Geçtiğimiz haftaki yazımda fon meselesinde yurt dışına çıkarılan paraların nasıl geri getirilebileceğine kısaca değinmiştim. Bugün ise konuyu biraz daha derinlemesine ele almak istiyorum.
Öncelikle şu hususu açıklığa kavuşturalım: Yurt dışına çıkarılan paraların geri alınması hukuken mümkün. Ancak paranın izinin bulunması, bulunduğu ülkede dondurulması, suçla bağlantısının ortaya konulması ve Türkiye’ye iadesi birbirinden farklı aşamalar.
Fon soruşturmasında ortaya çıkan bilgiler, meselenin yalnızca Türkiye’deki banka hesaplarından ibaret olmadığını gösteriyor.
Basına yansıyan MASAK tespitlerine göre, 24 Ağustos ve 1 Eylül 2026 tarihlerinde İsviçre’ye toplam yaklaşık 4,1 milyar lira karşılığı transfer gerçekleştirildi ve para hareketlerinin Lüksemburg, İngiltere, Dubai ve Britanya Virjin Adaları’na uzandığı iddia ediliyor.
Elbette her uluslararası para transferi hukuka aykırı değildir. Ancak soruşturmanın konusu olan işlemlerde, transferlerin amacı, gerçek yararlanıcıları ve suç gelirleriyle bağlantısı araştırılmak zorunda.
Peki, Türkiye bu paralara nasıl ulaşabilir?
Başvuru makamı
Öncelikle, ilk adres Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi değil, ilgili ülkelerin adli makamlarıdır.
Örneğin İsviçre bakımından süreç, Türkiye’de soruşturmayı yürüten savcılığın uluslararası adli yardım talebinde bulunmasıyla ilerler. Adalet Bakanlığı, 6706 sayılı Kanun çerçevesinde bu iş birliğinin merkezî makamıdır. İsviçre’deki muhatap ise Bern’de bulunan Federal Adalet Dairesidir.
Üstelik iki ülke arasında gerekli hukuki altyapı mevcut. İki ülke hem Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi’ne, hem de suç gelirlerinin aranması, el konulması ve müsaderesine ilişkin 1990 Strasbourg Sözleşmesi’ne taraf.
Dahası, İsviçre’deki banka gizliliği, ceza soruşturmalarında mutlak bir koruma sağlamıyor. Gerekli koşullar oluştuğunda banka kayıtlarına ulaşılması ve hesapların geçici olarak dondurulması mümkün. Acil durumlarda, resmî adli yardım talebi tamamlanmadan önce dahi geçici tedbir alınabilmesine imkân tanıyan mekanizmalar bulunuyor.
Burada MASAK’ın da önemli bir görevi var. MASAK, uluslararası mali istihbarat ağı Egmont üzerinden yabancı ülkelerdeki muadil kurumlarla bilgi paylaşabiliyor. Ancak mali istihbarat paylaşımı, tek başına paraya el konulması veya iade kararı anlamına gelmiyor.
Yani Hazine ve Maliye Bakanlığı/MASAK finansal istihbarat ve koordinasyon ayağında; asıl adli talep savcılık ve yargı makamlarından çıkıyor, Adalet Bakanlığı merkezi makam olarak İsviçre’ye iletiyor.
Mevcut süreç
Nitekim Adalet Bakanı Akın Gürlek, 6 Ekim’de İsviçre’ye gönderilen paraların geri getirilmesi amacıyla adli süreçlerin başlatıldığını açıkladı.
Bu önemli bir gelişme. Fakat adli sürecin başlaması, paraların dondurulduğu veya Türkiye’ye iadesinin güvence altına alındığı anlamına gelmiyor.
Şimdi kamuoyunun bilmesi gereken, İsviçre’den hangi tedbirlerin talep edildiği, hesaplarda ne kadar varlık tespit edildiği ve bu varlıklardan herhangi birinin fiilen dondurulup dondurulmadığıdır.
Çünkü uluslararası hukuk, suç gelirlerinin ülke sınırlarını aşmasıyla etkisiz hâle gelmiyor.
Asıl mesele, mevcut hukuki imkânların ne kadar hızlı ve etkili kullanıldığı.
Yurt dışına çıkarılan paraların geri getirilmesi mümkünse, artık yalnızca bu imkânın varlığını değil, somut olarak hangi adımların atıldığını ve ne sonuç alındığını konuşmalıyız.