Bazı olup bitenleri anlamlandırmakta zorluk çekiyor olabilirsiniz.. Haksız da sayılmazsınız… Siyasal İslamcılık kafası ile Türkiye’nin içine düşürüldüğü Büyük Ortadoğu Projesi girdabında nereye doğru sürükleneceğini kestirebilmek çok zor!.. “ Acaba, ülkeyi bataklıktan kurtarabilir mi?” diye düşündüren bazı hamlelere şahit oluyoruz ancak BOP eş başkanları ve onlarla gönüllü ittifak kuranların samimiyetinden şüphelenmemek de elde değil. Hele, geleceğe güvenle bakmak hiç mümkün değil!..
Ülkenin zaten alabildiğine karışık olan kafası daha da çok karıştırılıyor!..
Sis perdesine aralayabilmek için biraz gayret gösterelim o zaman…
Önceki günden başlayalım;
-TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş;
“Büyük Ortadoğu Projesi’nin ne anlama geldiğini görmeden İsrail’in bu saldırgan hedeflerini anlamak mümkün değildir. Eğer Ortadoğu’da siyaset yapıyorsanız Büyük Ortadoğu Projesi’nin bütün teferruatını da çok iyi anlamak durumundasınız”
***
-Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Prof. Dr. İlyas Topsakal, parti lideri Devlet Bahçeli’nin “ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı Türkiye’nin Rusya ve Çin’le (TRÇ) ittifak kurma” önerisi doğrultusunda Moskova’da görüşmeler yaptığını açıkladı.
Rus Vedomosti gazetesinin sorularını yanıtlayan Topsakal, “Türkiye’nin Rusya ve Çin ile ittifak kurması gerektiğine ilişkin öneriyi iletmek amacıyla, partimizin lideri Devlet Bahçeli bana Moskova’ya bu ziyareti gerçekleştirme ve siyasi partiler, bürokratlar ve entelektüellerle görüşmeler yaparak girişimin içeriğini ayrıntılı şekilde anlatma görevini verdi” dedi.
Moskova’da fikirlerini gazetecilerle de paylaşmaya çalıştığını belirten Topsakal, “Üç ülke arasında sağlanacak yakınlaşma yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik açısından da kritik bir rol oynayabilir. Küresel dengelerin değiştiği bir dönemde Türkiye’nin alternatif ortaklıklar geliştirmesi gerekir” diye konuştu.
Gazeteye göre, MHP Genel Başkan Yardımcısı, “partisinin 2028 seçimlerinde AKP ile koalisyonunu sürdürmesinin gayri resmî şartının bakanlık makamları değil, Rusya ve Çin ile iş birliğine yönelik bir programın kabul edilmesi olduğunu” söyledi.
Vedomosti Topsakal’ın ziyareti için şunları yazdı:
“MHP’li üst düzey isim bir Moskova’da. Türkiye’nin yönü mü değişiyor? Türkiye siyasetinde dikkat çeken bu diplomatik temas, dış politikadaki yön tartışmasını yeniden alevlendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidar blokunun ortağı olan MHP, son dönemde Rusya ve Çin ile daha yakın ilişkiler kurulmasını savunan çıkışlarıyla öne çıkıyor. Bu çerçevede MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal’ın mart ayında Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret Ankara’nın dış politika dengelerine ilişkin yeni mesajlar içeriyor.”
***
MHP’li İlyas Topsakal’ın sessiz sedasız yaptığı Moskova ziyareti, Rus basını raket olarak kullanılarak neden bugün duyuruluyor?..
Zaman makinasında geriye doğru gidelim…
28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanı seçiminden sonra Devlet Bahçeli’nin yaptığı değerlendirme;
“Önümüzdeki günlerde çok şey değişecektir, her şey değişecektir. Öyle gözüküyor. İnşallah Türkiye değişmez.”
Devlet Bahçeli’nin 18 Eylül 2025’te yaptığı yazılı açıklama;
"Dünyaya meydan okuyan ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı akla, diplomasiye, siyasetin ruhuna, coğrafi şartlara ve yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek 'TRÇ' ittifakının inşa ve ihya edilmesidir. TRÇ ittifakının da Türkiye, Rusya ve Çin'den müteşekkil olması arzu ve önerimizdir."
