Kılıçdaroğlu yandaşlarına bakarsanız Özgür Özel ve yoldaşlarının yönetiminde CHP’yi yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet sarmış Kılıçdaroğlu’da bu gayrimeşru işleri temizlemeye gelmişmiş...

Yahu akıl var izan var Kılıçdaroğlu’nu son yerel seçimlerde ve neredeyse tüm anketlerde AKP’yi geçerek Türkiye’nin birinci partisi olan CHP’nin başına kayyum olarak atayan kim?

Hiç şüphesiz ki iktidar...

İktidar partisi AKP deli mi gerçekten de CHP’yi yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet vb. gayrimeşru ve ahlaksızca işlere bulaştıran bir yönetim varsa bu yönetimi görevden uzaklaştırsın da bu işleri temizleyecek birini göreve getirsin?

Aklın yolu birdir, böyle bir durum gerçek olsa iktidar partisi tam tersine bir yönetim değişikliğine asla asla destek vermez, yönetimin suçlarını kanıtlayarak suça bulaşanları mahkûm eder ve halkın bu partiye destek vermekten vaz geçmesini sağlardı değil mi?

Sonuçta halkın yasa dışı ve ahlaka mugayir işler yapan, suçlu olduğu kanıtlanmış kişilere ve bu kişilerin yönettiği bir siyasi partiye destek vermesi akla mantığa aykırıdır değil mi?

Ana muhalefet partisi olan CHP’yi yerle yeksan edip iktidar alternatifi olma tehdidine son vermek dururken iktidar neden CHP’yi temizleyip halkın seçimine mazhar olmasını istesin ki?

Elbette istemez...

Bu durumda 367 şaklabanlığından bile daha açık bir hukuksuzluk ile Kılıçdaroğlu’nun kayyum olarak CHP’nin başına getirilmesinin “arınma” ya da “temizlik” gibi bir gerekçe ile zerrece ilişkisi olamaz!

Peki, bu durumda iktidar neden ve hangi amaç ile Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına getirmiş olabilir?

Aslında neden aşikar: İktidar Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına getirdi çünkü bu şekilde CHP’nin bölünmesini ve iktidara alternatif olmasını engellemek istiyor.

Bu çerçevede kayyum Kemale verilen görev; 50 yıl sonra CHP’yi Türkiye’nin birinci partisi haline getiren ekibi tasfiye etmek, CHP’de kalanlar ile CHP’den ayrılanları sonu gelmez tartışmaların içine atarak muhalefet güçlerini törpülemektir.

Ayrıca iktidar ya da muhalefet seçmeni olması pek fark etmiyor halk Ekrem İmamoğlu ve yoldaşlarına yönelik iddialara inanmıyor, davaları siyasi bulup ciddiye almıyor.

Kayyum Kemal ve yandaşlarının yapacakları sözlü ya da yazılı açıklamalar ile iktidarın iftiranameler ve gizli tanık ifadeleri üzerine inşa edilmiş davalara inandırıcılık kazandırması da bekleniyor, “aklansınlar da gelsinler”, “arınacağız”, “temizleneceğiz” söylemleri hep bu amaca yönelik olarak belirlenmiş sloganlardır.

Neticede her şey seçim odaklı ve oy kazanmaya yönelik bu yüzden de algı oluşturulması gerekiyor.

Aslında iktidarın da kayyum Kemal’in de asıl beklediği tepki Özgür Özel ve arkadaşlarının CHP’de kalıp sonu gelmez bir hukuk girdabında debelenmeleri, Kılıçdaroğlunu kurultayda yenmeye çalışmalarıydı.

Özgür Özel ve kurmayları beklenmeyeni yaptı!

Son derecede akıllıca hareket edip bu tuzağa düşmediler, çok hızlı tepki verdiler ve cesurca davranarak yapabilecekleri en akıllıca şeyi yaptılar gittiler Yeni Parti’yi kurdular ve bu parti çatısı altında muhalefet yapmaya başladılar.

Bu saatten sonra artık karar seçmenindir, önemli olan seçmenin akıllıca davranıp oyunu görüp bu tezgâhı bozup bozmayacağıdır.

Şu ana kadar seçmenin tepkisi bu oyunu gördüğünü gösteriyor, bu devam ederse kayyum Kemal’in iktidar ile işbirliği yapıp kurduğu kumpas boşa çıkar.

Yok eğer seçmen doğru tepkiyi veremez oyuna gelirse Türkiye’de şu anda yürürlükte olan sistem tam bir tek parti diktatörlüğüne dönüşebilir ve o noktadan geri dönülmesi ve demokrasinin yeniden tesis edilebilmesi ise çok ama çok zor olur, çok ama çok uzun zaman alır.

Ben bu memleketi seven otokrasiye karşı demokrasiyi savunan her Türk aydınının kurulan bu kumpası görmesini ve hiç korkmadan, hiç çekinmeden halka anlatmasını umuyorum. Demedi demeyin demokrasiyi kurmak ve korumak kolay değildir, ciddi bir mücadele vermeyi gerektirir, hiç bir aydın bu sorumluluktan kaçmamalıdır.