Türkiye’de son yıllarda olup bitenleri hukuksal normlarla açıklamak mümkün değil. Ve nihayet psikolojik harp tekniğinin elli tonunu uygulayan otokratik bir rejim var karşımızda.
Siyaset ve devlet ilişkisinin sadece cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden okunduğu, baskıcı bir sistemin yarattığı ağır sancıları çekmekte memleket.
Ne yazık ki mevcut rejim, kurumlar hiyerarşisi ve hukuki değerler üzerinden çalışmıyor.
Siyasal alanın muhalifler aleyhine olabildiğince daraltılması, iktidarın sürdürülebilirliği açısından sanki bir varoluş kavgası.
Bilinir ki aşırı siyasallaşma her tartışmayı ana ekseninden uzaklaştırır. Ve sonuçta ayakta kalmak için yarattığı korku ikliminden, yılgınlık ve siyasi apatiden beslenir iktidar!
Bu adil değil.
Ucu açık bir fetret devrindeyiz sanki…
CB adaylık tartışmaları
Demokrasi, özgür ve rekabetçi bir ortamdan beslenir.
Varsa eğer…
Oysaki iktidar, muhalefetle eşit şartlarda yarışmaktan bile çekinmekte. Tam da bu noktada hukukun araçsallaştırılarak, siyasi bir yol temizliğinde kullanılması mevcut rejime belirgin bir avantaj sağlamakta.
Öyle görünüyor ki iktidarın Erdoğan yerine ikame edebileceği ikinci bir siyasetçi yok. İki dönem kuralı gereği, Erdoğan’ın hangi yolla, yeniden ve nasıl CB adayı olabileceği ise belirsiz.
YSK’nın, CB seçimini 3 ay önce bir takvime bağlayacağı ve aday belirlenme sürecinin de yaklaşık 6 ay süreceği varsayılırsa, Ekim 2027 tarihi için seçim startının önümüzdeki yılbaşında verilmesi beklenir. Yok eğer seçimler 2028 Nisan ayına kalacaksa, CB adaylık tartışmaları daha bir yıl sürer.
Mansur Yavaş siyasetin neresinde?
İktidarın özellikle görsel medyada orantısız bir gücü var. Gazeteci/siyasetçi görünümlü elamanlar hemen her alanda hummalı bir faaliyet içindeler.
İlle de TV 100.
Hedef belli.
Ayının kırk hikayesi var. Ve hepsi de Mansur Yavaş üstüne!
Ne var ki Mansur Yavaş’ın en başta ifade ettiği “Günü gelinceye kadar adaylık tartışmalarını askıya aldım” sözüne sadık kalması, etki ajanlarının hareket alanını bir hayli daraltmış durumda. İşte bu yüzden spekülasyon yapmak için pusuda bekleyen algı aparatları, karşı cephede bir muhatap bulamadıkları için son derecede kırgın ve kızgınlar!
Kimi Mansur Yavaş’ın nasıl hareket edeceğini önceden biliyor(!) kimi de ne yapması gerektiğini söylüyor. Kısacası kırık akıllı adamların Mansur Yavaş’la ilgili sundukları hayali kulis bilgileri toplumu her an meşgul ediyor.
Mansur Yavaş, görev/başarı onayı açısından yıllarca bütün anketlerde açık ara önde. Halkta çok büyük bir karşılığı var.
Anadolu’ya bakarsak, siyasi arenada tutunacak bir dal olarak görülen Mansur Yavaş, siyasetin tam da ağırlık merkezinde.
Geniş bir sosyolojiyi kapsamak üzere, her partiden oy alabilecek bir popülaritesi olan Mansur Yavaş, muhalefet için toparlayıcı bir kişilik olma yanında, olası bir iktidar değişikliğinde de herkes için makul bir cumhurbaşkanı olabilir.
Ve sonuç…
Muhtemeldir ki Mansur Yavaş bir umut hikayesi olduğunun farkındadır, bu dönemde devlet adamlığı vakuru ve sakinliği ile siyasal gelişmeleri izler, not eder ve zamanı geldiğinde toplumsal taleplere göre net bir tavır alır.
Çelebi ruhu ile!
Her şeye rağmen muhalefetin sakinliğe, kolektif akla ve siyasete ihtiyaç var.
Her zamankinden daha fazla.