ABD ve İsrail’in saldırıları ile başlayan savaşın ilk gününde İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney hayatını kaybetti. Hamaney’in ölümü sonrası Uzmanlar Meclisi yeni lider olarak Mücteba Hamaney’in seçildiğini açıkladı.
Hamaney, merakla beklenen açıklamasını yaptı. Yayınlanan sesli mesajda tüm Müslüman dünyasına teşekkür eden Hamaney “Bölme girişimlerini önledik. İran'ın körfez'deki ülkelerle iyi geçinmek istediğini ve düşmanın bize ele geçirmek istediğini söylüyor. Savaşların komşularımızla ilişkilerimiz bozmaması gerektiğini vurguladı. Allah bize en iyisini bahşedecektir” dedi. Hamaney bölgedeki Amerikan üslerinin acil olarak kapatılması gerektiğinin altını çizdi.
Hamaney, yaptığı konuşmada şunları söyledi,
"Selâm sana ey Allah’ın davetçisi ve ayetlerinin rabbânîsi; selâm sana ey Allah’ın kapısı ve dininin koruyucusu; selâm sana ey Allah’ın halifesi ve hakkının yardımcısı; selâm sana ey Allah’ın hücceti ve iradesinin delili. Selâm sana ey beklenen mukaddem; selâm sana en kapsamlı selâmlarla; selâm sana ey Mevlam, ey Sahibü'z-Zaman.
Sözlerimin başında, İslam İnkılabı’nın aziz, hakim ve yüce lideri Hamaney’in yürek yakan şehadeti vesilesiyle Mevlamız’a (hızla gelişi için dua ederek) taziyelerimi arz ederim. O Hazret’ten büyük İran milletinin her bir ferdi, tüm dünya Müslümanları, İslam ve İnkılap hizmetkarları, gaziler, İslam davası ve özellikle son savaşın şehitlerinin geride kalanları ve bu aciz kulunuz için hayır dualarını talep ediyorum.
Sözlerimin ikinci bölümü büyük İran milletiyle ilgilidir. Öncelikle, Muhterem Uzmanlar Meclisi’nin (Meclis-i Hubregan) oylaması hakkındaki durumumu kısaca beyan etmeliyim. Ben, sizin bu hizmetkarınız Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney, oylama sonucunu sizinle aynı anda televizyondan öğrendim. Benim için, iki büyük liderin; Büyük Humeyni ve Şehit Hamaney’in oturduğu makama oturmak oldukça zordur. Zira bu kürsü, Allah yolunda 60 yılı aşkın mücadelenin ardından, her türlü dünya lezzetinden ve rahatından vazgeçerek sadece bu asrın değil, bu ülkenin tüm tarihinin en mümtaz simalarından birine dönüşmüş bir zatın oturduğu yerdir. Onun hem hayatı hem de vefatı, Hakk'a dayanmanın verdiği bir ihtişamla yoğrulmuştu."
KUDÜS GÜNÜ TÖRENİNE ÇAĞRI
"Şehadetinden sonra naaşını ziyaret etme şerefine nail oldum; gördüğüm tek şey bir metanet dağıydı ve duyduğuma göre, şehit olduğunda sağlam elini yumruk yapmıştı. Onun şahsiyeti hakkında ehil olanlar uzun süre konuşmalıdır. Ben bu kısa özetle yetiniyor, ayrıntıları başka zamanlara bırakıyorum. İşte bu yüzden liderlik kürsüsüne oturmak zordur; bu boşluk ancak Cenab-ı Hakk’ın yardımı ve siz halkın desteğiyle dolabilir.
Vurgulamak istediğim bir diğer nokta; Şehit Lider ve selefinin en büyük sanatı, halkı her alana dahil etmek ve onların gücüne dayanmaktı. Cumhuriyetin gerçek manasını onlar hayata geçirdiler. Ülkenin lider ve başkomutansız kaldığı şu günlerde halkın gösterdiği basiret, dostu hayran bıraktı, düşmanı şaşkına çevirdi. Ülkeye liderlik eden ve gücünü garanti altına alan siz halktınız. Yazının başındaki ayetin manası şudur: Hiçbir ilahi ayet (nişane) süresi dolup unutulmaya terk edilmez ki, Cenab-ı Hak onun yerine benzerini veya daha iyisini getirmesin.
