1990’lı yılların sonunda Türkiye çok tanıdık bir hikâyeye sahne oldu. Adı görkemliydi: Titan Uluslararası Bilgi İşlem ve Matematiksel Kazanç Sistemler Ticaret Danışmanlık Hizmeti. Kısaca Titan.

Sistem basitti. Zincire giriş için 2.400 Alman Markı ödeniyordu. Katılımcılara kısa sürede yüksek kazanç vaadi sunuluyor, her yeni üye için prim sözü veriliyordu. Yeni gelenin parası eskiye dağıtılıyor, zincir böyle dönüyordu. Yani klasik piramit düzeni.

Organizasyonun yöneticisi Kenan Şeranoğlu, 1997 yılında İzmir’de verdiği gösterişli doğum günü partisiyle gündeme oturdu. Mekân: İzmir Hilton Oteli. Medyada lüks yaşam tarzı konuşuldu, alkışlar yükseldi.

Ancak işin matematiği sürdürülebilir değildi.

Üyelerin şikâyetleriyle davalar açıldı. Çeşitli etkinliklerde toplanan 385.700 Alman Markı’nın Polger Cens adlı kişi tarafından yurt dışına çıkarılmak istenirken İzmir Atatürk Havalimanı’nda ele geçirildiği kayıtlara geçti.

Haziran 1998’deki duruşmada Şeranoğlu savunmasını yaptı: “Yapılan iş ticari ahlaka aykırı olabilir ama yasalara aykırı değildir” dedi. 17 sayfalık yazılı savunma sundu. 35 bin üyeden yalnızca 100’ünün şikâyetçi olduğunu dile getiren Fevzi Barbaros Şeranoğlu da beraat istedi.

O dönemde Titan’ı eleştiren gazeteciler ve uzmanlar ağır hakaretlere uğradı. “Kıskanıyorlar”, “büyümeyi hazmedemiyorlar” denildi.

Sonra zincir kırıldı.

On binlerce kişi mağdur oldu. Alkışlayanlar bu kez ağlıyordu.

29 yıl sonra aynı refleks

Aradan tam 29 yıl geçti.

Bu kez sahne Borsa İstanbul idi. Model farklı görünüyordu ama dinamik benzerdi.

Bazı şirketler kendi hisselerini fonlara alıyor, hisse yükseldikçe fon değeri şişiyor, fon yükseldikçe hisseye talep artıyordu. Kapalı devre bir değer büyümesi yaratıldı. Yüzde 4.000–5.000’leri bulan artışlar görüldü.

Bu oranların ne anlama geldiğini basitçe hesaplayalım:

  • %4.000 artış, başlangıç değerinin 40 katına çıkması demektir.
  • %5.000 artış ise 50 katı demektir.

Örneğin 100 liralık bir yatırım %5.000 artışta 5.100 liraya çıkar.
Bu tür sıçramalar, özellikle kısa sürede gerçekleşiyorsa, olağan piyasa dinamikleriyle açıklanması güçtür.

Bu tablo karşısında Sermaye Piyasası Kurulu devreye girdi. Fon yönetişimine ilişkin kapsamlı bir taslak hazırlandı ve uygulamaya alınması gündeme geldi. Ekonomi yönetimi de bu hareketleri açık biçimde manipülasyon riski olarak değerlendirdi.

İlginç olan şu:

1997’de Titan’ı eleştiren gazetecilere nasıl hakaret edildiyse, bugün de benzer uyarıları yapanlara aynı refleks gösterildi. “Adam gibi adam” sloganları atıldı. Alkışlar yükseldi.

Tarih tekerrür etmiyor; ama insan davranışı ediyor.

Alkıştan mağduriyete

Saadet zincirlerinin ortak özelliği şudur:

  • Başta kazananlar olur.
  • Erken girenler sistemin vitrinidir.
  • Eleştirenler düşman ilan edilir.
  • Sistem kırıldığında herkes mağdur olur.

Bugün soru şu:

Düzenleyici kurum müdahale ettikten sonra, bu fonlara para yatıranlar hâlâ alkışlamaya devam edecek mi?
Yoksa yine “bize neden söylemediniz” dönemine mi geçilecek?

Bir not daha.

Bu fon eleştirileri nedeniyle X (eski twitter) sosyal medya hesabım, ilgili fon şirketinin şikâyeti üzerine erişime engellendi. Yeni hesabım: x.com@remziozdemir02

Takdir kamuoyunun.

Ama matematik değişmez.

Ve zincirler, eninde sonunda, kırılır.