Pes artık, bu kadarı da ol(a)maz!..
Savunma Bakanı Yaşar Güler, geçtiğimiz Cumartesi günü Bayburt'ta şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi.
Bayburt Bayburt olalı böyle bir zulüm görmedi desem yine de tepkimi anlatmaya yeterli olmaz!..
Yaşar Güler, o acılı ailelerin gözlerinin içine baka baka, nasıl oldu da, terör örgütü PKK’ya taviz verilmediğini, pazarlık edilmediğini söyleyebildi acaba?..
“Ben öyle demedim. İfadelerim çarptırılmış” sözde savunmalarının önüne şimdiden geçelim. Yaşar Güler’in iftarda acılı ailelere hitabının söz konusu bölümünü aynen alıntılayalım;
"Bu tarihi süreç bir yandan birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirmeyi amaçlarken aynı zamanda gelecek nesillerin güvenlik ve huzuru içindir. Şüphesiz bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda hiçbir taviz ve pazarlık yoktur, olmamıştır. Milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamıştır, bundan sonra da atılmayacaktır. Yegane amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü, çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir."
***
Bebek katili Abdullah Öcalan’ın talepleri, dayatmaları, sanki bir sivil toplum “önder”iymişcesine çeşitli toplantı ve konferanslara gönderdiği mesajlar, Suriye’deki iç karışıklıklara yaptığı müdahaleler… İmralı’ya yapılan ziyaretler…
Bunlar taviz değil de nedir?..
MHP Genel Başkanı, hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin yaptığı “Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun” çağrısı taviz değil de nedir?..
Gazi Meclis’in, İmralı’ya caninin ayağına giderek saatlerce görüşme yapması, taviz ve pazarlık değil de nedir?..
Meclis İmralı komisyonun “rapor” diye sunduğu paçavrada yer alanlar, Öcalan ve terör örgütü ile yapılan pazarlıkların sonucu verilen ve daha da verilecek büyük tavizlerin göstergesi değil de nedir?..
***
Saray iktidarının Türkiye’yi esir aldığı ilk günden bugüne çeşitli adlarla yürütülen “çözüm süreçleri”nden yüzlerce belgeli ve somut pazarlık ve taviz maddelerini şak diye buraya dökerim. Genelkurmay Başkanlığı’nın en stratejik birimlerinde görev yapmış olan Yaşar Güler’in daha fazlasıyla hepsini biliyor olması lazım!..
Ramazan ayının ilk günlerinde olmamız hasebiyle, Yaşar Güler’in kafasına oruç vurmuş olma ihtimalini de nazara alarak hatırlatalım;
-Devlet Bahçeli'nin "gündemdeki AKP-PKK ilişkileri" hakkında yaptığı yazılı basın açıklaması. (21 Ağustos 2010… MHP resmi internet sitesi)
“Türkiye’nin geleceğinde, Türk milletinin bekasında çok önemli sonuçlar doğuracak olan referandum sürecinin devam ettiği kritik bir dönemde, AKP ile PKK arasındaki kirli pazarlıklar bütün iğrençliği ile ortaya çıkmaya başlamıştır.”
Ne demiş hareketin lideri?
“AKP ile PKK arasındaki kirli pazarlıklar bütün iğrençliği ile ortaya çıkmaya başlamıştır.”
Devam edelim;
“Nitekim AKP’nin ‘Yıkım Projesi’nin neden olduğu puslu ortamda; demokratik özerklik, federalizm gibi üniter yapıyı çökertecek söylemler hayâsızca dile getirilmiştir.
Bu gelişmelerle birlikte, hükümetin yıllardır devreye soktuğu arabulucu, koordinatör, eşzamanlı istihbarat, el sıkışma, pazarlık yapma, masaya çağırma, örtülü af çıkarma, kimlikleri okşama, teröristi kucaklama, bölücü taleplere sempatik görünme gibi denediği bütün teslimiyet yolları tamamıyla iflas etmiş ve çok daha vahim bir eşiğe gelinmiştir.
Özellikle açılım denen ‘Yıkım Projesi’ PKK terör örgütüne ve hapisteki İmralı canisine hayallerinin bile ötesinde itibar, zemin ve imkân kazandırmış; AKP ile PKK arasında vatan evlatlarının şehadeti üzerinden kıyasıya ve alçakça bir pazarlık başlamıştır.
AKP hükümeti terörle mücadeleyi tümüyle terk etmiş, aşamalı olarak geri adım atarak geldiği teröristle müzakere ve ardından mütareke ilişkilerinin de gerisine düşerek PKK terörüne ve siyasal uzantılarına tam teslim olmuştur.”
Yaşar Güler, eğer bugün de isterse, hareketin lideri Devlet Bahçeli’ye “AKP ile PKK arasında vatan evlatlarının şehadeti üzerinden kıyasıya ve alçakça bir pazarlık başlamıştır”ın ne ve nasıl olduğunu sorabilir!.. Hatta bugünkü süreçte de aynı yöntemlerin kullanılıp kullanılmadığını öğrenebilir!..
Devam edelim;
“Hükümet ile teröristler arasındaki bu müzakere sürecinde etnik bölücülük meşru bir siyasi amaç sayılmaya başlanmış, terör örgütü zemin kazanarak bölünme dinamikleri harekete geçirilmiş, etnik temelde siyaset yolu ardına kadar açılmış, kanlı terör kimlik sorunu olarak tanımlanarak PKK’nın siyasi hedeflerini meşru gören tam bir taviz, çaresizlik ve alçalma sarmalına düşülmüştür.”
Yaşar Güler, Bahçeli’nin huzuruna çıkıp, bu sözlerin karşılığının bugünlerde pek revaçta olan Meclis İmralı Komisyonun paçavrasında karşılık görüp görmediğini çok rahatlıkla öğrenebilir.
Devam edelim;
“İmralı canisinden hükümete destek mesajları almak için giden kuryelere Adalet Bakanlığı tarafından aceleyle ve heyecanla tekne kiralanması ve Bebek katili tarafından sözde şartlı “ateşkes” denen bir tehdidin AKP tarafından sevinçle karşılanması, Başbakan Erdoğan ile eli kanlı katil arasındaki ilişkileri ve açılım denen yıkımın foyasını ortaya dökmüştür.”
Finale gelelim;
“Şimdi Türk milleti PKK’nın eli kanlı teröristleri ile hangi konularda pazarlık yapıldığını, neyin karşılığında nelerin vaat edildiğini haklı olarak öğrenmek istemektedir”
Devlet Bahçeli’nin o gün sorduğu ve dile getirdiği bu soruyu; Allah’tan iftar yemeğinde acılı aileler Yaşar Güler’e sormadı!..