Bu ayeti kendimi şehit liderle kıyaslamak için değil, siz milletin rolüne dikkat çekmek için zikrettim. Eğer o yüce nimet (Hamaney) bizden alındıysa, onun yerine bir kez daha İran milletinin sarsılmaz varlığı bu nizama bahşedilmiştir. Biliniz ki, sizin gücünüz sahada olmazsa hiçbir kurum işleyemez. Bu doğrultuda; Allah’a tevekkül, birlik ve beraberlik, sahada aktif varlık ve karşılıklı yardımlaşma şarttır. Özellikle düşman bozguna uğratma ruhuyla geçmesi gereken 1447 yılı Dünya Kudüs Günü törenlerinin önemini hatırlatıyorum."
"HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN KAPATILMASI DEVAM ETMELİ"
"Sözlerimin üçüncü bölümü, vatanımız emperyalist odakların saldırısı altındayken düşmana ağır darbeler indiren kahraman savaşçılarımıza teşekkürdür. Halkın talebi, caydırıcı savunmanın devam etmesidir. Hürmüz Boğazı’nı kapatma kozu kullanılmaya devam edilmelidir. Düşmanın kırılgan olduğu yeni cepheler açılması üzerine çalışmalar yapılmıştır ve gerekirse aktifleşecektir. Yemen, Hizbullah ve Irak direnişine de şükranlarımı sunuyorum; direniş cephesi, İslam İnkılabı’nın ayrılmaz parçasıdır.
Dördüncü bölümde hitabım, son günlerde zarar görenleredir. Şehit yakınları ve yaralılarla derin bir acıyı paylaşıyorum. Ben de bu tecrübeyi bizzat yaşıyorum; sadece babamı değil; aziz ve vefalı eşimi, fedakar kız kardeşimi, onun küçük yavrusunu ve eniştemi de şehitler kervanına uğurladım. Ancak bizi ayakta tutan şey Allah’ın sabredenlere vaat ettiği mükafattır. Şunu herkes bilsin: Şehitlerimizin kanının intikamından asla vazgeçmeyeceğiz. Özellikle Minab’daki "Şecere-i Tayyibe" okuluna yapılan saldırı ve çocuklarımızın kanı bizim için özel bir hassasiyet taşımaktadır. Tüm yaralıların tedavisi ücretsiz yapılacak ve maddi zararlar tazmin edilecektir. Düşmandan her halükarda tazminat alacağız; vermezlerse mallarını yok edeceğiz.
Beşinci bölüm, bölge ülkelerine hitabımdır. 15 komşumuzla iyi ilişkiler istiyoruz. Ancak topraklarınızdaki Amerikan üsleri son saldırılarda kullanıldı. Biz, o ülkelere saldırmadan sadece o üsleri vurduk ve vurmaya devam edeceğiz. Tavsiyem, o üsleri bir an önce kapatmanızdır; Amerika'nın güvenlik vaatlerinin yalan olduğunu artık anlamış olmalısınız.
Altıncı bölüm, şehit liderimizedir. Ey Şehit Liderim! Gidişinle kalplerde ağır bir yara açtın. Hep arzuladığın şehadete, 10 Ramazan sabahı Kur’an okurken kavuştun. Mazlumiyetini vakarla taşıdın. Senin mukaddes hedeflerine ulaşmak için tüm varlığımızla çalışacağımıza söz veriyoruz.
Son olarak; şahsıma destek veren büyük taklit mercilerine, kültürel ve siyasi şahsiyetlere, biat için meydanları dolduran halkımıza, üç erkin yetkililerine ve Geçici Liderlik Konseyi’ne teşekkür ederim.
Rabbimizden bu mübarek Kadir geceleri ve Ramazan ayı hürmetine milletimize düşmana karşı kesin zafer, izzet ve afiyet diliyorum."
