“Gerekli önlemler alınacak”…

Yine aynı nakarat!..

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okul saldırıları…

Ciğerimiz yine yandı!..

Toplumsal çürümenin, büyük ahlaki çöküşün ve eğitim sisteminin yap-boz tahtasına çevrilip alabildiğine laçkalaştırılmasının büyük acı bedellerini ödüyoruz!.. Ve bu kafayla devam edersek ödemeye de devam edeceğiz!..

Beylik toplantılarla, toplumun gözünü boyamaya yönelik beylik polisiye tedbirlerle çürümenin, büyük tehlikenin önüne geçmek mümkün mü?..

Türkiye’de internet kullanımının yaygınlaşmaya başladığı 2004 yılında internet erişimi olan kullanıcıların yüzde 68,8’i interneti e-posta alıp göndermek, yüzde 40,5’i chat platformları için kullanıyordu. 2005 yılına geldiğimizde YouTube hayatımıza girmişti. 2006 ve sonrasında ise Twitter ve diğer bloglarla tanıştık ve adeta hayatımızın vazgeçilmez birer parçaları oldu. Ve bugüne kadar sosyal medya denen bataklık yüzünden ne toplumsal felaketlere şahitlik ettik, çocuklarımızı koruyamadık… Hepsinde de aynı nakaratı dinledik;

“Gerekli önlemler alınacak”…

***

Türkiye’de 2006 yılı, aynı bu günlerde olduğu gibi okullarda şiddet eğilimi ve olayların tırmandığı günlerdi… O zamanın AKP’li Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de ,” Okullardaki şiddet açısından Türkiye, Avrupa'nın en iyi ülkesidir. Avrupa ülkeleri içerisinde şiddetin en az olduğu ülke Türkiye'dir. Özellikle bazı basın organlarında meydana gelen olaylar neşredildiği zaman sanki bütün Türkiye'yi bulaşıcı hastalık sarmış şeklinde gibi bir endişe içerisinde olmayalım. Ama tekrar altını çiziyorum hafife de almayalım” diye boş nutuklar atıyordu. Yani; ciddiye alır gibi görüntü verip pansuman yapıyorlardı!..

Ve, o yıl, ”Çocuklarda ve Gençlerde Artan Şiddet Eğilimi ile Okullarda Meydana Gelen Olayların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla” Meclis Araştırması Komisyonu kuruldu. Hakkını teslim etmek gerek, TBMM Araştırma Komisyonu çok ciddi çalıştı ve yüzlerce sayfalık harika bir rapor hazırladı. Ne yazık ki; Türkiye geleneği olarak o raporda bir daha kapağı hiç aralanmamak üzere Meclis’in tozlu rafları arasındaki nadide yerini aldı!..

***

TBMM Araştırma Komisyonu’nun raporundaki, tespitler ve öneriler dikkate alınıp gerekli çalışmalar eksiksiz yapılsaydı ne olurdu?.. O rapordan bazı alıntılar yapıp, sorunun cevabını sizlere bırakalım…

Raporun ÖNSÖZ’ünden;

-Şiddet, özellikle son yıllarda dünyada ve ülkemizde sadece şiddeti uygulayan ve şiddet ile karşılaşanları değil toplumun her bireyini dolaylı ya da doğrudan etkileyen çağımızın en önemli toplumsal sorunlarından biridir.

Türkiye’de şiddet ve şiddete bağlı sorunların hızla artması ve bu kapsamda, şiddet olaylarının çocuk ve gençleri de içine alan bir problem hâline gelmesi; karar vericilerin, hizmet sunucuların, ailelerin ve toplumdaki her bireyin ivedilikle bir şeyler yapması zorunluluğunu ortaya koymaktadır.

