İbn’i Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Teoman Duralı: “Müslüman olmadan Türk olunmaz. Türklüğün giriş kapısı Müslümanlıktır.” demiş...

Konuşmasında Müslüman unsurları Türklüğün bağrından çıkardığınız takdirde geriye bir şey kalmaz diye üst perdeden ahkam kesip böyle saçma bir iddiada da bulunmuş...

Hatırlatmak isterim ki benzer bir görüşü eski İYİ Parti sözcüsü, şimdinin Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’da yakın bir geçmişte benzer bir görüşü savunmuş ve "Biz Türk'ün Müslüman olmayanına Türk demiyoruz, Müslüman olmayan Kürt'e niçin Kürt diyelim, niçin insan diyelim" sözlerini sarf etmişti...

Şimdi dikkat ediniz bu arkadaşlar hep görüşlerinin saçmalığını ortaya koyabilecek birilerinin olmadığı ortamlarda tek başlarına ahkam kesip duruyor.

Buradan bunlara sesleniyorum: Cesaretleri varsa gelsinler benim gibi bir Türk Milliyetçisinin karşısına da aynı görüşlerini savunup cevaplarını alsınlar.

Fakat bu gibi saçma sapan görüşleri savunanların benim ya da en az benim kadar bu konuları bilen kişilerin karşısına çıkabileceğini hiç sanmıyorum, onlar ancak boş stüdyolarda tek başlarına ahkam kesmenin ötesine geçemezler.

Bu gibi kişilere cevap verilmezse onların görüşleri mutlak bir doğruymuş gibi tek başına kalıyor ve halkı etkiliyor. Durum böyle olunca madem öyle bende buradan onların yanlışlarını ortaya koyayım ve bu konuları derinlemesine bilmeyen vatandaşların kafasını karıştırmalarına engel olayım istedim.

Size sorarım: Birinin kişinin tercihe bağlı olarak son derecede değişken olan bir inanç ile tercihe bağlı olmayan, doğuştan gelen biyolojik bir niteliği karşılaştırması zaten başlı başına bir saçmalık değil midir?

Kendi görüşümü ifade etmeden önce aslında yüzyıllar önce Hoca Ahmet Yesevî’nin bu konuya yaklaşımın ifade eden söylemini paylaşmak isterim:
Bir gün Pîr-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevî’ye “Müslüman mısın?” diye sormuşlar:

Hoca Ahmet Yesevî cevap olarak: “Elhamdülillah Türk’üm, Müslüman’ım” demiş.
Soruyu soran zevat şaşırmış ve “Neden Türklüğü katıyorsun, biz dinini soruyoruz” demişler.
Hoca Ahmet Yesevî orada kapağı yapıştırmış ve “Din seçim, Türklük kaderdir” demiş.

Sonuç olarak Hoca Ahmet Yesevî üzerine çok laf etmeye gerek olmayacak biçimde konuyu net olarak açıklamış.

Hoca Ahmet Yesevî böyle demiş ama bir takım zevat her nedense ısrarla hala bu konuda fitne çıkarmaya, insanları kimlikler üzerinden ayrıştırmaya, çatışma çıkarmaya çalışıyor.

Bakın bırakın “Müslüman olmadan Türk olunmaz. Türklüğün giriş kapısı Müslümanlıktır” iddiasını, İslam dininin kurucu kültürü olan Araplara yönelik olarak “Müslüman olmadan Arap olunmaz. Araplığın giriş kapısı Müslümanlıktır.” Demek bile son derece saçma bir iddiadır. Bugün hepimiz biliyoruz ki Müslüman Araplar olduğu gibi Hristiyan, Yahudi hatta Ateist ve Deist Araplar da vardır.

Türklük konusuna dönersek:
Türk kadim bir halkın adıdır; bırakın İslamiyeti İbrahimi dinler daha yeryüzünde yokken Türk halkı ve bu halkın yarattığı Türk Kültürü mevcuttur. Dahası dinlere ait orijinal dokümanlar ve arkeolojik bulgular olmadığı, bütün anlatı rivayetlere dayandığı halde Türk Kültürüne ait bir sürü orijinal doküman ve arkeolojik bulgu da mevcuttur.

Bakınız “Türk” öncelikle belirli bir genetik havuzu paylaşan halkları tanımlayan biyolojik bir kavramdır.

Bu halkın yarattığı kültüre Türk Kültürü, yarattığı uygarlığa ise Türk Uygarlığı denir.

Netice olarak Türkler bugün dünya uygarlığı ve kültürüne yaptıkları büyük katkılar ile bilinen kadim bir halktır.

Müslümanlık ise sadece tercihe bağlı olarak kabul ya da reddedilen bir Ortadoğu inancıdır. Aynı Araplarda olduğu gibi Türklerde de Müslüman, Hristiyan, Musevi, Şamanist, ateist, panteist ve deist olanlar vardır, dahası kim, hangi inanç ya da inançsızlığa sahip olursa olsun bu tercihini canı istediği zaman, canı istediği gibi değiştirebilir de.

Kişi inancını istediği zaman dilediği gibi değiştirebilir amma ve lakin tüm kanını değiştirse bile Türk olduğu gerçeğini asla değiştiremez.

Sonuç olarak Müslüman olmadan Türk olunmaz iddiası hiç bir dayanağı olmayan son derecede saçma, boş beleş bir bir iddiadan ibarettir.

Buraya kadar sadece Türk kavramı ile dinler arasındaki ilişkiyi anlattım ama işin birde Türkçülük ya da Türk Milliyetçiliği yanı var ki bu tamamen apayrı bir konudur.

Apayrı bir konudur çünkü; Türk Milliyetçiliği ya da kısa adı ile Türkçülük Türk Milletinin egemenlik hak ve özgürlüklerini savunmak demektir. İşin içine egemenlik girdiği zaman ise milli egemenlik ile dini egemenliklerin çatışmasının kaçınılmaz olduğunu, egemenliğin kültürel bir konu değil esas olarak siyasi ve hukuki bir husus olduğunu açıkça söylemem gerekir.