Fon soruşturması kapsamında tutuklanan İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin’in, 13 Mayıs 2026’da kaleme aldığı köşe yazısında, aylar sonra Tera fonlarında yaşanan krizin temel mekanizmalarını ayrıntılı biçimde anlattığı ortaya çıktı.

Yazıda likidite riski, düşük piyasa derinliği, kaldıraç ve şeffaflık sorunlarına vurgu yapılırken, Alkin'in yaklaşık 6 hafta sonra Tera Portföy Yönetimi’nin yönetim kuruluna girilmesi dikkat çekti.

Yazının yayımlandığı dönemde Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in, Alkin’in rektörü olduğu İstanbul Topkapı Üniversitesi’nin mütevelli heyeti başkanı olması; ağabeyi Prof. Dr. Kerem Alkin’in de birkaç gün önce Tera Yatırım Menkul Değerler yönetimine girmesi dikkat çekti.

Söz konusu köşe yazısında bu ilişkilere dair herhangi bir bilgilendirme yer almadı.

“PİYASADA ŞOK OLDUĞUNDA LİKİDİTE BİR ANDA KAYBOLUR”

Ekonomim gazetesindeki “Paylaşmasak Olmazdı” köşesinde 13 Mayıs 2026’da yayımlanan “Serbest fonlar öcü mü, fırsat mı?” başlıklı yazıda, serbest fonların normal dönemlerde piyasaya likidite sağladığı ancak kriz anlarında aynı mekanizmanın tersine dönebileceği anlatıldı.

Yazıda şu ifadeler yer aldı:

“Serbest fonlar iyi zamanlarda piyasayı derinleştirirken, kötü zamanlarda oynaklığı artırabilir. Çünkü bu fonlar çoğu zaman benzer risk modelleriyle çalışır. Piyasada bir şok olduğunda, birçok fon aynı anda aynı varlıkları satmaya başlayabilir. Böyle bir durumda likidite bir anda kaybolur. Normal zamanda alıcı bulan varlıklar, kriz anında alıcı bulamaz hale gelir. Bu da fiyat düşüşünü hızlandırır. Yani serbest fonlar piyasaya likidite sağlar ama aynı zamanda likiditenin hızla çekilmesine de neden olabilir. Sonuçta bizim ‘şelale düşüşü’ dediğimiz süreç gerçekleşebilir.”

Bu mekanizma, aylar sonra Tera fonlarında yaşanan gelişmelerle yeniden gündeme geldi.

KAP kayıtlarına göre Emre Alkin, söz konusu yazının yayımlanmasından yaklaşık 6 hafta sonra, 26 Haziran 2026’da Tera Portföy Yönetimi’nin yönetim kuruluna seçildi.

“BÜYÜK BİR FONUN ALIMI VEYA SATIMI FİYATLARDA CİDDİ HAREKET YARATABİLİR”

Yazının bir başka bölümünde, özellikle gelişmekte olan ülkelerde piyasa derinliğinin sınırlı olmasının yaratabileceği risklere dikkat çekildi.

Şu değerlendirme yapıldı:

“Özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu etki daha belirgin olur. Çünkü piyasa derinliği sınırlıysa, büyük bir fonun alımı veya satımı fiyatlarda ciddi hareket yaratabilir. Türkiye gibi sermaye piyasaları gelişmekte olan ülkelerde serbest fonların etkisi bu yüzden daha hassas ele alınır. Fon sayısı ve büyüklüğü arttıkça piyasaya likidite gelir, ancak bu likiditenin ne kadar kalıcı olduğu da önemlidir. Çünkü kısa vadeli ve yüksek kaldıraçlı para, iyi günde piyasa dostu görünür; kötü günde ise kapıdan ilk çıkan olur.”

Bu ifadeler, Tera fonlarında düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde yaşanan yoğunlaşma tartışmaları sonrasında daha da dikkat çekici hale geldi.

LİKİDİTE UYUMSUZLUĞUNU BÖYLE ANLATTI

Yazıda doğrudan üzerinde durulan risklerden biri de fonların yatırımcıya çıkış hakkı verirken portföylerindeki varlıkları aynı hızda nakde çevirememesiydi.

Bu risk şöyle tarif edildi:

“Bir diğer risk likidite uyumsuzluğudur. Fon yatırımcıya belirli dönemlerde çıkış hakkı verir ama fonun yatırım yaptığı varlıklar her zaman kolay satılamayabilir. Kriz anında yatırımcılar aynı anda çıkmak isterse fon varlık satmak zorunda kalır. Eğer bu satışlar düşük likiditeli varlıklarda gerçekleşirse fiyatlar sert düşer.”

Tera fonlarında yatırımcıların çıkış talepleri sonrasında ortaya çıkan ödeme sorunları, bu bölümü yazının en dikkat çekici kısımlarından biri haline getirdi.

“BU ÜRÜNLER HERKES İÇİN UYGUN DEĞİLDİR”

Serbest fonların neden yalnızca “nitelikli yatırımcılara” sunulduğu da yazıda ayrıntılı biçimde anlatıldı.

Kaldıraç, açığa satış ve türev ürün kullanımı gibi daha karmaşık stratejilerin daha yüksek risk içerdiği belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:

“En büyük risk şeffaflık eksikliği. Normal yatırım fonlarında yatırımcı neye yatırım yapıldığını daha kolay görebilir. Serbest fonlarda ise stratejiler daha karmaşık ve daha az görünür olabilir. Bu nedenle yatırımcı, aldığı riskin tamamını anlamadan getiri beklentisine kapılabilir. Türkiye’de serbest fonların yalnızca nitelikli yatırımcılara satılmasının temel nedeni de budur. Çünkü bu ürünler herkes için uygun değildir.”

