileşenine dönüştü, bebek katiline kurucu önder diyerek statü aramaya başladılar, rahat etsin diye de denize nazır villa tahsis ettiler ve PKK’lı teröristleri affetme derdine düştüler.
Sonrasında ise İBB’de ahtapot benzeri bir yapı olduğunu iddia edip bir çok masum insanı mağdur edecek şekilde kumpaslar kurdular ama aranan ahtapotu İBB’de bir türlü bulamadılar.
Sonrasında dehşetengiz bir ahtapotun iktidar cenahında ortaya çıkması ise resmen kadersizlik derim...
Sanırım Ekrem İmamoğlu ve yoldaşlarının ahı bunları tuttu kimi neyle itham ediyorlarsa dönüp başlarına geliyor.