Yemen’deki Husilerin Savunma Bakanlığı Danışmanı Tuğgeneral Abid el-Thawr, Türkiye’nin Suudi Arabistan ile yaptığı anlaşmayı hatırlatarak, Ankara'nın Yemen'deki olası bir askerî harekâta katılması durumunda "düşman" olarak kabul edileceğini söyledi.

Eski milletvekili Akif Hamzaçebi ise Husilerin açıklamasından önce, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Yemen ile ilgili sözlerini eleştirdi:

"Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının ardından Mekke İttifakı'nın devreye girip girmeyeceği sorusuna Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ‘Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine çok ciddi saldırılar olduğunu görüyoruz. Bizim anlaşmamızda da müttefiklik anlaşması var, sözümüzün eriyiz. Bu konuda bir dayanışma içerisindeyiz. Mekke İttifakı olarak yakından takip ediyoruz. Askeri ihtiyaçları özellikle belli teknik konularda olabilir. Bunu da karşılama yönünde sıkıntımız olmaz’ yanıtını verdi. Mekke İttifakı denilen konu Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında yapıldığı açıklanan bir anlaşmaya dayanıyor. Böyle bir anlaşma yapıldığı söylendi ama Bakanın bildiği anlaşma metnini Türkiye bilmiyor. Anlaşma metni ortaya çıksa bütününe yönelik görüşlerimizi ayrıca ifade edeceğiz. Sayın Bakan anlaşma uyarınca Suudi Arabistan’a yardım ederiz diyor ama bunun için önce sözü edilen anlaşmanın TBMM’ce onaylanıp yürürlüğe girmesi gerekiyor. Ancak henüz Meclis’e sevk edilmiş bir anlaşma yok. Kimsenin bilmediği, yürürlüğe girmemiş, anlaşma olarak ifade edilen bir mutabakata dayanarak Türkiye’nin Suudi Arabistan’a nasıl yardım edeceğini Sayın Bakan açıklarsa herkes aydınlanmış olur."

***

Aslında bölgede Türkiye'nin nasıl bir rol üstleneceğini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan açıkladı. Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen “Şehit Yakınları, Gazi ve Gazi Yakınlarımızın Kamu Kurumlarına Yerleştirilmesi Kura Töreni”nde açılım süreciyle ilgili bilgi de verdi ve “Geride bıraktığımız 2 yılda tüm tahriklere, tüm tuzaklara rağmen önemli mesafeler kat ettik. Yaklaşık 50 yıldır terör endüstrisinden beslenen millet ve memleket düşmanlarının da hortumlarını tek tek keseceğiz. Yeni fitne ateşleri yakarak kardeşi kardeşe kırdırma planları ülkemizin gayreti sayesinde hamdolsun boşa düştü. İnşallah son düzlüğü de geçecek, ülkemizle birlikte bölgemizin tamamını huzur ve istikrara kavuşturacağız” ifadelerini kullandı.

Erdoğan “Terörün bu topraklarda bir daha asla zemin bulmaması, yeni acılar yaşatmaması, ocaklara yeni ateşler düşürmemesi için her türlü adımı kararlılıkla atacağız. Şehitlerimizin ruhlarını incitecek, gazilerimizin emeklerini boşa düşürecek, şehit ve gazi yakınlarımızı rencide edecek hiçbir girişime müsaade etmeyeceğiz. Bugün 571 kardeşimizi daha kamu kurumlarına yerleştirerek, kamuda istihdam edilen şehit yakını, gazi ve gazi yakını sayısını 53 bin 179’a yükselteceğiz” dedi.

***

Burada dikkat çeken konu, Erdoğan'ın "Bölgemizin tamamını huzur ve istikrara kavuşturacağız" demesidir.

Türkiye'nin "bölgeyi, huzur ve istikrara kavuşturmak" diye bir dış politikası mı var?

Varsa, bu konuda ne gibi bir hazırlık yapılmıştır?

Türkiye bütün bölge ülkeleriyle geniş kapsamlı bir anlaşma yapsaydı bölgeye dış müdahaleler bu anlaşma sayesinde belki önlenebilirdi...

Oysa Türkiye, sadece Suudi Arabistan ve Pakistan ile anlaşma yaptı. Anlaşmanın İran, Husiler ve Hindistan'a karşı olduğu yorumları yapılırken, bölgeyi huzur ve istikrara kavuşturmak mümkün değildir.

Zaten Amerikalı senatör Joe Wilson, “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki karşılıklı savunma paktı, ABD Başkanı’nın Orta Doğu'da istikrar, barış ve refahı teşvik etmesinin bir başka başarısıdır.” diye mesaj yayınladı ve daha sonra da “Türkiye ve Pakistan Suudi Arabistan ile birlikte çalışarak Husi teröristlerini yok etmeli ve Yemen'i İran'dan kurtarmalıdır.” dedi.

Çok net bir şekilde belli ki Mekke Anlaşması, ABD projesidir.

Bu da Türkiye'nin milli dış politikasının rafa kaldırılması ve “ABD'nin Orta Doğu politikalarında görev yapmak” anlamını taşır.