Biz gazeteciler için memlekette konu sıkıntısı çekmemiz mümkün değil.
Ağacı-taşı…
Otu-çöpü…
Çiçeği-böceği…
Aşkı-sevdası…
Siyaseti-bürokratı…
Kavgası-barışması…
Ölümü- kalımı…
Aklımıza gelen gelmeyen hemen her konu, yurdumun ve yurdum insanının içinden bir şeyler çıkaracakları önemli konular.
*
Hele ekonominin bir çıkmaza girmesi ve onun, insanı çileden çıkaran etkileri…
Bir yerlerden küçük bir umut ışığı görüldüğünde dünyaların bizim olması, az şey mi?
Bunların yaşanması, haber olmaz da ne olur mesela?
*
Diğer taraftan;
‘Duymuştum, öyle diyorlardı, sanıyorum, hissediyorum’larla kim bilir kimlerin hayatları bir anda karartılmadı ki!
Kim bilir kimler sorgusuz sualsiz içeriye girdiler.
Söyler misiniz, ‘Bu hikayeler haber konusu olmaz da ne olurlar?’
*
‘Daha sokak dedikodularının haberleştirilmesine bile girmeyeceğim’ diyeceğim ya, olup biten ne varsa sokaklarda…
Sokaklarda kurulmuş pazarlarda…
Kahvelerde…
Emekli parklarında insanları dinlerseniz memleketin ne kadar sorunu varmış anlarsınız!
*
Oysa biz eskiden, o konuların berber koltuğunda konuşulduğunu bilirdik ya, şimdilerde bütün satıha yayılmış durumda.
*
Anlayacağınız, günümüzde memleketin kuzeyinde, güneyinde…
Doğusunda batısında var olan yaşamların her birinden kocaman kocaman ve oldukça ilginç hikâyeler, çıkartılmıyor mu?
Çıkartılıyor çıkartılmasına ya, mesaj yerine ulaşıyor mu?
İnsanın yüreğini acıtan haberler, mutlu sona ulaştırılıyor mu orasını bilmiyorum.
Sanıyor muyum?
Ondan bile emin değilim!
*
Niyesi şu:
Yazılan…
Anlatılan…
Konuşulan…
Açıkoturumlarda bas bas bağırılan her ne varsa…
Her ne anlatılıyorsa…
Kim nereye nasıl bir mesaj göndermeğe çalışıyorsa, inanın bunların hiçbiri mesajı almaları gereken insanların umurunda değilmiş gibi artık!
Çünkü ne dikkate alan var ne umursayan!
*
Velhasıl efendim memleketimizde haberden, konudan bol hiçbir şey yok.
Seç beğen al…
Seç beğen işle, kullan.
Sonuç, duyması gerekenler bildiğini okuyor.
*
Bu memleket daha önceleri hiç bu kadar sorunlar yumağına dönüşmemişti.
Yani belediye başkanları bu kadar çok içeriye alınmamıştı?
Başkan yardımcıları…
Meclis üyeleri
Bürokratlar…
Konuşanlar…
Konuşmayanlar…
Çiftçiler-köylüler…
Yazanlar-çizenler…
Tutuklu yargılanmalarına rağmen iddianameleri aylarca yazılmadığı olur muydu?
İnsanlar bu kadar büyük töhmet altında bırakılmış mıydı, hiç sanmam!
Valla ‘Eski Türkiye’ dedikleri yerde böylesi pek yaşanmazdı ya, ‘Yeni Türkiye’ dedikleri yerde her şey yaşanıyor.
*
Hem de muhalefete yükleniyor bütün olumsuzluklar.
Ve ‘Yeni Türkiye’de -olumsuzluk anlamında- her ne yapılıyorsa muhalefet yapıyordu, özellikle CHP (!).
Tabi bundan böyle CHP’nin içinden YENİ Parti çıktı ya, yani yeni bir ‘Abalı’ çıktı ve vuruyorlar ‘Abalı’ya!
‘YENİ Parti’nin Genel Başkanı…
Vekilleri…
Belediye başkanları hepsi suçlanıp duruyor.
Haydi hayırlısı!
*
Neyse sonuç itibariyle memlekette sıkıntı çok.
Haber de çok.
Bu kadar haberin çok oluşu iyi mi, kötü mü, varın siz düşünün…
*
Ama yine de her gecenin bir sabahı vardır ya, yeni ve güzel haberler için “Sabah ola hayrola!” diyesim geliyor!
Sadece diyesim geliyor!