***

-“Silah Taşıma ve Çete Üyesi Olma” başlığından;

Gençlerin %9,2’si delici-kesici alet taşımakta (erkeklerin %13,1 ve kızların %4,3), ateşli silah taşıma %5,9 (erkeklerde %8,5 ve kızlarda %2,6) ve çete üyesi olma %7,7 (erkeklerde %10,6 ve kızlarda %4,1), şeklinde bulunmuştur. Şiddet davranışlarında önemli bir etken olarak tespit edilmiştir.

Gençler arasında yaralanma ve şiddet davranışları açısından riskli davranışlar oldukça yaygındır. Her 10 gençten biri delici-kesici alet, her 20 gençten biri ateşli silah taşımakta ve her 12 gençten biri de çete üyesidir. Bu tablo gençlerin şiddet ile ilgili ortamlarda bulunduklarını göstermektedir.

  • Gençlerin silaha ulaşmalarının engellenmesi, toplumda genel olarak silaha ulaşma ile ilgili yasal durumun güçleştirilmesi ile sağlanabilir. Toplumdaki bireylerin silah sahibi olmalarının azaltılması gençlerin silaha ulaşmasını sınırlandıracaktır. Bu konu ile ilgili değerlendirmelerin yapılması ve önlemlerin ivedilikle alınması gerekmektedir.
  • Gençlerin silah ve şiddet arasındaki ilişki konusunda bilgilendirilmesi gerekmektedir.
  • Toplumda silaha bakış açısının değerlendirilerek, “silah” taşıma ve bulundurmanın “şiddet” nedenleri arasında yer aldığının vurgulanması gerekmektedir.
  • Evlerinde silah bulunduran ebeveynlerin, silahların evden çıkmasını sağlamaları gerekmektedir. Ebeveynler, evden silahı uzaklaştırmıyorlarsa çocuklarının silah bulundurdukları konusunda bilgi sahibi olmamalarını ya da ulaşmalarını engelleyici tedbirleri almaları gerekmektedir.
  • Okullarda silah taşıma ve çete etkinliklerinin olma durumunun izlenmesi gerekmektedir.

***

-Öneri ve sonuç bölümünden;

-Çocuk ve Gençlerde Şiddetin Azaltılmasına Yönelik Müdahale Programları Planlanmasına Katkı Sağlayacak Bulgular

Çalışma bulguları çocuk ve gençlerde şiddetin önlenmesine yönelik programların nerelerde, hangi kaynak ve yöntemler kullanılarak yapılabileceği konusunda da önemli veriler sağlamıştır;

  1. Cezaevine girmeden önceki yaşamlarında çocukların, boş vakitlerini ağırlıklı olarak arkadaşları ile gezerek, daha az sık olarak da erkeklerin kahve/internet kafeye giderek, kızların ise gazete/dergi okuyarak geçirdikleri saptanmıştır. Boş vakitlerinde “ders kitabı dışında kitap okuma” ya da “kültürel aktivitelere katılma” oranları istenenin altındadır. Çocuk ve gençlerin boş vakitlerini kendilerine olumlu yaşam becerileri kazandırabilecek, spor ve kültürel faaliyetlere ağırlık veren tarzda, değerlendirebilmeleri için gerekli ortam ve fiziksel şartların sağlanması çocuk ve gençler arasındaki şiddet davranışlarının azaltılmasına katkıda bulunacaktır. Bu faaliyetlerin içerik ve niteliklerinin belirlenmesine yönelik araştırmalar yapılarak, toplumda çocuk ve gençlere yönelik boş vakit değerlendirme olanakları artırılmalıdır.

Çocukların zamanlarını hangi ortamlarda nasıl geçirdikleri hakkındaki bu tür bilgiler çocuklarda şiddetin önlenmesine yönelik müdahale programlarında çocukların bir arada bulunabileceği mekanlar ve aktarılmak istenen mesajların yayılabileceği kaynaklar hakkında yol gösterici niteliktedir ve değerlidir. Öte yandan, çalışmanın niceliksel vasfı ve cevapların kapalı uçlu olarak alınması gerekliliği, çocukların arkadaşları ile zaman geçirirken neler yaptığı, birbirlerini etkileme özellikleri; internet kafelerdeki etkilenimleri ve ilişkileri, internette hangi siteleri kullandıkları; ya da okudukları gazete ve dergilerde ilgilerini çeken konular benzeri bilgilerin alınmasına olanak tanımamıştır. Bu tür detaylı bilgilerin alınmasına yönelik ileri araştırmalar yapılması değerli olacaktır.