İŞTE MÜCTEBA HAMANEY'İN YAPTIĞI BASIN KONUŞMASININ TAM METNİ:
Sözlerimin başında, efendim -Allah Teala onun zuhurunu yakınlaştırsın-'a, azametli şahsiyetli, sevgili ve hikmet sahibi Devrim Rehberi Hamanei'nin can yakıcı şehadeti münasebetiyle taziyelerimi sunar ve O Hazret'ten, büyük İran milletinin her bir ferdi için, hatta tüm dünya Müslümanları, İslam ve Devrim'e hizmet edenler, fedakarlar, İslami hareketin şehitlerinin geride kalanları ve özellikle son savaşta şehit verenler için, ayrıca kendi acizliğim için hayır dualarını talep ederim.
Sözlerimin ikinci bölümü, büyük İran milletiyledir. Başlangıçta, Saygın Uzmanlar Meclisi'nin oyu konusundaki durumumu ve tutumumu kısaca ifade etmem gerekir. Sizlerin bu hizmetkarınız Seyid Mücteba Hüseyni Hamanei, sizinle eş zamanlı olarak ve İran Cumhuriyeti televizyonu aracılığıyla Saygın Uzmanlar Meclisi'nin oy sonucundan haberdar oldum. Benim için, iki azametli önder, büyük Humeyni ve şehit Hamanei'nin oturduğu makama oturmak zor bir iştir.
Zira bu makam, 60 yılı aşkın süredir Allah yolunda mücadele ettikten ve her türlü haz ve rahatlıktan geçtikten sonra, yalnızca günümüzde değil, bu ülkenin yöneticileri tarihi boyunca da parlak bir mücevher ve seçkin bir çehreye dönüşen bir zatın oturma geçmişine sahiptir. Hem hayatı hem de ölüm türü, Hakk'a dayanmanın getirdiği bir ihtişam ve izzetle yoğrulmuştur.
Ben, şehadetinden sonra O'nun naaşını ziyaret etme fırsatına eriştim; gördüğüm şey bir sarsılmazlık dağıydı ve sağlam elinin yumruk yaptığı haberini aldım. O'nun şahsiyetinin çeşitli yönleri hakkında, bilgi sahibi kişilerin uzun süre konuşması gerekir. Bu vesileyle bu özetle yetinip, detayları uygun diğer fırsatlara bırakıyorum. İşte böyle bir zatın ardından liderlik makamına oturmanın zorluğunun nedeni budur; bu mesafeyi tamamlamak ancak Hakk'ın yardımı ve siz halkın desteğiyle mümkündür.
Devamında, doğrudan sözlerimin özüyle ilgili olan bir noktayı vurgulamam gerekir. O nokta şudur: Şehit Rehber'in ve O'nun büyük selefinin meziyetlerinden biri, halkı tüm alanlara dahil etmek, onlara sürekli bilinç ve farkındalık kazandırmak ve pratikte onların gücüne dayanmaktı. Onlar, "cumhur" ve "cumhuriyet"in gerçek anlamını fiiliyata döktüler ve buna kalpten inanıyorlardı.
Bu konunun açık etkisi, ülkenin rehbersiz ve genelkurmay başkanı olmadan geçtiği son birkaç günde görüldü. Büyük İran milletinin son olaydaki basireti ve sağduyusu, metaneti, cesareti ve mevcudiyeti, dostu hayranlığa, düşmanı ise şaşkınlığa sevk etti. Ülkeyi yöneten ve onun otoritesini garanti altına alan siz halktınız.
Bu yazının başında zikrettiğim ayet, şu anlama gelmektedir: Allah'ın ayetlerinden, süresi dolan veya unutulmaya terk edilen hiçbir ayet yoktur ki, Yüce ve Yüce Allah katından, onun yerine benzeri veya daha üstünü konulmasın.
Bu mübarek ayetten yararlanmamın sebebi, bu acizin şehit Rehber seviyesinde olması değil, hele O'ndan üstün olmayı varsaymak hiç değildir; bilakis mübarek ayetin zikredilmesinin yönü, siz aziz milletin yerinde ve belirgin rolüne dikkat çekmektir.
