Bu kadar baskı yeter, durun artık! Milletin seçtiği belediye başkanlarını tutuklamaktan vazgeçin, durun artık! Vatandaşların verdiği oylar mı geçerli, kolu her yere uzanan yürütmenin kararları mı geçerli? Vatandaşın oyları geçerli ise niçin onların seçtiği belediye başkanlarını tutuklayıp yerlerine kayyum tayin ediyorsunuz? Durun artık, durun ki vatandaş da verdiği oyun boşa gitmediğini anlasın.

Limanları, cumhuriyetin fabrikalarını ve daha bilmem hangi varlıklarımızı sattınız. Şimdi de köprüleri, otoyolları satmaya çalışıyorsunuz, durun artık! TMSF vesaire deyip insanların mallarına el koymayı bırakın, durun artık, durun ki malımızdan mülkümüzden emin olalım.

Geçiş garantili köprüler, uçuş garantili hava alanları, hasta garantili hastaneler yaptırdınız. Geçmediğimiz köprülerin, uçmadığımız uçakların, yatmadığımız hastanelerin parasını ödüyoruz. Durun artık! Ormanlarımızı, yeşil alanlarımızı yabancı şirketlere uzun vade ile devretmekten vazgeçin, durun artık!

Anayasanın sağladığı hak olan gösterileri polis gücüyle engellemekten vazgeçin, durun artık! Bırakın insanlar protestolarını istedikleri yerde yapsın. İnsanların üzerine toma sürmekten, su sıkmaktan vazgeçin, durun artık!

Ve… Teröristlere taviz vermekten vazgeçin, durun artık!

Türklerin, Kürtlerin, Arapların kardeşliği imiş. Meclis komisyonu raporunda böyle yazıyor. Anayasamıza göre zaten bütün vatandaşlarımız Türk ve kardeş değil mi? Meclis komisyonu, Anayasanın 66. maddesine aykırı olan böyle bir cümle kurmaya nasıl cüret eder?

Hem anayasaya aykırı bir tutumu rapora geçireceksiniz hem de bunun bir “devlet politikası” olduğunu söyleyeceksiniz. Anayasaya aykırı söylem ve eylemler ne zamandan beri devlet politikası oluyor?

Bu ülkenin vatandaşlarına sordunuz mu? Vatandaşa sormadan ülkeyi nereye götürüyorsunuz? “Süreç” dediğiniz bu politikaya vatandaşın razı olmadığını siz de biliyorsunuz. Rapordaki iki cümle bunu açıkça gösteriyor:

Sürecin en önemli hususiyetlerinden birisi, toplumsal psikolojinin başarılı bir şekilde yönetilmesidir.”

Yasal düzenlemeler, toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır.”

“Toplumsal psikolojiyi başarılı bir şekilde yönetmek” ne demek? “Toplumda (kötü) algı oluşturmamak” ne demek? Vatandaşı kandırmaya mı çalışıyorsunuz?

Raporda süreç için “bir pazarlığın sonucu değildir” diyorsunuz. Peki, raporunuzun hemen ardından Öcalan, “Terörü tasfiye mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder" demedi mi? “Meseleyi birkaç ceza hukuku maddesi değişikliğine indirgemek doğru olmaz.” demedi mi? Bunlar pazarlık değil mi? Hem de kiminle? On binlerce insanı katletmekten ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilmiş bir teröristle.

Şunu da hatırlatayım. Öcalan’ın bu sözleri, önce cumhurbaşkanını sonra da Öcalan’ı ziyaret eden DEM heyeti tarafından açıklandı. Hâlâ pazarlık olmadığını söyleyecek misiniz? Yeter, durun artık!

Bu vatan Türk kanıyla kurulmuş bir vatandır. Kimin malını kime vermeye kalkışıyorsunuz? Bir de buna devlet politikası diyorsunuz. Yeter, durun artık!