Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bugün bir lisenin önünde yaşanan silahlı saldırı, artık yalnızca “okul güvenliği” başlığı altında konuşulamayacak kadar önemli bir meseleye işaret ediyor. İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi çevresinde meydana gelen olayda, ilk açıklamalara göre 11 öğrenci yaralandı; bunlardan ikisinin durumunun ağır olduğu bildirildi. Saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen 15 yaşındaki öğrencinin yakalanmasıyla birlikte adli soruşturma başlatıldı. Milli Eğitim Bakanlığı da okula müfettiş gönderdi ve psikososyal destek ekiplerini görevlendirdi.
Öncelikle yaralanan çocuklarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmasını diliyorum.
Fakat tam da böyle olaylardan sonra sormamız gereken soru şu:
Çocuklarımızı yalnızca silahlı bir saldırgandan mı korumaya çalışıyoruz, yoksa onları böyle bir eyleme götüren dünyadan da korumaya çalışıyor muyuz?
Çünkü kolluk kuvvetlerinin görevi çok açıktır. Suç gerçekleştiğinde müdahale eder, suçluyu yakalar, delilleri toplar ve kamu düzenini sağlar. Nitekim bugün Manisa’da da güvenlik güçleri saldırganı kısa sürede yakaladı. Bu, yapılması gereken ve elbette desteklenmesi gereken bir görevdir.
Ama güvenlik görevlisinin kapıda bulunması, çocuğun zihnindeki öfkeyi ortadan kaldırmaz.
Okulun girişine polis koyabilirsiniz. Kameraların sayısını artırabilirsiniz. Güvenlik tedbirlerini sıkılaştırabilirsiniz. Silaha erişimi zorlaştırabilirsiniz. Bunların tamamı gereklidir.
Fakat çocuğun neden silaha yöneldiği sorusuna cevap vermeden, meselenin yalnızca bir bölümünü çözmüş oluruz.
Çünkü bugün elimizde sadece bir silah yok. Bir de o silahı tutan 15 yaşında bir çocuk var.
Ve o çocuğun dünyasını konuşmak zorundayız.
Bugün çocuklarımızın önemli bir bölümü televizyon dizilerinden, sosyal medyadan, internetten ve kendi akran çevrelerinden sürekli olarak güç, şiddet, kolay para, gösteriş ve “kaybeden olma” duygusuyla karşı karşıya kalıyor. Aynı zamanda eğitim hayatının geleceğe dair bir karşılık üretmediği düşüncesi de giderek daha fazla tartışılıyor.
Çocuk, çalışmanın, eğitimin, sabretmenin ve kendisini geliştirmenin bir gelecek kuracağına inanmazsa neye tutunacaktır?
Ekonomik şartlar ailelerin çocuklarına verebildiği imkânları daraltıyorsa, eğitim başarıyı hayata taşıyan güvenilir bir yol olmaktan uzaklaşıyorsa, sosyal medya sürekli olarak başkalarının “başarılı” hayatlarını gösteriyorsa ve televizyon kültürü sorunların çözümünü çoğu zaman güç kullanma, intikam veya kolay yoldan elde etme üzerinden anlatıyorsa, bütün bunların çocukların dünyasında hiçbir karşılığı olmadığını düşünmek mümkün değildir.
Burada elbette tek bir olayın nedenini bunlardan herhangi birine bağlamak doğru olmaz. Manisa’daki saldırının motivasyonuna ilişkin soruşturma sürüyor ve kamuoyuna yansıyan ilk bilgiler kesin bir neden ortaya koymuş değil.
Fakat tam da bu nedenle meseleyi tek bir çocuğun davranışına sıkıştırmamak gerekiyor.
“Bu çocuk bunu neden yaptı?” sorusu kadar, “Biz çocuklarımızın nasıl bir dünyada büyümesine izin veriyoruz?” sorusunu da sormalıyız.
Geçmişte “Ailem Güvende” diyerek güvenlik tedbirlerini savunurken anlatmaya çalıştığım mesele de buydu.
Bir çocuğun elindeki silahı kapıdaki polis durdurabilir.
Ama o çocuğun silaha ihtiyaç duyduğunu düşünmesine engel olmak çok daha zor bir iştir.
Polis bunu yapamaz.
Bunu aile yapacak, öğretmen yapacak, okul yapacak, eğitim sistemi yapacak, medya yapacak, toplum yapacak.
Çocuğa yeniden “çalışmanın bir anlamı var” dedirteceğiz.
“İyi insan olmanın bir karşılığı var” dedirteceğiz.
“Kaybettiğinde yeniden başlayabilirsin” dedirteceğiz.
“Öfkelendiğinde silaha değil, söze başvurabilirsin” dedirteceğiz.
“Hayatının bugününden ibaret olmadığını” anlatacağız.
Bunlar bir güvenlik kamerasının sağlayabileceği şeyler değil.
Belki de asıl zor güvenlik meselesi tam olarak burada başlıyor.
Bugün okulun kapısında güvenlik görevlisi bulunması önemlidir. Yarın da bulunmalıdır. Fakat çocuklarımızın zihnindeki umutsuzluğu, değersizlik duygusunu, öfkeyi ve geleceksizlik hissini ortadan kaldırmadan yalnızca kapıları korursak, kapıyı korumuş oluruz; çocuğu değil.
Suçla mücadelede sonuçlarla mücadele etmek zorundayız. Ama yalnızca sonuçlarla mücadele edersek suçun nedenleri yaşamaya devam eder.
Manisa’daki olay bize yeniden bunu hatırlatıyor.
Ailemizin güvende olması için kolluğa ihtiyacımız var. Çocuklarımızın güvende olması için ise çok daha fazlasına…