MHP Genel Başkanı, hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin hayatına “prompter” dediğimiz cam aynalardan yazılı metinleri okuyarak konuşma işi çook sonralarda girdi. İlk başlarda epey tökezledi. Sonraları alıştı… Doğrusunu söylemek gerekirse cam levhalardan bakarak yaptığı konuşmalar, monoton hitabetine heyecan kattı. Prompter dönemi öncesi elindeki kağıtlara baka baka yaptığı konuşmalarda havaya şaplaklar atamıyordu. “Hazır ol” da bekleyen mebuslarını havalara zıplatarak alkışlatması çok güç oluyordu. Cam levhalar, hareketin liderine ve de emrindekilerine dinamizm getirdi.
Hareketin lideri Devlet Bahçeli, gerek kağıttan gerekse prompterdan okuduğu hazır metinlere milimi milimine sadık kalır. Çok nadir metin dışına çıkar. Bahçeli, dünkü konuşmasında bu sınırın dışına bir çıktı pir çıktı!.. Devlet Bahçeli, formatlanmış “çözüm süreci”ne yönelik mesajlarında yasal düzenlemelere işaret ederken, "Oyalanmaya ve oyalamaya gerek yoktur" dedi. Ve de işin doğası gereği bu da anına manşetlere taşındı.
Bu, yazılı kutsal(!) metnin dışına çıkışın perde arkası bölümüne ilerleyen satırlarda geçeceğim. Doğal akışa göre devam edelim;
Devlet Bahçeli’nin geçen haftaki Meclis grup toplantısını baştan sona dinledikten sonra gazetemizin internet sayfaları için kaleme aldığım “SICAK ANALİZ” de şunları belirtmiştim;
“Hareketin lideri Devlet Bahçeli’de Öcalan’ın asistini hemen değerlendirdi ve şunları söyledi;
(Gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için uygun iklim oluşmuştur. Bundan sonraki ilk hedef amaca hizmet edecek yasaların hızla çıkarılmasıdır.)
Fotoğraf gayet net!.. Terörist başı Abdullah Öcalan “gaza basın” dedi, Devlet Bahçeli, ayağını frenden çekti…”
***
Hareketin lideri Devlet Bahçeli, dünkü Meclis grup konuşmasıyla da gaza köküne kadar basmış oldu. Hem de Cumhur İttifakı’nın büyük ortağını aleni tehdit ederek!..
“Oyalanmaya ve oyalamaya gerek yoktur”…
İşte, Bahçeli’den bu şok çıkış, ne gazetecilere dağıtılan konuşma metninde ne de partinin resmi internet sitesine konulan metinde vardı. Dikkatlice kontrol ettim. MHP’nin resmi sayfasından alıntıladığım konuşmanın ilgili bölümünü sizlere sunayım;
“…‘Terörsüz Türkiye’ milletimizin özlemle beklediği bir gelişme, daha müreffeh ve huzurlu bir geleceğin müjdesi, kalıcı barışın, umudun, Lider Ülke Türkiye’nin habercisidir.
Bugün gelinen noktada, yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir.
Dünyanın ve bölgemizin ciddi kırılmalarla, risklerle ve jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde; kendi iç bünyemizin tahkimi, milli birliğimizin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması, ertelenemez bir zaruret halini almıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu süreçte aldığı inisiyatif, millet adına son derece dikkatli, son derece titiz ve sorumluluk bilinci yüksek bir şekilde yürütülmektedir.
Bu tabloyu yakından takip ediyor, yapılan çalışmaları yakından izliyor ve gereken her hassasiyetin gösterilmesini elzem görüyoruz.
Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir…”
***
“Değildir” den sonra üç nokta koyduğum satırın hemen ardından Bahçeli, yazılı metnin dışına çıkarak (konuşmanın 26’ncı dakikasında) gayet yüksek ve hiddeti bir tonda “oyalanmaya ve oyalamaya gerek yoktur”u ekleyiverdi!.. Bahçeli devamında da hiddetini şöyle sürdürdü;
“Biz diyoruz ki: Barış; teslimiyet değildir.
Barış; taviz değildir.
Barış; milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir.
Barış; adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür.
Türkiye Cumhuriyeti, köklü kardeşliğin, güçlü geleceğin, ortak kaderin ve sarsılmaz birlik ruhunun en sağlam teminatıdır.
Bu teminat, dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır; yarın da ilelebet payidar kalacaktır.
Ve ben bir kez daha söylüyorum: Bu aziz milletin birliğini bozmaya, kardeşliğimizi zedelemeye kimsenin gücü yetmeyecektir!
Bu ruh yaşadıkça;
Ne fitne kazanacak,
Ne ihanet galip gelecektir.”
***
Son zamanlarda, Devlet Bahçeli’nin konuşmalarında dikkatimi çeken başka önemli hususta Tayyip Erdoğan methiyeleri ile ilgili… Bahçeli, Erdoğan’a ve liderliğine çok sık vurgu yapar ve onu adeta yere göğe sığdırmaz bir çerçeve çizerdi. Geriye doğru son 3 grup konuşmasında Bahçeli, Erdoğan’dan sadece birer kez bahsetti. Ha keza, Cumhur İttifakı vurgulamaları da aynı düşük ton ve oranda. Dünkü konuşmada, dikkat çeken diğer bir hususta, CHP’ye yönelik eleştirilerde… Devlet Bahçeli, daha önceki konuşmalarında göre CHP’ye bu kez daha hafif bir tonda yüklendi.
Bahçeli, CHP’yi eleştirirken, “ yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar” demesi gerisi merakla beklenmesi gereken bir çıkıştı!..
Acaba “doğru kişi” kim?..
***
"Oyalanmaya ve oyalamaya gerek yoktur"
Devlet Bahçeli’ye yakın MHP’de üst düzey bir kaynağıma mesajın manasını sordum. Aldığım yanıtı aynen aktarıyorum,
“Bu AKP iktidarına son uyarıdır. Devlet Bey sadece kendi başına konuşmuyor. Devlet içindeki bileşenlerin de sözüdür bu. Elinde, şu anda önemli bir takım bilgiler var ki metin dışına çıkarak bu sözü söylüyor. Ayrıca DEM Partili Pervin Buldan’ın AKP’ye yönelik ‘MHP sizden daha net’ sözünü de burada unutmamak gerekiyor.
Devlet Bey son dönemde milliyetçi siyaseti merkeze çekmeye çalıştı, bir noktaya kadar da başarılı oldu. ‘Bundan sonra yolumuza biz devam ederiz’ diyor. Yakın çevresine yaptığı bir değerlendirmede ise ‘toplum ayakta kalacak durumda değil, önlemler alınmalı’ dedi. Bunun nedeni, AKP çevresinden duyduğu rahatsızlık. Menfaat, yolsuzluk, hırsızlık düzeninden rahatsız olduğunu saklamıyor. Bunu AKP’lilerde biliyor.
Şimdi bilemiyoruz ama bu ileriki günlerde önemli, tarihi bir konuşma olarak kayıtlara geçebilir. Sadece Devlet Bahçeli’nin tepkisi de değil bu, devlet bileşenlerinin net mesajı.”