Eğer o büyük nimet bizden alınsa, yerine bir kez daha İran milletinin Ammarvari mevcudiyeti bu sisteme bahşedilmiştir. Şunu bilin ki, eğer sizin gücünüz sahada ortaya çıkmazsa, ne liderlik ne de diğer çeşitli kurumlar -ki gerçek işlevi halka hizmet etmektir- gerekli etkililiğe sahip olamayacaktır.
Bu mananın daha iyi gerçekleşmesi için, öncelikle Allah Tebarek ve Teala'yı anmak, O'na tevekkül etmek ve Masumların -hepsine selam olsun- pak nurlarına sığınmak, her türlü açılımın ve düşman üzerinde kesin zaferin garantisi olan en büyük iksir ve kırmızı kükürt gibi görülmelidir. Bu, sizin sahip olduğunuz ve düşmanlarınızın mahrum olduğu büyük bir avantajdır.
İkincisi, genellikle sıkıntılı zamanlarda özel bir belirginlik kazanan, halkın birimleri ve kesimleri arasındaki birliğe zarar verilmemelidir. Bu husus, ihtilaf noktalarından vazgeçmekle sağlanacaktır.
Üçüncüsü, sahada etkili mevcudiyet korunmalıdır; ister bu savaş günlerinde ve gecelerinde sergilediğiniz şekilde, ister toplumsal, siyasi, eğitimsel, kültürel ve hatta güvenlik alanlarındaki çeşitli etkili roller üstlenme biçimlerinde olsun.
Önemli olan, toplumsal birliğe zarar vermeden doğru rolün iyi anlaşılması ve mümkün olduğunca hayata geçirilmesidir. Liderliğin ve diğer bazı yetkililerin görevlerinden biri, bu rollerin bazılarını toplumun birimlerine veya kesimlerine hatırlatmaktır. Bu nedenle, 1447 Kudüs Günü törenlerine katılımın önemini hatırlatıyorum; bu törenlerde düşmanı yenme unsurunun herkes tarafından dikkate alınması gerekir.
Dördüncüsü, birbirinize yardım ve destek olmaktan vazgeçmeyin. Hamdolsun, İranlıların çoğunun daimi özelliği bundan başkası olmamıştır ve özellikle bazı kesimler için diğerlerinden daha zor geçen bu özel günlerde, bu hususun daha belirgin olması beklenir. Aynı vesileyle, hizmet veren kurumlardan, bu yönde, milletin o aziz kesimlerine ve halk yardım yapılarına her türlü yardım ve destekten esirgememelerini rica ediyorum.
Eğer bu hususlar gözetilirse, siz aziz milletin azamet ve ihtişam günlerine ulaşmasının yolu kolaylaşacaktır. Bunun en yakın örneği, Allah'ın izniyle, mevcut savaşta düşman üzerinde zafer kazanılması olabilir.
Sözlerimin üçüncü bölümü, cesur savaşçılarımıza içten teşekkürlerdir. Onlar, milletimizin ve aziz vatanımızın mazlumane bir şekilde istikbar cephesinin liderleri tarafından saldırıya uğradığı bir şartta, ezici darbeleriyle düşmanın yolunu kesmiş ve onları, aziz vatanımıza hakim olma ve hatta onu parçalama vehminden çıkarmışlardır.
Aziz savaşçı kardeşlerim! Halk kitlelerinin talebi, etkili ve pişman edici savunmanın devam etmesidir. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nı kapama araçlarından kesinlikle yararlanılmaya devam edilmelidir.
Düşmanın çok az deneyime sahip olduğu ve bu alanlarda şiddetle zayıf olduğu diğer cephelerin açılması konusunda çalışmalar yapılmıştır ve savaş durumunun sürmesi ve maslahatların gözetilmesi halinde bunlar devreye sokulacaktır.
