Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmesinde, milletin hakkına, malına ve hukukuna el uzatanların karşılarında devleti bulacağını söyledi.
Erdoğan, şöyle dedi:
“Biz başkaları gibi hak yiyenlere arka çıkmayız, aramızdaki fark budur! İster piyasa manipülasyonu ile ister borsa oyunları ile ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun her kim milletin hakkına, malına, hukukuna el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur. Kimse bizi başkalarıyla karıştırmasın. Kimse bizi milyarlarca liralık yolsuzlukları savunmak için meydan meydan dolaşanlarla mukayese etmesin. Biz onlara benzemeyiz. Bizim kırmızı çizgimiz aziz milletimizdir. Sermaye piyasalarının doğası gereği son derece dikkatli hareket ediyoruz, kapatılan fonların tasfiye süreciyle ilgili çalışmalar titizlikle yürütülüyor. Sermaye piyasalarımızın işleyişini çok daha sağlıklı hale getirecek idari ve hukuki düzenlemeleri inşallah süratle hayata geçireceğiz. Yarın ekonomi kurmaylarımızla, sorumlu kurumlarımızın yöneticileriyle bir araya geleceğim. Hukuk devleti sınırları dahilinde gereken her türlü adım atılacak.”
***
Erdoğan böyle diyor ama AKP iktidarı döneminde uzun yıllar milletin hakkına, hukukuna ve malına el uzatıldı.
Ergenekon, Balyoz ve Casusluk davalarının “orduya kumpas” olduğunu Erdoğan da kabul etti ve FETÖ ile mücadelede geç kalındığını belirterek öz eleştiri yaptı.
Erdoğan; Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit gibi farklı görüşten siyasetçiler ve devlet adamlarının yanı sıra kendilerinin de geçmişte iyi niyet ile bu yapıya destek olduklarını söyledi.
“Bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökmemiş olmanın üzüntüsü içindeyim” diyen Erdoğan, “Bundan dolayı hem Rabbimize hem de milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyorum. Rabbim de milletim de bizi affetsin.” diye af diledi.
Pek ama hakkı hukuku çiğnenen, üzüntü ve stresten kalp krizi veya beyin kanamasından ölen, zamanında tedavi edilmediği için cezaevinde ölen veya haksızlığa karşı çaresiz kalıp intihar eden, bütün özlük haklarından mahrum edilerek ailesini geçindiremeyecek duruma düşen Türk subaylarının hakları tazmin edilebilir mi?
***
Şimdi ise özellikle Ekrem İmamoğlu ve diğer CHP veya Yeni Partili belediye başkanları hakkındaki davalar da “kumpas” ise ne olacak?
Ortada Erdoğan’ın da kabul ettiği bir büyük kumpas var. Üstelik kumpas yargı eliyle Türk ordusuna kurulmuştu. AKP da bu kumpasa sonuna kadar destek vermişti. Erdoğan, “davanın savcısıyım” demişti.
CHP ve Yeni Partili başkanlarla ilgili güncel davalarda, henüz mahkûm olan yoktur. Bir kişiye “nezaketsiz” dedi diye İmamoğlu hakkında hapis ve siyaset yasağı kararı verildi ama bu kararın hukuka uygun olduğunu söylemek mümkün değildir.
Ayıca fon vurgununun arkasından çıkan AKP kadroları, ifade vermeye bile davet edilmedi ama gazeteci Fatih Ergin, evinde ölü bulunan kişinin unvanını yanlış yazdı diye bu gerekçeyle tutuklandı! Ergin, hatayı düzeltti ama bu bile dikkate alınmadı.
Burada bir gazetecinin şahsında milletin hakkı, hukuku zedelenmiş olmuyor mu?
Bütün bu süreç bittikten sonra “Rabbim de milletim de bizi affetsin." demenin hukuken bir anlamı olur mu?
***
AKP kadroları, fondan nemalanırken, emekliyi açlığa mahkûm etmek, milletin hakkını, hukukunu çiğnemek olmuyor mu?