Hayal(di) bile değildi, gerçek oldu!..

Gazi Meclis’in adını alet ederek ihanette birleştiler!..

“Rapor” denilen o paçavraya imza attılar!.. Üstüne üstlük, hep bir araya gelip pişmiş kelle gibi sırıtıp hatıra fotoğrafı çektirip servis ettiler!..

Ar damarı çatlama diye bir durum var ya… Onun da çook çok ötesine geçildi!..

Bundan 20 yıl önceydi… “Çözüm süreci” denilen ihanet süreçlerinin adı daha ortalıkta yoktu. Ruhu Türkiye’de dolaştırılıyordu… Kamuoyunu hazır hale, kıvama getirmek için deneme sürüşleri yapılıyordu..

Sene 2006…Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı 22. Dönem 4. Yasama Yılı 122. Birleşim 29/Haziran/2006 Perşembe…

AKP iktidarından gelen Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarıya CHP Grubu adına söz alan Niğde Milletvekili Orhan Eraslan tepki gösterip isyan ediyordu;

“Şimdi, siz, Terörle Mücadele Yasasını çıkarıyorsunuz, yazıyorsunuz; diyorsunuz ki, şu şu suçlar terör suçu, 314 terör suçu, 302 terör suçu, 309 terör suçu, doğrudur. Altına da ekliyorsunuz, 6 ncı maddeye; örgütten kastedilen şey… Örgütün yöneticileri 221'deki yani, ‘niteliksiz örgütün etkin pişmanlığındaki maddeden istifade eder" diyorsunuz. Gerekçesinde de ‘buna teröristbaşı da dahildir’ diyorsunuz.”

Aradan yıllar geçti… Türkiye “çözüm süreç”leri girdabına sokuldu… 22. Dönem CHP Niğde Milletvekili Orhan Eraslan, o günlerin perde arkasını bir televizyon kanalına verdiği röportajda şöyle anlatıyordu;

“Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarı TBMM’ye geldiğinde bunu inceledik elbette. Önemli bir kanun tasarısı değişiklik yapıyor mevcut Terörle Mücadele Kanunu’nda. Şimdi burada ilk olarak pişmanlık hükümleri değiştiriliyor. Düzenlemede terör örgütü mensuplarının pişmanlık yasasından yararlanabilmesi için örgütün başka elemanlarını yakalatması ya da silah vesaire gibi mühimmatları teslim etmesi silahı teslim etmesi bir bölgede terör örgütünü çökertme şartı aranıyordu. AKP’nin getirdiği yeni düzenlemede bu şart kaldırılmış, pişmanım demek pişmanlıktan yararlanmak için yetiyor. Yani, kendiniz ya da avukatınız aracılığıyla bir dilekçe vererek pişmanım yaptığımdan dediğinizde yetiyordu. Öncelikle dikkat çeken düzenlemelerden birisi buydu. Tabii ki etkin pişmanlık, faal nedamet hukukta vardır ama bu o suçun işlenişine sebep olan organizasyonu çökertme şartına bağlanıyordu. Bir nedametin, pişmanlığın etkin olabilmesi bunu ortadan kaldırmaya bağlı. Bu ortadan kaldırılıyordu, sadece kuru kuruya pişmanım demek yeterliydi.

Asıl bomba 6’ncı maddedeydi, orada da terör örgütünün kurucusu ve yöneticileri de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir. Bunun Türkçe karşılığı Abdullah Öcalan ya da bir başka terör örgütünün kurucusu ve yöneticilerinden biri bir dilekçeyle başvurarak ben pişman oldum dediklerinde dışarı çıkabilme ihtimali ya da ceza indirimi alabilme ihtimali doğmuş oluyordu. Tabii biz buna çok şiddetli tepki gösterdik komisyonda. O gün komisyon görüşmelerinde bu geçemedi. İlk ben fark ettim bunu, çok şiddetli tepkimiz olunca basına da yansıdı bu. Böyle olunca o dönemki rahmetli genel başkanımız (Deniz Baykal) bizi Adalet Komisyonu üyelerini odasına, yanına çağırdı. Komisyon üyelerini dinledi, bana bir not hazırlayın dedi ve bir basın toplantısı yaptı. O basın toplantısından birinde beni de yanına aldı, durumu kendi üslubu içerisinde kamuoyuna vurucu biçimde izah etti. Öyle olunca tasarıyı geri çekmek durumunda kaldılar. Bunu biz Adalet Komisyonunda tasarı AKP tarafından getirilince kıyameti kopardık.”

