Bir zamanlar Osmanlı hükümdarlarına bile kral diyenler vardı. Neyse ki şimdi böyle yanlışlar pek yapılmıyor. Her hükümdar, dönemindeki ünvanla veya o ünvanın bugünkü biçimiyle anılmalıdır.

Osmanlı hükümdarlarının yaygın ünvanı padişah’tır. Sultan ve hakan sözleri de kullanılır. Hakan’daki ilk heceyi uzatarak söylemelidir.

Selçuklu ve Gazneli hükümdarları sultan’dır: Sultan Alpaslan, Sultan Mahmud. Selçuklu sultanlarına melik de denir.

Asya Hun hükümdarları yabgu’dur: Motun (Mete) Yabgu. Çin kaynağı, yabgu sözüne “gök gibi engin” anlamını vermiştir. Ünvanlarda değer kaybı, evrensel bir anlam bilimi olayıdır. Yabgu da Göktürkler zamanına gelinceye dek değer yitirmiş ve hükümdardan sonraki dereceyi bildiren bir ünvan olmuştur.

Jou-jan (Avar), Tu-yü-hun, Kök Türk ve bozkırdaki Uygur hükümdarlarının ünvanı kagan idi. Bugün kağan diyoruz, o dönemlerde ilk hece uzundu.

Turfan ve Kansu bölgelerinde hüküm süren Uygurların hükümdarları ilig (<illig “devlet sahibi”) veya han idi, Karahanlılarınki ise hâkan. Aslında han ile hâkan aynı kökten gelir. İkisinin de önceki biçimleri k- ile kan ve kagan’dır. Kağan, kan / han sözünün pekiştirilmiş biçimidir. Çizgi romanlarda ve bazı kişi adlarında gördüğümüz kaan ise Moğol dönemine aittir: Çengiz Kaan.

Kan / han ünvanı sosyolojik olarak kağan / hâkan ünvanından öncedir. Kan / han bir veya birkaç boyu içine alan bir siyasi teşekkülün başında olur. Kağan / hâkan ise birçok boyu içine alan büyük bir ülkeyi yönetir. Aradaki farkı kral ile imparator arasındaki fark gibi düşünebiliriz. Krallığın büyüyüp imparatorluk olması gibi hanlıklar da büyüyüp kağanlık / hâkanlık olur. Tabii ki hakanlıklar da parçalanıp tekrar hanlıklara bölünebilirler. Nitekim Çengiz’den sonra Türk-Moğol devleti parçalanınca hanlıklar ortaya çıkmıştır: Çağatay Han, Batu Han, Berke Han… Onlar da parçalanınca daha küçük hanlıklara bölünmüştür: Hive Hanlığı, Buhara Hanlığı, Kazan Hanlığı, Kırım Hanlığı18. yüzyılın ikinci yarısında Azerbaycan’da da hanlıklar vardır: Gence Hanlığı, Nahçıvan Hanlığı, Revan Hanlığı

Batı Türklerinde hanlık yerine beğlik kullanılmıştır: Karaman Beğliği, Germiyan Beğliği, Osmanlı Beğliği. Bey sözünün eski biçimi beğ, daha eski biçimi beg idi. İlk anlamı “hükümdar” idi ama sadece bir boyun hükümdarı. Kutadgu Bilig’de doğrudan doğruya “devlet başkanı, hükümdar” anlamında kullanılmıştır. Daha sonra değer yitimine uğradığı bellidir. Bugün bey sözünü herkes için kullanıyoruz.

Temür, beğ veya emîr’dir: Temür Beğ, Emîr Temür. Çocukları ve torunlarının ünvanı mirza’dır: Şahruh Mirza, Ebû Said Mirza…

Karakoyunlular önce beğ, büyüdükten sonra şah, padişah ve sultan ünvanlarını kullandılar. Akkoyunlular da önceleri beğ ünvanını kullandılar. Daha sonra mirza ve padişah. Uzun Hasan, Hasan Padişah olarak anılıyordu. Safevilerde ve Babürlülerde şah kelimesi kullanılır: Şah İsmail, Şah Abbas, Babür Şah, Ekber Şah.

Birkaç kelime de yabancılar için. Doğu Roma (Bizans) hükümdarları kayser, Rus hükümdarları çar’dır. Kayser de Çar da Caesar (Sezar) kelimesinden gelir. Avrupa devletleri için ise genellikle kral ünvanı kullanılır. Kral sözü Karolenj hükümdarının Latince adı Carolus’tan gelir. 748-814 tarihleri arasında hüküm süren Büyük Karolus’u biz, Fransızca söylenişiyle Şarlman olarak biliriz.

Sasani hükümdarlarının ünvanı olan kisrâ ile konuya son verelim. Görüldüğü gibi hükümdar genel bir terimdir ve o da “hüküm / karar sahibi” demektir.