MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, teröristbaşı Abdullah Öcalan için İmralı’da yapılan konuta ilişkin “villa” tartışmalarına yanıt verirken aslında akıllardaki en önemli sorulardan birine de kapı araladı.
Bahçeli’ye göre ufukta “erken seçim” yok. Ancak “yenilenebilecek seçim” var.
Bahçeli, seçim tarihine ilişkin yaptığı bu açıklamada, “Bunu ‘erken seçim’ olarak tanımlamamak lazım. Anayasa’ya göre yöntem şudur, yenilenmesi söz konusu olabilir seçimlerin. 14 Mayıs 2028’in öncesinde seçimlerin yenilenmesi söz konusu olabilir” dedi. Aynı açıklamada MHP’nin adayının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu da '3 hilal' göndermesi yaparak açıkça söyledi.
Peki seçimler nasıl yenilenecek?
Ve daha önemlisi, Erdoğan’ın bir kez daha aday olmasının önünü açabilecek 360 oy nereden bulunacak?
Yanıtın bir bölümü Anayasa’nın 116. Maddesi'nde, diğer bölümü ise bugünkü Meclis aritmetiğinde saklı. Gelin beraber bir bu matematiğe, bir de muhalefetin gerçeğine bakalım...
KİLİT RAKAM 360
Anayasa’ya göre TBMM, üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuyla Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin yenilenmesine karar verebiliyor.
600 milletvekili üzerinden hesaplandığında gereken sayı 360.
Bu rakam Erdoğan’ın yeniden adaylığı açısından ayrıca önem taşıyor. Çünkü Anayasa, Cumhurbaşkanının ikinci döneminde seçimlerin TBMM tarafından yenilenmesine karar verilmesi halinde Cumhurbaşkanına bir kez daha aday olma imkânı tanıyor.
Yani Cumhurbaşkanı’nın kendi kararıyla seçimleri yenilemesi ile Meclis’in seçimleri yenilemesi aynı hukuki sonucu doğurmuyor.
Erdoğan açısından kapıyı açan formül, Meclis’in 360 oyla seçimlerin yenilenmesi kararı alması.
Şimdi gelelim o 360 oya.
TBMM’nin 16 Eylül itibarıyla resmi sandalye dağılımında AK Parti’nin 280, MHP’nin 46 milletvekili bulunuyor.
İki partinin toplamı 326.
Başka bir ifadeyle AK Parti ve MHP’nin bütün milletvekilleri aynı yönde oy kullansa dahi seçimlerin yenilenmesi için 34 milletvekiline daha ihtiyaç var.
DEM Parti’nin sandalye sayısı ise 56.
Matematik burada değişiyor:
AK Parti: 280
MHP: 46
DEM Parti: 56
TOPLAM: 382
Bu üç partinin milletvekillerinin tamamının aynı yönde oy kullanması halinde anayasal eşik 22 oyla aşılmış oluyor.
Bu elbette DEM Parti’nin bugünden seçimlerin yenilenmesine destek verme kararı aldığı anlamına gelmiyor. Böyle bir karar açıklanmış değil.
Ancak siyasi denklem yalnızca sandalye sayısından ibaret de değil.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” YASASINDA AYNI MASA
Çünkü Meclis, bundan yalnızca bir ay önce “Terörsüz Türkiye” sürecinin yasal ayağında oldukça geniş bir uzlaşmaya sahne oldu.
7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 10 Ağustos’ta TBMM’de kabul edildi, 18 Ağustos’ta Resmî Gazete’de yayımlandı. Teklifin ilk imzacıları arasında AK Parti’den Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve DEM Parti eş genel başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan da vardı.
Üstelik yasa Meclis’ten kıl payı değil, 467 kabul oyuyla geçti. 87 milletvekili ret, 7 milletvekili çekimser oy kullandı. Açık oylama tutanakları, farklı muhalefet partilerinden milletvekillerinin de kabul oyu verdiğini gösteriyor.
