İran’daki protestolar, rejime yönelik saldırıya dönüşünce İran yönetimi sert önlemler almaya başladı. ABD ve İsrail, protesto eylemlerini istihbarat görevlileri göndererek başlattığını açıkça ilan ediyor. Tabii, halkta bir rahatsızlık olmasa, kimse onları rejim aleyhinde kalkışmaya sürükleyemez ama eylemler, İran’daki rejimin artık devam edemeyeceğini gösteriyor.

Yalnız İran’daki rejimin değişmesini istemek, kimseyi büyük resmi görmekten alıkoymamalı...

***

Büyük resimde, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi haritasında olduğu gibi İran’ın parçalanması var...

ABD'nin Afganistan operasyonu sonrasında The İndependent gazetesinde çıkan bir karikatürde, delik deşik edilen Usame Bin Ladin'in arkasından Irak geliyordu. Arkasında Hizbullah, onun arkasında İran ve onun da arkasında fesli biri vardı... Hedefteki Usame'yi vuran Amerikan askeri "Sıradaki" diye bağırıyordu. Fesli kişinin Türkiye'yi temsil ettiği açıktı. Osmanlı döneminde kullanılan fes, bugün bütün Batı basınındaki karikatürlerde Türkiye ve Türkler için kullanılır.

2003 yılında “ABD, Hizbullah'ı ortadan kaldırdıktan ve Irak'a iyice yerleştikten sonra, İran'a yönelecek.” öngörüsünde bulunmuştum. Yıllar sonra İsrail, ABD desteğiyle, Hizbullah’ı Suriye’den çıkardı, Lübnan’daki yapılanmasını iyice zayıflattı, şimdi sıra İran’a geldi.

ABD, önce Güney Azerbaycan'da ayaklanma çıkararak yönetimi değiştirip, İran'ın parçalanması planını uygulamayı düşündü ama bunu uygulayamayacağını anladı.

O tarihte, Mustafa Yıldırım, "ABD’nin planı Hazar koridorunu açmak ve Orta Asya ile güvenli yolları birleştirmek... Ne yazık ki, yurdumuzda bu senaryolara, kimisi 'milliyetçilik', kimisi 'özgürlükçülük', kimisi 'iktisadi liberalizm' diyerek yardımcı olmaktadır.” diyordu. Bugün de durum pek değişmiş değildir.

ABD, 1 Mart 2003 tezkeresiyle, 100 bin askerini Türkiye'de konuşlandırmaya çalışırken bir taşla üç kuş birden vuracaktı ama Meclis reddetti.

Katar'a da 50 bin Amerikan askeri yığılmıştı. ABD, Körfez'de ve Afganistan'daki bütün askeri yığınağına rağmen, İran'a diz çöktüremeyeceğini hesaplıyor, onun için İngiltere ile birlikte Türkiye'ye yerleşmek istiyordu. İran'a diz çöktürmek için önce Türkiye'ye diz çöktürmek gerekiyordu. Ayrıca, Türkiye ve İran çökertilmeden, yeni dünya düzeni kurulamazdı.

***

Hedefleri, sadece Tevrat'ta vaad edilmiş bulunan "Nil'den Fırat'a kadar" olan topraklar değil, bütün dünya coğrafyasıdır. Yani hedef, bütün dünyayı tek bir İsrail yapmaktır! Bunun için, dünyanın merkezi olan coğrafyayı, yani Türkiye, İran, Irak ve Arabistan'ı ele geçirmeleri şarttır.

Son olarak ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye temsilcisi Tom Barrack, “Hazar Denizi'nden Akdeniz'e bir formülden bahsettiniz. Bu ne anlama geliyor?” sorusunu şöyle cevaplandırmıştı:

Başkan Trump'ın bu küresel bakış açısını benimsemesinin nedeni tarih öğrencisi olması. Baharat Yolu ve İpek Yolu, Doğu'yu Batı'ya üç veya dört farklı güzergâhtan bağlıyordu. Ve bu refah yolu boyunca medeniyetlerin harmanlanması geldi. Tekrar olabilir, ancak 1919'dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz. Her ülkenin, her devletin farklı bir tür hükümet tarafından yönetilmesi fikri pek işe yaramadı. Bu yüzden, yeni bir refah tarzı yaratmak için şunu düşünün: Akdeniz'e açılan çok sayıda fosil yakıt kaynağının bulunduğu Hazar Denizi'miz var ve Yunanistan ile Türkiye buraya bir kapı. Nasıl açık olmasınlar ki? Bu siyasi müdahaleden nasıl kurtulacaksınız? Siyasi müdahaleden refahla kurtulursunuz. İşte umudumuz bu.”

Barrack, “Kıbrıs bu bölge için önemli mi? Bu sorunların çözümü için önemli mi?” sorusuna da “Evet. Sağlıklı bir vücudun ortasında apse olamaz. Vücudun her bir parçasının iyileştirilmesi gerekir. Ve Kıbrıs da önemli bir bölge... Bu yüzden umudumuz, bunun da dahil edilmesi...” karşılığını vermişti.

***

Kısacası, İran’ın kaosa girmesi veya parçalanması Türkiye için hayra alamet değildir.