Türkiye’de biz saçma sapan tartışmalar ile günleri geçirir, didişerek vaktimizi ziyan edip dururken dünyada özellikle de teknoloji ve sanayi alanında çok ama çok önemli gelişmeler oluyor.

En önemli değişimlerden biri de ulaşım sektöründe oluşuyor. Bugün dünyada temel ulaşım aracı olan otomobiller ve otomobil sektörü çok köklü bir değişim geçiriyor.

Dünyada seri üretime giren ilk pratik otomobil, Benz & Cie. tarafından 1885’te geliştirilen ve 1886’da patenti alınan Benz Patent-Motorwagen olarak kabul edilir. Buna göre ilk otomobillerin seri üretime geçmesinin üzerinden yaklaşık olarak 140 yıl geçmiş demektir.

Otomobiller ilk ortaya çıktığı zaman insanlığın asli ulaşım aracı atlar ve diğer binek hayvanlar tarafından çekilen arabalardı. Tamam 1825 yani yaklaşık olarak bugünden 200 yıl önce ticari olarak sahneye çıkan buharlı trenler vardı ama onlar yük ve toplu taşımacılıkta kullanılabiliyordu, kişisel ve noktasal kullanıma uyumlu değildi sadece belirli sabit hatlar üzerinde, kitlesel ulaşım sağlayabiliyordu.

Neyse bugün konumuz tarih değil, günümüzün teknolojik gelişmeleri...

Otomobiller ilk üretildiği zaman teknolojiye meraklı tuhaf zenginlerin oyuncağı olarak kabul ediliyor, günün birinde yaygın bir kullanıma ulaşabileceğine pek kimse inanmıyordu. Pek kimse inanmıyordu amma velakin inanılmaz derecede kısa bir süre zarfında otomobiller insanlığın ana ulaşım aracı haline geliverdi.

Otomobil “kendi kendine hareket eden araç” demektir.

İcat edilip üretildiği ilk günden bu yana otomobiller elbette pek çok değişiklik geçirdi, ama otomobillerin geçirdiği bu değişimler bir otomobili gerçek bir otomobil haline getiremedi.

Bir otomobil kendi ürettiği güç ile hareket edebilse de hep bir insan tarafından yönetilmeye muhtaç bir araç olarak kaldı. Bu güne kadar otomobiller onu kullanan bir insan olmadığı müddetçe yerinden kıpırdamaktan bile aciz bir teneke yığınından başka bir şey değildi.

İşte bu gün gerçekleşen teknolojik devrim otomobilleri gerçek bir otomobile dönüştürüyor ve otomobillerin insana olan bağımlığını sona erdiriyor.

İşin açığı saatte yüz iki yüz kilometre hıza ulaşabilen, bir kaç ton ağırlığındaki bir cismi bir insanın saatlerce kontrol etmeye çalışması fevkalade riskli bir iştir, çünkü bu limitler insanın doğal biyolojik sınırlarını zorlar.

Bunu her yıl trafik kazalarında hayatını kaybeden bir milyondan fazla insan, yaralanan çok daha fazlası ve oluşan milyarlarca dolarlık hasar bize açıkça göstermektedir.

Yapay zekaya sahip otonom araçlar ise elbetteki bir insandan çok daha emniyetli bir trafik oluşturacaktır. Bu otonom araçlar birbirleri ile haberleşip kimin nerede ne yapacağını bileceği için sürpriz hareket etkisini bile minimize edilecektir. Bilgisayarların insanın asla ulaşamayacağı seviyedeki algı ve tepki süreleri, gelişmiş algoritmik yetenekleri trafik kazalarını elbette ki en aza indirecektir.

Doğal olarak bir bilgisayarın dikkati dağılmaz, uykusu gelmez, bilgisayarlar asla yorulmaz, hasta olmaz, hata yapmaz, içki içip sarhoş olmaz, uyuşturucu kullanıp kendinden geçmez, korkup panikleyerek yanlış kararlar almaz ve bu farklılıkları sonunca bir insana göre kat be kat daha güvenli bir sürüş temin edebilir.

Görünen o ki çok yakın bir gelecekte önce profesyonel yük ve yolcu taşımacılığında ve bunun hemen akabinde ise bireysel kullanımda gerçekten otonom araçlar piyasayı istila edecek.

Fakat ulaşım sistemindeki tek değişiklik bu da olmayacak!

Tamam, bugünde toplu taşımacılık yoğun olarak kullanılıyor ama bir çok insan ulaşımda kendi kişisel aracını da oldukça yoğun bir şekilde kullanıyor. Yakın gelecekte bu ulaşım biçimi de ortadan kalkacaktır!

İnsanlar kendi arabalarını satın alıp kullanmadıkları süre boyunca kapıda yatırmak yerine çağırılınca gelen, gidilmek istenen yere kadar götüren ve sonra da başka bir kullanıcıya yanıt veren ortak kullanıma yönelik otonom araçları çok daha yoğun olarak tercih edecektir.

Bugün kentlerde alıştığımız, yolları sağlı sollu işgal eden park edilmiş araçlar sorunu da tamamen ortadan kalkacaktır.

Bir diğer önemli değişiklik de bu otomobillerin güç üreten ünitelerinde olacaktır! Fosil yakıtlar ile çalışan, zehirli egzoz dumanları saçan içten yanmalı, son derecede gürültülü motorlar yerini zehirli gaz salınımı yapmayan, sessiz elektrik motorlarına bırakacaktır.

Sonuç olarak demedi demeyin; bu büyük ulaşım devrimi hızla gümbür gümbür geliyor ve eğer biz ülke olarak bu devrimi yakalayamazsak çok büyük hak ve menfaat kaybına uğrarız.