DEM Parti’nin süreçteki pozisyonu da gizli değil.
Tuncer Bakırhan, yasa çıkmadan önce yaptığı açıklamada çerçeve yasayı “bir bitiş değil, esaslı bir başlangıç” ve “yeni bir döneme geçmek için kullanılacak kapı” olarak tanımladı.
Kanunun çıkmasının ardından İmralı’dan kamuoyuna iletilen son açıklamalarda da sürecin devamı için yeni hukuki ve siyasi adımlara vurgu yapılıyor.
DEM Parti İmralı Heyeti’nin 14 Eylül’de yayımladığı açıklamaya göre Abdullah Öcalan, yasanın ardından “karşılıklı pratik adımların” atılması gerektiğini söyledi ve sürecin “somut hukuki ve siyasi düzenlemelerle güvence altına alınması” gerektiğini savundu.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
7595 sayılı yasa doğrudan “Öcalan’a yeni haklar veren yasa” olarak tanımlanamaz. Yasanın kapsamı PKK/KCK’nın silahlı varlığının sona erdirilmesinin ardından soruşturma, kovuşturma, infaz ve buna bağlı işlemlere ilişkin hükümler içeriyor.
Ancak İmralı’nın çalışma ve iletişim koşulları, demokratikleşme, hukuki düzenlemeler ve Kürt meselesinin geleceğine ilişkin başlıkların siyasi sürecin içinde tartışılmaya devam ettiği de açık.
Öcalan’a atfedilerek sosyal medyada ve bazı yayınlarda dolaşıma giren “Kürtler Anayasa’da yerini alacak” şeklindeki görüşme notlarına ise ihtiyatla yaklaşmak gerekiyor. Nitekim Öcalan 25 Ağustos’ta DEM Parti İmralı Heyeti aracılığıyla yaptığı açıklamada kendisine atfedilen bazı “ifade, görüşme, isim, belge ve tutanakların” gerçek dışı olduğunu söyledi.
Dolayısıyla burada doğrulanmamış tutanaklardan çok, tarafların kamuoyuna açık biçimde ilan ettikleri siyasi pozisyona bakmak daha sağlıklı.
Ve o pozisyon, “Terörsüz Türkiye” sürecinin henüz tamamlanmadığını, yeni hukuki ve siyasi adımlar beklendiğini gösteriyor.
DEM PARTİ 360 OYUN NERESİNDE DURUR?
İşte siyasi hesabın en önemli noktalarından biri burada başlıyor.
DEM Parti, çerçeve yasanın yalnızca başlangıç olduğunu söylüyor. Öcalan’ın kamuoyuna açıklanan son mesajlarında da sürecin devam etmesi, siyasallaşmanın güçlendirilmesi ve yeni hukuki adımların atılması isteniyor.
Bu tablo, olası bir seçimlerin yenilenmesi oylamasında DEM Parti’nin tutumunun neden kilit hale gelebileceğini gösteriyor.
Fakat bugünden “DEM Parti kesinlikle evet diyecek” sonucuna varmak mümkün değil. Çünkü seçimlerin yenilenmesine destek vermek yalnızca sandığın öne çekilmesi anlamına gelmeyecek; aynı karar Erdoğan’ın bir kez daha aday olabilmesinin anayasal yolunu da açabilecek.
Dolayısıyla DEM Parti açısından böyle bir oylama, “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili beklentiler kadar Cumhurbaşkanlığı seçimindeki siyasi stratejiyle de birlikte değerlendirilecektir.
Yine de Meclis aritmetiği ortada:
Cumhur İttifakı’nın 34 oya ihtiyacı var.
DEM Parti’nin 56 milletvekili var.
Ve aynı partiler bundan yalnızca haftalar önce sürecin temel yasasının altında buluştu.
PEKİ MUHALEFET “SANDIĞA” HAYIR DİYEBİLİR Mİ?
