2025’in yaz aylarıydı.

Kanal D’de “Kuralsız Sokaklar” diye bir program yayınlanıyordu.

Mert Öztürk isimli gazeteci, Mısır’dan Arjantin’e, Bangladeş’ten Kolombiya’ya, Şili’den Dominik Cumhuriyeti’ne, Meksika’dan Brezilya’ya birçok ülkeyi dolaşıyor, o ülkelerde mafyanın, çetelerin, uyuşturucu satıcılarının, beyaz kadın ticareti yapanların cirit attığı sokakları tanıtmaya çalışıyordu izleyiciye.

İlgiyle izlenen program birkaç ay sonra aniden bitirildi.

Kanal yöneticileri belki de, “Türkiye kuralsız sokaklar ülkesi oldu. Başka ülkelere muhabir gönderip masraf yapmaya gerek yok” diye düşünmüşlerdi.

Evet, ne yazık ki kuralsız sokaklar ülkesi olduk.

Özellikle büyük şehirlerin sokakları sadece geceleri değil gündüzleri bile tehlikeli artık.

Sabah arabanıza binip işinize giderken, “Niye yol vermiyorsun lan!” diye bağıran arkadaki aracın sürücüsünün baltalı-keserli saldırısına hedef olabilirsiniz.

Kafede oturup çay içeyim deseniz, kafe sahibinden istediği haracı alamayan çetenin silahlı saldırısında yaralanabilirsiniz.

Kaldırımda yürürken, karşıdan gelen birinin, “Yan baktın bana!” diyerek sustalısını çekip üstünüze yürümesi karşısında ne yapacağınızı şaşırabilirsiniz.

Marketten bir şeyler alayım deseniz, soygun için gelen maskeli adamlarla karşılaşabilirsiniz.

Restoranda fahiş hesaba itiraz ettiğinizde garsonların saldırısına uğrayabilir, soluğu hastanede alabilirsiniz.

Peki, bu tablonun değişmesi için ne yapılabilir?

Acilen yapılması gereken, eskilerin “zecri tedbir” dedikleri zorlayıcı önlemlerin tavizsiz alınmasıdır.

Silahlar toplanmalı, en küçük şiddet olayına bile caydırıcı hapis cezaları getirilmelidir.

Eğitim sisteminde radikal değişiklikler yapılması bunu izlemelidir.

YETERSİZ BESLENME BEYNİ VURUYOR!

Eğitim Sen, binlerce eğitim emekçisinin örgütlendiği bir sendika.

İlk ve ortaöğretim okullarında ilk yarının sona ermesi dolayısıyla eğitim sorunlarına ve çözüm yollarına ilişkin ayrıntılı bir rapor yayımladı geçtiğimiz günlerde.

Bu rapordan altını çizdiğim bazı satırları paylaşmak istiyorum.

-Türkiye’de yaklaşık 5 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

-Çok sayıda çocuk okula kahvaltı yapmadan gidiyor, önemli bir kısmı ise gün boyu okulda beslenme imkânına erişemiyor.

-Sağlıklı beslenemeyen öğrencilerde dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlükleri ve davranış sorunları artıyor, okul başarıları düşüyor.

-Yetersiz beslenen öğrencilerin zihinsel gelişimi, yeterli beslenen çocuklara göre 20 puan düşük oluyor.

-Okullarda tüm öğrenciler için ücretsiz ve nitelikli yemek verilmesi gerekiyor.

-Türkiye genelinde 60 bini aşkın devlet okulunda halen 49 bin 578 kadrolu temizlik personeli bulunuyor.

-Temizlik görevlisi bulunmayan okullarda temizlik öğretmen ve öğrenciler tarafından yapılıyor.

-Okul çağındaki çocukların 611 bini okula gitmiyor. Söz konusu çocukların bir bölümü çeşitli işlerde çalışıyor.

-Geçen yıl iş cinayetlerinde 95 çocuk hayatını kaybetti. İş cinayetlerine son 12 yılda kurban verilen çocukların sayısı da 770’i buldu.

-Şiddet olaylarının kırmızı alarm verdiği okullarda artık öğretmen ve öğrencilerin can güvenlikleri kalmadı.

-Öğretmeni itibarsızlaştıran ve veliyle karşı karşıya getiren politikalar şiddete zemin hazırlıyor.

-Gelir adaletsizliği, gelecek kaygısı, silahlanma ve medyadaki şiddet dili de olayları artırıyor.

Evet, böyle bir rapor karşısında Milli Eğitim Bakanlığının takınacağı iki tavır var:

“Bunlar zaten muhalif sendika. Bizi başarısız göstermek istiyorlar. Dolayısıyla söylediklerinin önemi yok” diye düşünerek raporu hiç dikkate almazlar.

Ya da, “Adamlar önemli noktalara parmak basmışlar. Yaptıkları eleştirilerden yararlanmak, sözünü ettikleri sorunları çözmek için gayret göstermemiz gerekir” diyebilirler.

Dileyelim ki ikinci tavrı takınır Milli Eğitim Bakanlığı.

GÜNDEM BELİRLEME SANATI

Ak Parti iktidarı pek çok yönüyle eleştirilebilir ama gündem belirleme konusundaki becerisine şapka çıkarmamak mümkün değil.

-“Terörsüz Türkiye” projesi...

-Belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonları...

-Bahis ve şike iddialarıyla gözaltına alınan hakemler, futbolcular, teknik adamlar, yorumcular...

-Çete ve mafya örgütlerine gece yarısı düzenlenen baskınlar...

-Uyuşturucu kullandığı ve temin ettiği gerekçesiyle yakalanan ünlüler...

Ve bu konular ilgi çekmez olduğunda gelsin bu defa aşklı-meşkli olaylar.

-Hangi başkan türkücü sevgilisiyle yurt dışında yakalandı...

-Voleybolcu kadının tutuklu başkanla ilgili açıklamaları...

-Kiralık lüks jetle yapılan tartışmalı seyahatler...

Peki, muhalefet bu zinciri nasıl kırar ya da kırabilir mi?

Muhalefetin, iktidar yetkililerinin her sözüne, her icraatına deyim yerindeyse “balıklama atlama” gibi bir yanlışı var.

Oysa yapması gereken şey, kendi yarattığı gündemle iktidarı savunmaya geçmeye zorlamak olmalıdır.

İşsizlikten enflasyona, çetelerden mafyaya, uyuşturucudan bireysel silahlanmaya, cinayetlerden soygunlara, eğitimden sağlığa, demokrasiden hukuka, kayıt dışı ekonomiden vergi sistemine, trafik kazalarından iş kazalarına, çevre kirliliğinden dolandırıcılıklara, tarımdan hayvancılığa ne kadar sorun varsa ilginç haberler ve sloganlarla gündeme getirmeyi, çözüm önerilerini ortaya koymayı öğrenmelidir artık muhalefet.

Bilsinler ki gündem belirlemeyi Ak Partililerin elinden alamazlarsa, erken ya da zamanında yapılacak bir seçimde istedikleri oyu da alamazlar.