Hazır gündemin ana konusunu Mansur Yavaş oluşturuyorken, sıcağı sıcağına önüme düşen anketteki çarpıcı detayı kaleme almazsam olmazdı.
Son dönemlerin araştırma şirketleri içinde yükselen yıldızı ANK-AR Araştırma, seçmene sormuş:
“Sizce Mansur Yavaş bundan sonra ne yapmalı?”
Yanıtlara sonra geliriz. Şimdi şeytanın “gör” dediğine hep beraber bir bakalım…
Tarih, 2023 seçimlerini de ondan sonraki süreçleri de kara ve kalın puntolarla yazacak. Siyaset bilimi dersliklerinin koridorlarında en çok konuşulan konu başlıklarından biri de Türk politikasında mecazi anlamda “devrim” niteliğindeki kararlarla şekillenen bu dönem olacak…
Yakın tarih kitapları örneğin; Cumhuriyet’in kurucu partisi CHP’ye mutlak butlan kararı verilmesiyle oylarının nasıl bir anda baraj altı seviyesine düştüğünü…
YENİ Parti’nin kurulmasıyla dünün sosyal demokrat temsilcilerinin, liberal politikalara yatkın kadrolarla MYK oluşturmasını ve daha ilk kuruluşuyla 91 milletvekiliyle ülkenin ana muhalefet koltuğuna oturmasını…
Dönemin İBB Başkanı’nın; yolsuzluk mu, siyaset mi, idarecilik mi, hakaret mi, ne olduğunu bir türlü tarif edemeyeceğimiz dava süreçlerinde “savunma dahi yapamadan” yargılandığını yazacak…
Tüm bunların arasında küçük bir anekdot olarak da 2024 mahallî idareler seçimlerinde 420 belediyeyi Cumhur İttifakı’ndan kopararak nasıl kazandığını ve buna rağmen, belki de belirlenen yanlış adaylıklar sonucu, bazı belediye başkanlarının parti transferiyle AK Parti’ye katılmasını da yazacak!
İRADENİN GASPI MI, MEŞRUİYET Mİ?
Türkiye seçmeni, sandığı en seven seçmen tipi olabilir. Belki de sevdiğinden değil de son 23 yılda giderek silikleşen anayasal hakları arasında elinde kala kala oy kullanma hakkı kaldığından…
O gün geldiğinde, önüne sandıklar konduğunda o sandığa gider ve kararını verir.
Şüphesiz, yerel seçimlerde aday olduğu partiden kazanarak göreve gelen ve sonra ilk fırsatta iktidar “koruması” altına giren transfer isimlere sandıkta gereken hassasiyeti gösterecektir.
Bunu son zamanlarda yayımlanan anketlerden de anlayabiliyorsunuz. Kararsızların oranı her geçen gün biraz daha düşüyor. Her seçmen, tabiri caizse, yuvasına ufak ufak dönüyor…
DÖNMEYENLERİ KONUŞALIM
İşte tam da bu noktada, kamuoyunun gündemine düşen o fotoğrafın hikâyesini geçelim de Mansur Yavaş’ın seçmenine bir bakalım…
Evet, ANK-AR Araştırma, Mansur Yavaş’ın CHP ayrımından sonra ne yapması gerektiğini seçmene sormuş ve yanıtlarda herkes tarafını seçmek istese de seçmenin yüzde 45,7’si Yavaş için mevcut partiler dışında bir yol tarif etmiş…
MANSUR YAVAŞ’IN YOLU NEREYE ÇIKAR?
Kamuoyunda muhalefetin en dişli yazarından iktidarın en azılı kalemine dek herkes, elinde bir saz, 9 Eylül resepsiyonu öyküsü çalarken Mansur Yavaş, derli toplu olduğunu düşündüğüm bir yanıt veriyor…
“…Her iki tarafı destekleyen tabanda da karşılıklı ciddi bir öfke ve kırgınlık bulunduğunu görüyorum. Bunun zaman içerisinde dineceğine inanıyorum. Ancak bugün itibarıyla bu öfke ve kırgınlığın henüz ortadan kalkmadığı da bir gerçektir. Böyle bir ortamda taraf olmayı da, atacağım herhangi bir adımın taraflardan birine destek olarak yorumlanmasını da doğru bulmuyorum. Hele benim üzerimden, iki tarafı destekleyen insanların yeniden karşı karşıya gelmesine katkı sunmayı hiç istemiyorum…”
SEÇMENİNİ DE, DÜZENİ DE TANIYOR
Mansur Yavaş’ın açıklamasının bu bölümünü seçmemdeki neden şu: Seçmenin Mansur Yavaş sorusuna verdiği ortak yanıtla Yavaş’ın açıklaması birebir örtüşüyor…
Ne diyor “Ne yapmalı?” sorusuna cevap veren seçmenin yüzde 45,7’si?
“Parti dışı, partiler üstü—' bu kadar net, bu kadar keskin bir mesaj ve ciddi bir oran...
Bu senaryo şüphesiz Mansur Yavaş için de pek yorucu. Bir yandan ana-kara Ankara’nın sorunları, öte yandan siyasetin yakıcı yüzü, diğer taraftan bir devlet adabı…
Yönet yönetebilirsen, çöz çözebilirsen, git gidebilirsen, kal kalabilirsen…
Mansur Yavaş’ın siyasi sahnede var olmaya başladığı günden bugüne izlediği yolun tek kazananı “sessiz direnişi” oldu!
Bir de onun adına ses verdiğini iddia edenler yok mu? Hani şu satırlarla okuduğunuz '...Mansur Yavaş'a yakın kaynaklar...'
Erbakan’ın sözleriyle sesleneyim:
“Sizi gidiler sizi…”