Kadim kültürümüzün eşsiz bir unsuru olan Nasrettin hoca fıkraları insan tamahını ve zaaflarını dahice eleştiren anlatılar içerir, aşağıdaki fıkra da bu gibi durumların eşsiz bir örneğidir.
Nasrettin Hoca bir gün komşusundan büyük bir kazanı ödünç ister. Komşusu da memnuniyetle kazanı verir. Hoca işini bitirdikten sonra, kazanın içine küçük bir tencere koyarak komşusuna geri götürür.
Komşusu tencereyi görünce şaşırır:
- "Hoca efendi, bu tencere nedir?" diye sorar.
Hoca büyük bir ciddiyetle cevap verir:
- "Gözün aydın komşu, senin kazan bizdeyken doğurdu! Bu da onun yavrusu."
Komşusu bu işe çok sevinir. İşin mantıksızlığını hiç sorgulamadan, "Hoca haklıdır" diyerek tencereyi seve seve kabul eder.
Aradan zaman geçer, Hoca bir gün komşusundan kazanı tekrar ödünç ister. Komşusu, yine doğurur umuduyla kazanı bu kez daha da büyük bir hevesle Hoca'ya verir. Ancak aradan haftalar geçmesine rağmen Hoca kazanı geri getirmez.
En sonunda beklemekten usanan komşu Hoca’nın kapısına dayanır:
- "Hoca, bizim kazan ne oldu? Epey zaman geçti, geri getirmedin" der.
Hoca üzgün ve mahcup bir yüz ifadesiyle iç geçirir:
- "Ah komşu, sorma... Senin kazan sizlere ömür, öldü!" der.
Komşu öfkeyle bağırır:
- "Yahu Hoca, hiç kazan ölür mü? Demir parçasının canı mı var ki ölsün?"
Hoca hemen cevabı yapıştırır:
- "Be hey aklıevvel uyanık adam! Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da, öldüğüne neden inanmıyorsun?"
Şimdi durduk yerde bu fıkra da nereden aklına geldi? Diye soracaksınız, efendim sınıf arkadaşım ekonomist Uğur Gürses sosyal medya hesabından şu paylaşımı yapmış; “SPK 7 portföy şirketinin kurucusu olduğu fonları TEFAS'ta işlemlere kapatma ve 130 fonu tasfiye kararı almış. İçeride kalanlar elde ne kalmışsa alacaklar; kazanın doğurduğuna inanlar, öldüğünü de kabul etmek zorunda. ”Demiş ve “Sorun şurada duruyor; bu hale gelmesine izin veren ve önlem almayı savsaklayan önceki SPK yönetimi ve bu fonları bu hale getiren fon kurucu ve yöneticileri idari ve adli soruşturma konusu yapılacak mı?” Diye eklemiş...
Bu noktada müsaadenizle Uğur’a ek olarak bende bir Nasrettin Hoca fıkrası anlatayım:
Nasrettin Hoca bir gün oğlunu çeşmeden su getirmesi için yanına çağırır. Eline boş bir testi verir ve çocuk daha yola koyulmadan önce aniden oğlunun suratına okkalı bir tokat atar.
Ardından da arkasından bağırır:
- "Sakın testiyi kırma, dikkatli yürü!"
Bu durumu gören komşuları şaşkınlık içinde Hoca’nın etrafına toplanır ve hemen itiraz ederler:
- "Yahu Hoca, günah değil mi küçücük çocuğa? Ortada hiçbir suç yokken, daha çocuk testiyi kırmadan niye tokat attın?" diye sorarlar.
Nasrettin Hoca her zamanki hazırcevaplığı ve bilgeliğiyle gülümseyerek şu tarihi cevabı verir:
- "Testi kırıldıktan sonra tokat atmanın ne anlamı kalır? Önemli olan testi kırmadan önce önlem almaktır. Testi kırıldıktan sonra ağlamanın da, ceza vermenin de kimseye faydası olmaz."
Şimdi tabiri caizse testi kırılmış bulunuyor; 16 Eylül 2026 itibarıyla, TEFAS’ta listelenen fonların portföy büyüklüklerini esas aldığımızda, bahse konu 7 portföy yönetim şirketinin yönettiği toplam fon büyüklüğünün yaklaşık 1,107 trilyon TL seviyesinde ulaştığı ve yüz binlerce yatırımcının bu fonlara yatırım yapmış olduğu görülmektedir.
Peki, esas iş yatırımcıyı korumak, aldatılmasını, dolandırılmasını önlemek olan kurumlar zamanında ne yapmış, hangi önlemleri almış?