İçerdeki itiş kakış yüzünden bilerek ıskalamak durumunda kaldık…

Münih Güvenlik Konferansı…

Geride bıraktığımız hafta da dünyanın önemli konu başlıklarından biriydi…

Kısa gecikmeden dolayı değerli YENİÇAĞ okurlarının affına sığınırım…

Neyse ki, konferans bittikten sonra sıcak gelişmeler devam etti de bize de gazetecilik eksikliğimizi giderme fırsatı doğdu…

Bizim pencereden bakınca; Münih Güvenlik Konferansı’nın en dikkat çekici yanı, terör örgütü PKK’nın yan kollarının Suriye resmi heyeti ile birlikte resmi olarak konferansa davet edilmeleri ve katılmalarıydı, Terör örgütü PKK/SDG elebaşı Mazlum Abdi takım elbise giydirilip, kravat taktırılmış halde oradaydı. Sözde Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed de hemen yanı başındaydı. Teröristler, dünyanın önde gelen devlet adamlarıyla bir araya geldiler. Fotoğraflar çektirip, sosyal medya üzerinden servis ederken, politik demeçler verdiler. Bizim buralarda, idrak yolları iltihaplanmasına maruz kalan geniş yığınlara “Suriye’de SDG bitti. Özerklik hayalleri suya düştü “ mavraları sıkılırken, teröristler geçici Suriye Dışişleri Bakanı ile beraber komisyon toplantılarına katıldılar. Bir tarafta Türkiye’deki iktidarın destek verdiği Suriye’deki geçici hükümetin geçici Dışişleri Bakanı… Diğer tarafta Esad Hasan Şeybani’nin teröristeler Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile kamuoyuna yansıyan ballım güllüm fotoğrafları… Hem Suriye’deki sözde özerk yönetim hem de onu temsil eden teröristler resmen tanınmış oldu. Türkiye’de orada ‘hazır ol’ da bekletildi!..

Bu ne yaman çelişki be annem dedirten cinsten!..

Türkiye’den konferansa resmi olarak iktidar kanadından MİT Başkanı İbrahim Kalın ile Maliye Bakanı Mehmet Şimşek katıldı. “Bizimkiler” teröristler ile yan yana gözükmedi. En azından kamuoyuna öyle bir fotoğraf karesi yansımadı ama kapalı kapılar ardından neler oldu bitti? Bilemeyiz... Çünkü, orada Trump’ın Ortadoğu valisi Tom Barrack vardı!..

***

Konferansın ikinci gününde dikkat çeken esas gelişmeyse; ABD-Suriye görüşmesinde yaşandı. ABD heyetine Dışişleri Bakanı Marco Rubio başkanlık ederken, Suriye heyetinde ise terör örgütü PKK'nın Suriye kolu SDG'nin elebaşlarından Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, Suriye Dışişleri Bakanı Hasan Şeybani ile aynı heyette yer aldı. Toplantıda çekilen fotoğrafın ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack tarafından paylaşılması da çok manidardı. Barrack paylaşımında “Bir fotoğraf bin kelimeye bedeldir, yeni bir başlangıç” demesi de “kör göze parmak’ gibiydi.

TERÖRİST ABDİ, YAKINDA ANKARA’DA OLACAK... - Resim : 1

O fotoğrafın servisinin ardından – Türkiye, Fenerbahçe- Trabzon maçına kilitlendiği sırada- kalemize gol yağıyordu!..

Terörist Mazlum Abdi, fotoğraf servisinin hemen ardından Ankara ile diyalog çağrısını yineliyordu. Abdi, Ankara’nın SDG’ye yönelik tutumunda “sınırlı da olsa olumlu” bir değişim gözlemlediklerini söyleyerek “iş birliği ile olumlu yaklaşım açısından daha fazla ilerleme umduklarını” ifade ediyordu. Abdi, geçtiğimiz haftalarda, Türk hükümetinin izin vermesi halinde İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan ile görüşmek istediğini hatırlatıyordu.

Şam hükümetine yakınlığıyla bilinen Jusoor Araştırma Merkezi Direktörü Vail Elvan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Abdi ve İlham Ahmed'in, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Bakan Şeybani arasında yapılan koordinasyonun ardından Münih Güvenlik Konferansı’na davet edildiğini ve bu konferansta Abdi'nin Dışişleri Bakanlığı'nda, büyük olasılıkla bakan yardımcısı olarak atanması da dahil olmak üzere çeşitli konuların görüşüldüğünü söylüyordu. Elvan ayrıca, entegrasyon meselesinin ‘çetrefilli’ bir konu olmaya devam ettiğini ve birçok engelle karşı karşıya olduğunu belirtiyordu.