  1. Kişilerin, şiddetin sık olduğu ortamlara katılımını kolaylaştıran veya şiddete katılımı doğrudan etkileyebilecek “risk” özelliklerinin çalışılan gruplardaki yaygınlığının saptanması ve zaman içinde takibi, ilgili toplumların şiddete “duyarlılığını” tespit etmede önem taşır. Çalışma grubundaki çocukların %40’ının sigara içtiği; %30 kadarının kumar ve/veya şans oyunu oynadıkları; cezaevi dışında iken %40’ından fazlasının delici-kesici alet taşıdığı ve yaklaşık 3 kişiden birinin ateşli silah taşıdığı saptanmıştır. Suç işlemiş çocuklar grubundaki bu “yüksek” hızlar, tespit edilen bu özellikler ile şiddet ve suç arasındaki ilişkiler hakkındaki ön bilgilerimizi destekler özellikte olup, çocukların şiddete karşı korunma programlarında bu tür “riskli” davranış alışkanlıklarının azaltılmasının önemini vurgular niteliktedir. Çalışmada çocuklar, silah taşımalarının altında yatan ana sebebi “ortamın güvensiz olmasına” bağlamışlardır. Bu anlamda, çocukların yaşadıkları sosyal çevrenin (toplum bazında) iyileştirilmesi; emniyet güçleri, okul idarecileri ve ailelerin çocukların “güvenli” bir ortamda yaşamaları için çaba harcamaları, gerekli önlemleri almaları ve bir problem ile karşılaştıklarında bunu kendilerine danışarak veya yardım isteyerek çözebilecekleri güvencesini vermeleri önem taşımaktadır.

***

-Bu bulgular ışığında,

Şiddet olaylarının ve suça itilmenin yasaklar konarak ya da ceza vererek değil; çocukların ihtiyaçları ve şikayetlerinin dinlenmesi, çözüm önerileri geliştirirken çocuk ve gençlerin “birey” olarak görüş ve katkıları ile bu sürece aktif katılımlarının sağlanması çalışmaların etkisini artıracaktır.

Şiddet uygulayan, suç işleyen veya bunlara yatkınlığı olan gruplarda bu tür davranışları önleme ve müdahale çalışmalarında başarı için ülkenin psikolojik, ekonomik, kültürel ve siyasal ihtiyaçları gözönünde bulundurularak, ülkeye özel modeller oluşturulması, geliştirilmesi, uygulanması ve sonuçlarının düzenli olarak değerlendirilip, gerekiyorsa etkinliği artırma yönünde yenilenmesi doğru olacaktır. Bu modellerin geliştirilmesinde, bu çalışmada olduğu gibi, ülke tabanlı verilerin toplanması, niceliksel ve niteliksel araştırmalar ile risk faktörleri ve müdahale etkinliklerinin başarılarının değerlendirilmesi, etkinliklerin kanıta dayalı olarak yapılmasını sağlayacak ve başarıyı artıracaktır. Son olarak, şiddet ile mücadelede başarı için “ön koşul”, disiplinler arası ortak bir anlayış, tutum ve çalışma sergilenmesi ve çalışmalarda süreklilik sağlanması olmalıdır.

***

Rapor ortada…

“İvedilikle” ne yapıldı?..

Bol şekilli ve görüntülü toplantılar… Üst perdeden atılan nutuklar… “cek”ler “cak”lar… Bugün; anneler-babalar kan ağlıyor. Pişkin yöneticiler ise ballı koltuklarında sefa sürmeye devam ediyor!..