360 hesabının ikinci tarafında tabiri caizse tartının diğer ucunda ise muhalefet duruyor.
Çünkü muhalefetin önemli bir bölümü aylardır iktidara “sandığı getirin” çağrısı yapıyor.
Özgür Özel, CHP Genel Başkanı olduğu dönemde 2026 yılı boyunca çok sayıda kez erken seçim istedi. Nisan ayında “Erken seçime bugünden hazırız” diyerek iktidara sandık çağrısında bulundu.
YENİ Parti’nin kurulmasının ardından da erken veya baskın seçim ihtimaline karşı hazırlık yaptıklarını açıkladı. Özel, 31 Ağustos’taki konuşmasında YENİ Parti’nin olası bir erken ya da baskın seçim ihtimaline karşı hazırlıklarının bulunduğunu söyledi.
Muhalefet partilerinin belediyelere yönelik soruşturma ve operasyonlar, parti içi yargı süreçleri ve siyasal baskı iddiaları nedeniyle uzun süredir seçim talebini yüksek sesle dile getirdiği bir dönemde, Meclis’in önüne gerçekten seçimlerin yenilenmesi kararı gelirse tartışma daha da karmaşık hale gelecek.
Çünkü muhalefet açısından da iki ayrı sonuç aynı oylamada ortaya çıkacak:
Sandık öne gelecek.
Ama Erdoğan’ın yeniden adaylığının yolu da açılacak.
Bu nedenle aylardır “erken seçim” isteyen partilerin 360 oylamasındaki tavrının otomatik olarak “evet” olacağını varsaymak şüphesiz doğru değil.
Fakat aynı şekilde, sandık talebini sürekli dile getiren muhalefetin böyle bir öneriyle karşılaştığında nasıl “hayır” gerekçesi oluşturacağı da siyasetin önündeki önemli sorulardan biri...
360 OY SANDIĞIN ANAHTARI OLACAK
İşte bu sebeple Bahçeli’nin açıklamasını önemli hale getiren tam da bu.
MHP lideri bir taraftan “Erken seçim yok” diyor, diğer taraftan seçimlerin 2028’den önce yenilenebileceğini söylüyor.
Ardından da MHP’nin adayını açıkça ilan ediyor:
Recep Tayyip Erdoğan.
O halde bundan sonraki tartışmanın yalnızca “seçim ne zaman?” sorusu üzerinden yürümeyeceği açık.
Asıl soru şu olacak:
Erdoğan’ın yeniden adaylığının da önünü açacak 360 oy kimlerden gelecek?
Bugünkü Meclis aritmetiğinde AK Parti ve MHP’nin gücü yetmiyor.
“Terörsüz Türkiye” sürecinde AK Parti, MHP ve DEM Parti aynı yasal zeminde buluştu. Çerçeve yasa ise 467 oy gibi çok daha geniş bir Meclis desteğiyle kabul edildi.
Öte tarafta aylardır seçim isteyen bir muhalefet var.
Bu nedenle Bahçeli’nin iki kelimelik düzeltmesi, sanıldığından çok daha fazla şey söylüyor olabilir:
“Erken seçim” değil, “yenilenmiş seçim.”
Şimdi siyasetin önündeki soru seçimlerin yenilenip yenilenmeyeceğinden önce, o kararın anahtarı olan 360 oyun hangi siyasi denklemle kurulacağı.
Malum, Cumhur İttifakı 'Terörsüz Türkiye'de 467 oyla Meclis'te rüştünü ispatladı. Bu durumda yazıya ana fikrini veren başlık haksız olmasa gerek...
Şimdi bir kez daha sorayım ancak farklı şekilde: "Erdoğan'a 3. kez başkanlığın yolunu açacak 'Terörsüz Türkiye'ye evet oyu verenler mi olacak?"
Ben az söyleyeyim, siz çok düşün!