***

Konferansın ardından uluslararası medya organlarının şirin çocuğu haline getirilen terörist Mazlum Abdi bir TV kanalı verdiği röportajda şunları söylüyordu:

“İlk kez resmî olarak davet edildik. QSD Komutanlığı olarak Almanya’daki Münih Güvenlik Konferansı toplantısına katıldık. Bazı taraflar buna karşı çıktı; burada bulunmamızı istemediler. Bu, özellikle Rojava’daki Kürtler için yeni bir aşamadır. Rojava’daki Kürt statüsü açısından önemlidir. Yapılan görüşmelerde, hem Kürtler hem de Suriye Hükümeti tarafından kabul edilecek bir çözümün gerekliliği konusunda bir yakınlaşma gördük. Atılan adımların ilerleyen süreçte etkisi olacaktır. Şam hükümeti yetkilileriyle ilk kez görüşmüyoruz, ancak yurtdışında ilk kez oldu. Buradaki temel hedefimiz; 29 Ocak’ta yapılan anlaşmanın ihlal edilmemesi için tüm taraflardan, özellikle garantör güçlerden güvence istemektir. 10 Mart’taki anlaşma gibi yeniden bozulmamalıdır. Tüm bölgesel ve uluslararası güçler bunu izlemeli ve bir parçası olmalıdır. Anlaşmanın uygulanması ve bozulmaması için destek vermelidirler. Birçok toplantı yaptık; kimse karşı çıkmadı. Herkes bir şeylerin gerekli olduğu konusunda hemfikirdi. Şu ana kadar yazılı bir garantörlük çıkmış değil. ABD Dışişleri Bakanı ile yaptığımız görüşmede de bu konuyu gündeme getirdik. ABD’nin destek vermesi ve garantör olması talep edildi. ABD Dışişleri Bakanı, bu anlaşmanın uygulanmasının Trump’ın taleplerinden biri olduğunu belirtti.”

Münih Güvenlik Konferansı’na katılan İlham Ahmed, ise Kürtlerin uluslararası alanda ilk kez bu düzeyde temsil edildiğini vurguluyordu. İlham Ahmed, “Biz bu konferansa katılarak Suriye’nin inşasında var olduğumuzu, yeni Suriye’nin ortağı olduğumuzu gösterdik. Yaptığımız tüm görüşmelerde Kürtlerin savunması ve hakları konusunda uyarılarda bulunduk” diyordu.

Daha da ilginç ve çarpıcı olan ise; İlham Ahmed’in Türkiye’nin tutumundan çok memnun olmasıydı!.. Türkiye’nin “Rojava heyeti”nin konferansa katılmasına dair görüşlerini değerlendiren İlham Ahmed, “Bugüne kadar olumsuz bir yaklaşımları olmadı. Bu bizi mutlu etti. Türkiye ile komşuyuz. Uzun yıllardır ciddi sorunlar yaşandı. Bugün olumsuz bir tutumlarının olmaması bizi mutlu eder. Konferansta Türk yetkililer vardı, özellikle MİT’ten. Konferansta entegrasyon meselesi herkesin gündemindeydi. Entegrasyonun doğru olması için hep ilk sorular, konuşulan entegrasyon konusu oldu. Bazı ülkeler ile görüşmelerimiz var. Bütün devletler bu entegrasyonu takip ediyor. Bu olursa komşu ülkeleri de olumlu etkileyecek. Özellikle Türkiye’yi ve içindeki süreci etkileyecek. Suriye’de yaşanan gelişmeleri bir çok ülke adım adım izliyor” diyordu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Suriye’nin geleceği oturumunda yapacağı konuşmadan son anda çekilmişti. Acaba neden?.. Sadece ,teröristler Almanya’da mutlu ve memnun olsunlar diye mi?.. Yoksa; “bin kelimeye bedel” o fotoğraf karesinin geleceği yönelik verdiği mesajları Türkiye’nin onayladığı göstermek için mi?..

Neyse… Merakımız herhalde çok yakın bir süre içinde Mazlum Abdi, resmi davet üzerine geldiği Ankara’da temasları sırasında giderilir!..