Derinlerde bir şeyler oluyor ama ne oluyor?..
Soruyu MHP’de üst düzey bir kaynağıma yönelttim. Aldığım cevap;
“ İlyas Topsakal’ın Moskova ziyareti yapması ve bu ziyaretin basına duyurulması iç ve dış politika açısından önem taşır.
İç politika açısından bakarsak, Cumhur ittifakında kavganın, anlaşmazlığın büyüdüğü ortada. Devlet bey, AKP’siz alternatifler üzerinde duruyor. İlk olarak merkezde konumlanıp siyaseten güçlü bir pozisyon almak istiyor. Bütün sağ seçmeni partiye çağırma hazırlığında, hatta merkezde yer alan seçmeni. Bu nedenle Devlet Bahçeli, cemaatlerden duyduğu rahatsızlığı, siyasal İslam’dan duyduğu rahatsızlığı gizlemiyor. Buna paralel içeride temizlik yapıyor. Böylelikle seçmenin ve kamuoyunun karşısına yeni bir vitrin ile çıkacak. Devlet bey, Türk coğrafyasının İran dahil Rusya ve Çin olmadan ayakta durmasının da zor olduğunu biliyor. Sonuçta MHP kendini yeniliyor, iç politikada pozisyon alıyor, bunları yaparken de devlet bileşenlerinin istediği konuma zemin hazırlıyor. Bunların olmasının temel nedeni ise Türkiye İsrail savaşının er ya da geç çıkacak olması. Türkiye batı dışında kendine ittifak oluşturuyor.”
***
Olup bitenleri bir de işin uzmanına MHP’de milletvekilliği yapmış, grup başkanvekilliği görevini de yürütmüş Kutlu Parti Genel Başkanı Yusuf Halaçoğlu’na sorduk. Halaçoğlu, YENİÇAĞ’a şu değerlendirmeyi yaptı;
“Cumhur İttifakı’nı iç politika ya da dış politikada ne yaptığını tam olarak anlamak mümkün değil. Savaş nedeniyle ittifak partileri ve iktidar partisi tamamen ne yaptığını bilmeyen bir görüntü veriyor.
ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşta bir taraftan İran’ın attığı füzeler nedeniyle Arap ülkelerinin yanında duruyorlar, ABD’nin istediğini yapıyorlar, öte yandan ‘İran ile barışın’ diyorlar. İsrail ile ticareti de tüm hızıyla sürdürüyorlar. İran’ın karşısında yer alan Ukrayna devlet başkanı ile görüşüyorlar. ABD’nin istediklerini yaparken, diğer yandan ‘İran ile barış yapın’ diyorlar. ABD ve NATO’nun yanında yer aldı iktidar. ABD geldi Yunanistan’a üsler kurdu. Ne dedi iktidar? ABD, F-35 ve F-16 savaş uçaklarını verdi mi? Hayır. Gidip İngiltere’den Eurofighter aldılar. Kısaca, dış politikada iç politika gibi tamamıyla çelişkiler ile dolu.
Aynı çelişki MHP’nin duyurduğu görüşmede de var. Rusya ve Çin ile temasları arttırıp orada bir ittifak oluşturmak çabası neden? Bunu kapalı kapılar ardında neden yapıyorsunuz? Bilinmesi gerekenleri en başından neden söylemiyorsunuz? Böyle bir ittifakın içinde yer aldınız diyelim, NATO ile ilişkiler ne olacak? Hepsi bir kenara Montrö antlaşmasını ne yapacaksınız?
Bunları anlatmamım nedeni, bu kadar çelişki içinde ne yaptıklarını ve ne yapacaklarını da bilmiyorlar. Bir de şu var; iç politika da o kadar sıkıştılar ki, bu arayışları yaparak, ekonomide çıkış arıyorlar. Ekonominin durumu ve özellikle petrol konusunda yaşanan sıkıntıları nasıl aşacaklarını bilemiyorlar.
Bir taraftan ABD ve yanındaki ülkelerin yanında olup, diğer taraftan İran’a yakın ülkeler ile görüşüp nasıl sonuç alacaklar? Bu bile ne yaptıklarını bilmediklerini ve birbirlerinden ayrı düştüklerini gösteriyor.”