Ayrıca, Direniş Cephesi'nin savaşçılarına da içten teşekkürlerimi sunarım. Biz, Direniş Cephesi ülkelerini en iyi dostlarımız olarak görüyoruz ve direniş meselesi ile Direniş Cephesi, İslam Devrimi'nin değerlerinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Kesinlikle, bu cephenin unsurlarının birbirleriyle dayanışması, Siyonist fitneden kurtuluş yolunu kısaltacaktır; nitekim gördük ki, cesur ve mümin Yemen, mazlum Gazze halkını savunmaktan vazgeçmedi ve fedakar Hizbullah, tüm engellere rağmen İran İslam Cumhuriyeti'nin yardımına koştu; Irak Direnişi de aynı çizgiyi yiğitçe sürdürmektedir.
Sözlerimin dördüncü bölümü, son birkaç günde bir şekilde zarar görenlerle ilgilidir. İster sevgili bir yakınının veya yakınlarının şehadet acısını yaşayanlar; ister yaralananlar; ister evine, ocağına veya iş yerine zarar gelenler olsun.
Bu bölümde, öncelikle, yüksek mertebeli şehitlerimizin geride kalanlarına derin üzüntülerimi bildiriyorum. Bu, bu büyük zatlarla paylaştığım ortak tecrübeye dayanmaktadır; Babam'ın -ki O'nun kaybı genel bir acı haline gelmiştir- dışında, kendisinden umutlar beslediğim aziz ve vefalı eşimi, kendini ebeveynlerine hizmete adamış ve sonunda mükafatını almış fedakar kız kardeşimi ve ayrıca onun küçük çocuğunu ve diğer kız kardeşimin alim ve şeref sahibi eşi olan eşini de şehitler kervanına uğurladım.
Ancak, musibetlere sabretmeyi mümkün ve hatta kolay kılan şey, sabredenler için çok değerli bir mükafat vaadinde bulunan kesin ve kat'i ilahi vaade yönelmektir. Bu nedenle sabretmek ve Yüce ve Yüce Allah'ın lütuf ve yardımına umut ve güven duymak gerekir.
'ŞEHİTLERİNİZİN KANININ İNTİKAMINDAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ'
İkincisi, herkese şu teminatı veriyorum ki, biz şehitlerinizin kanının intikamından asla vazgeçmeyeceğiz. Düşündüğümüz intikam, yalnızca Devrim'in azametli Rehber'inin şehadetiyle ilgili değildir; bilakis, düşman tarafından şehit edilen milletin her bir ferdi, intikam dosyası için bağımsız bir konudur.
Elbette, bu intikamın sınırlı bir kısmı şu ana kadar somutlaşmıştır, ancak tam olarak gerçekleşene kadar bu dosya, diğer dosyaların üzerinde açık kalacak ve özellikle çocuklarımızın kanı konusunda daha fazla hassasiyet göstereceğiz.
Bu nedenle, düşmanın Minab'daki Şecere-i Tayyibe Okulu'nda ve bazı benzeri durumlarda kasıtlı olarak işlediği cinayet, bu soruşturmada özel bir öneme sahiptir.
Üçüncüsü, bu saldırıların gazileri mutlaka ücretsiz olarak uygun tedavi hizmetleri almalı ve diğer bazı avantajlardan yararlanmalıdır.
Dördüncüsü, mevcut durum izin verdiği ölçüde, mekanlara ve kişisel mallara verilen maddi zararların telafisi için yeterli önlemler tanımlanmalı ve uygulanmalıdır. Son iki madde, sorumlu yetkililer için uygulanması zorunlu bir görev niteliğindedir ve bunu uygulamaları ve raporunu bana sunmaları gerekir.
Hatırlatmam gereken bir nokta şudur: Her halükarda biz düşmandan tazminat alacağız ve eğer reddederse, tespit edeceğimiz miktarda mallarına el koyacağız ve eğer bu da mümkün olmazsa, aynı miktarda mallarını imha edeceğiz.
Sözlerimin beşinci bölümü, bölgedeki bazı ülkelerin liderleri ve etkili kesimlerine hitaben olup, biz 15 kara veya deniz komşumuzla her zaman sıcak ve yapıcı ilişkiler kurmaya istekli olmuşuzdur ve olmaya devam ediyoruz.