Ancak Tera krizinde ilk temerrüt açıklamalarının küçük yatırımcıların TEFAS üzerinden ulaşabildiği Para Piyasası (TL) Fonu ile Hisse Senedi Fonu’nda yapılması tartışmaları farklı bir boyuta taşıdı.

SPK’nın açıklamasına göre, Tera’nın da aralarında bulunduğu 7 portföy yönetim şirketine ait tasfiye edilen 131 fonda 455 bin 758 yatırımcının parası bulunuyor.

ŞEFFAFLIK UYARISI YAPTI, TERA BAĞLANTILARINA YER VERMEDİ

Yazının en dikkat çekici başlıklarından biri “şeffaflık eksikliği”ydi.

Tera Holding’in duyurusuna ve 5 Mayıs 2026 tarihli haberlere göre Emre Tezmen, YÖK onayıyla İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı’na getirildi.

Üniversitenin rektörlük görevini Emre Alkin yürütüyordu.

KAP kayıtlarına göre Prof. Dr. Kerem Alkin de 7 Mayıs 2026’da Tera Yatırım Menkul Değerler’in bağımsız yönetim kurulu üyeliğine getirildi.

“Serbest fonlar öcü mü, fırsat mı?” başlıklı yazı ise bundan 6 gün sonra, 13 Mayıs’ta yayımlandı.

“FREN SİSTEMİ SAĞLAM DEĞİLSE, HIZ HER ZAMAN GÜVENLİK ANLAMINA GELMEZ”

Yazının sonuç bölümünde, serbest fonların tek başına iyi ya da kötü olarak değerlendirilemeyeceği, asıl meselenin düzenleme ve denetim olduğu vurgulandı:

“Sonuç olarak serbest fonlar sermaye piyasalarının doğal ve önemli oyuncularıdır. Sorun varlıkları değil, nasıl çalıştıkları ve ne kadar denetlendikleridir. İyi düzenlenen, riskleri izlenen ve yatırımcısı bilinçli olan serbest fonlar piyasaya derinlik kazandırır. Ancak kaldıraç, likidite riski ve şeffaflık sorunları görmezden gelinirse, bu fonlar piyasayı güçlendirmek yerine kırılgan hale getirebilir.”
Ardından şu benzetme yapıldı:

“Basitçe söylemek gerekirse: serbest fonlar sermaye piyasasına hız kazandırır. Ama fren sistemi sağlam değilse, hız her zaman güvenlik anlamına gelmez.”

Yazının hemen devamında ise metnin yeni atanan SPK Başkanı ve yönetimi için kaleme alındığı belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:

“Piyasanın derinleşmesi için atılan adımları desteklerken ‘overregulation’ yani aşırı mevzuat tuzağına düşülmemesi için bir tavsiye yazısını bilgilerini arz etmiş oldum.”

SPK Başkanlığı’nda Mayıs 2026’da değişiklik yaşanmış, İbrahim Ömer Gönül’ün yerine Mahmut Sütçü göreve gelmişti.

SPK’NIN FON REHBERİ HENÜZ YÜRÜRLÜKTE DEĞİLDİ

SPK’nın 18 Eylül’de yaptığı açıklamaya göre kurul, bazı fonlar aracılığıyla düşük dolaşımlı hisselerde olağan dışı fiyat hareketleri yaşandığını 2025’in son çeyreğinde tespit etti.

Konu 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesi’ne taşındı. Hazırlanan Fon Rehberi taslağının 28 Ocak 2026’da Bakanlığa sunulduğu açıklandı.

SPK, Mayıs 2026’daki başkan değişikliğinden sonra çalışmaların sürdüğünü bildirdi. Fon Rehberi ancak 28 Ağustos 2026’da yürürlüğe girdi.

Dolayısıyla “aşırı düzenleme” uyarısının yapıldığı 13 Mayıs tarihli yazı, söz konusu rehberin henüz yürürlüğe girmediği döneme denk geldi.

“DOĞRU DOZ FAYDA SAĞLAR, YANLIŞ DOZ YAN ETKİ ÜRETİR”

Yazının final bölümünde serbest fonlar bu kez “ilaç” benzetmesiyle tarif edildi:

“Serbest fonları iyi veya kötü diye tek cümleyle tanımlamak doğru değil. Aslında bunlar piyasanın ilacı gibidir. Doğru doz fayda sağlar, yanlış doz yan etki üretir. Piyasaya likidite getirirler ama aynı anda oynaklığı artırabilirler. Fiyat keşfine katkı sağlarlar ama panik dönemlerinde fiyatları gerçek değerinden uzaklaştırabilirler. Sermaye piyasasını derinleştirirler ama kaldıraç ve şeffaflık eksikliği nedeniyle sistemik risk yaratabilirler.”

Aylar önce kaleme alınan bu değerlendirmeler, Tera fonlarındaki kriz ve ardından başlatılan soruşturmayla birlikte yeniden gündeme geldi.

KRİZ SONRASI TERA PORTFÖY’DEN AYRILDI

Fon krizinin ortaya çıkmasının ardından Emre Alkin’in Tera Portföy’deki görevinden istifa ettiği ve şirketin internet sitesindeki özgeçmiş sayfasının kaldırıldığı öğrenildi.

İstifaya ilişkin KAP bildirimi bulunmadığı da dikkat çekti.

ÜÇ SUÇLAMAYLA TUTUKLANDI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen fon soruşturması kapsamında Emre Alkin, Kerem Alkin, Emre Tezmen, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk ve Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan tutuklandı.

Emre Alkin’in; "Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet"," suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "ticari faaliyet sırasında dolandırıcılık" suçlamalarıyla tutuklamaya sevk edildiği öğrenildi.

Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 9’a yükseldi.