***

Orhan Eraslan’ın söylediklerinin bundan sonraki kısmına daha da dikkat kesilin;

“O dönem asıl söylemek istediğim AKP’nin ya Genel Başkan Yardımcısı, ya Grup Başkanvekili o kısmı tam olarak hatırlayamıyorum, Haluk İpek geldi benimle görüşmeye,‘yahu neden ortalığı karıştırıyorsun yani Apo’yu dışarı çıkarmayacağız, ev hapsine alacağız, adam bizden bir kadın istiyor, bu kadar Türkiye terör ile boğuşup durmasın, rahatlasın bu meseleyi de çözmüş olalım’ diye çok garibime giden, tuhaf, yadırgadığım bir şey oldu. Ben tabi ona o zaman icap eden en ağır şekilde, şimdi ifade etmek istemeyeceğim şekilde cevabını verdim. Tabi bu olay çok dallandı budaklandı kamuoyuna mal olmaya başlayınca AKP bu tasarıyı geri çekti.”

(Orhan Eraslan’ın iddialarına ne AKP’den ne de Haluk İpek’ten tepki, yalanlama geldi!..)

***

Devam edelim Orhan Eraslan’ın o günlerdeki şok açıklamalarına;

“Cemil Çiçek’in de açıklamaları oldu. Cemil Çiçek’in açıklaması şuydu, ben birebir karşı çıkınca, bana şöyle bir açıklaması oldu; Mimar Sinan Selimiye Camiini yaparken çocuğun biri demiş ki minare eğri, urganı bağlatmış Mimar Sinan geri çekmiş, düzeldi mi diye çocuğa sormuş düzeldi diyene kadar urganla çektirmiş dedi. Yani, bizi güya çocuğun eğri dediği örneğe getirmeye çalıştı ama öyle değil tabii ki, yasa metni ortada, tasarı ortada, söylenenler ortada, bir hukukçu, bir Allah’ın kulu bu böyle olmaz, bu dışarı çıkmaz diyebilme şansına sahip değil zaten Haluk İpek de açıkça kendisi benimle yaptığı görüşmede ‘ev hapsine alacağız, oda hapsine alacağız, dışarı birden bırakmayacağız, bir kadın istiyor onunla beraber olsun neyse rahatlasın Türkiye rahatlasın, neden ortalığı karıştırıyorsun ‘ demesindeki şey bunun bilinçli olarak yapıldığı, her şeyin planlandığı muhtemeldir ki, zannediyorum ki görüşüldüğü bir biçimde anlaşılıyor. Milletvekili olarak üzerimize düşen böyle bir tasarıyı engellemekti. Görevimizi yaptık diye düşünüyorum.

-Sizin göreviniz sona erdikten sora iki kere daha böyle bir girişimin olduğu söyleniyor.

Duydum. Mecliste olmadığım için o konuda bir bilgim yok. Açılım süreci denen bir süreç yaşandı. Orada yaşanan her şey tam bir kepazelikti tek kelimeyle. Bir Türk vatandaşının, ortalama vicdan sahibi bir insanın kabul edebileceği bir şey değildi. Her şey başından sonuna kadar açıktı, o dönem parlamentoda olmadığım için,

Özel görüşme sadece Haluk İpek tarafından yapıldı. O dönem komisyon başkanı Köksal Toptan da buna çok taraftar gözükmüyordu. Bizim sert muhalefetimiz karşısında Cemil Bey de geri adım attı. Hele ki Deniz bey basın toplantısı yaptıktan sonra tamamen kamuoyuna mal olunca kendi hükümet tasarılarını kendileri çektiler. Bu hükümet tasarısıydı. Bizzat Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla gelen bir hükümet tasarısıydı geri çekildi.”

***

Sanmıyorum ama, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Orhan Eraslan’ın bu anlattıklarından habersiz ise danışmanları, o röportajı internette bulup hemen izletsinler. Belki kafasına dank ederde koca CHP’nin nasıl bir tezgaha ortak olduğunu görür!..