Ancak düşman, yıllar öncesinden itibaren, bölge üzerindeki hakimiyetini sağlamak için bu ülkelerin bazılarında askeri ve mali dahil çeşitli üsler kurmuştur. Son saldırıda, bazı askeri üsler kullanılmıştır ki, doğal olarak biz de açıkça uyardığımız gibi, o ülkelere saldırıda bulunmaksızın, yalnızca aynı üsleri hedef aldık.
Bundan sonra da mecburen bu işe devam edeceğiz; yine de kendimiz ve komşularımız arasında dostluğun gerekliliğine inanmaya devam ediyoruz.
Bu ülkeler, aziz vatanımıza saldıran ve halkımızın fertlerini katleden saldırganlarla hesaplarını netleştirmelidir. Tavsiyem, o üsleri bir an önce kapatmalarıdır; çünkü muhtemelen şimdiye kadar, Amerika'nın güvenlik ve barış sağlama iddiasının bir yalandan ibaret olduğunu anlamışlardır.
Bu durum, genellikle küfür cephesine eşlik etmekten ve onun aşağılayıcı davranışlarından memnun olmayan kendi halklarıyla daha fazla bağ kurmalarını ve servetlerinin ve güçlerinin artmasını sağlayacaktır.
Tekrar ediyorum, İslam Cumhuriyeti sistemi, bölgede bir hakimiyet veya sömürgecilik başlatmak istemeksizin, tüm komşularıyla karşılıklı, sıcak ve samimi bir birlik ve ilişki için tam bir hazırlığa sahiptir.
Sözlerimin altıncı bölümünde, hitabım şehit Rehberimizedir. Rehberim! Gidişinizle herkesin kalbine ağır bir acı bıraktınız. Siz her zaman bu sonu arzuluyordunuz ve nihayet Yüce Allah, bunu size mübarek Ramazan'ın onuncu gününün sabahında, Kur'an-ı Kerim tilaveti halinde iken nasip etti.
Birçok mazlumiyeti, güçlü bir şekilde ve hilimle katlandınız ve kaşınızı bile kıpırdatmadınız. Birçoğu sizin gerçek kıymetinizi bilmedi ve belki de çeşitli perdeler ve engeller kalkana ve bazı yönleri ortaya çıkana kadar uzun zaman geçecektir.
Umarız, pak nurların, sıddıkların, şehitlerin ve velilerin huzurunda size sağlanan yakın makamdan, yine bu milletin ve Direniş Cephesi'ndeki tüm milletlerin ilerlemesini düşünür ve bunun için aracılık edersiniz; tıpkı dünyevi hayatınızda olduğunuz gibi. Biz, sizinle, hak cephesinin ana bayrağı olan bu sancağın yüceltilmesi ve sizin kutsal hedeflerinize ulaşılması için tüm varlığımızla çaba göstermeye söz veriyoruz.
Sözlerimin yedinci bölümünde, beni destekleyen tüm büyük zatlar, özellikle büyük taklit mercileri ve çeşitli kültürel, siyasi, toplumsal şahsiyetler ile sistemi yeniden biat etmek için görkemli toplantılarda hazır bulunan halkın fertleri ve ayrıca üç erk yetkilileri ile Geçici Liderlik Konseyi'ne, güzel tedbirleri ve eylemleri nedeniyle teşekkür ederim.
Umarım, bu bereketli saatlerde ve günlerde, Allah'ın özel lütufları tüm İran milletini, hatta tüm Müslümanları ve dünyanın mazlumlarını kuşatır.
Ve nihayet, efendimizden -Allah Teala onun şerefli zuhurunu yakınlaştırsın- talep ediyorum ki, bu mübarek Ramazan ayının ve Kadir gecelerinin geri kalanında, Yüce ve Yüce Allah katından, milletimiz için düşman üzerinde kesin galibiyet, ayrıca izzet, genişlik ve afiyet; vefat edenleri için de dereceler ve uhrevi afiyet niyaz etsin.
Hürmüz Boğazı’ndan geçişler kapanmıştı: İran bir ülkeye izin mi verdi?Dünya
Pezeşkiyan savaşı bitirmek için üç temel şart öne sürdüDünya
İsrail’den İran savaşı için dikkat çeken açıklamaDünya