Son dönemde borsaya gelen şirketlere baktıkça insanın içi sızlıyor. Halka arz adı altında öyle şirketler piyasaya sürüldü ki, insan “Burası borsa mı, yoksa kahvaltı salonu mu?” diye sormadan edemiyor. Sanayi şirketi bulmak zor; sütçü, reçelci, peynirci, zeytinci… Yetmedi, simitçi bile geldi. Evet, bildiğiniz simit. Büyük bir furyayla, sorgusuz sualsiz para topladılar.

Bu furyanın doğal sonucu olarak yatırımcı sayısı 8 milyona dayandı. Herkes borsaya koştu. Adeta altına hücum eder gibi bir hücum. Sonra ne oldu? Yaklaşık 4 milyon yatırımcı battı. Bildiğiniz battı. Kimi patronun oyununa geldi, kimi spekülatörün. Birikimler eridi, umutlar söndü.

Ortada bir de “şirket” diye getirilenler var. Borcunu çeviremediği için borsaya gelenler… İnşaatını bitiremediği için yatırımcıdan para toplayanlar… Kısacası, ne ararsan var. Bugünlerde borsanın gündeminde büyük bir skandal dolaşıyor: Bir otomobil kiralama şirketi. Hissesi 33 liradan 3 liraya, sadece iki ayda indi. Nedeni: Mali kriz.

Daha trajik olanı şu: Bu şirket 1,5 yıl önce halka açıldı, küçük yatırımcıdan 1,3 milyar lira topladı. Bugün borçlarını ödeyemiyor, çekleri yazılıyor. En son 450 milyon liralık kupon ödemesini yapamadı. Konkordato kapıda mı, değil mi bilinmez ama olan yine yatırımcıya oldu. Yüzde 85 zarar… Yazıktır, günahtır.

Bu şirketin sorunu bir gecede ortaya çıkmadı. Borsaya geldiği gün birçok analist uyardı: “Yapmayın, etmeyin.” Borçlu, sorunlu dediler. Ama bir aracı kurumun “üstün gayretleriyle” halka arz gerçekleşti. Değerleme raporları süslendi, riskler görmezden gelindi.

Buradan başta SPK olmak üzere aracı kurum yetkililerine sesleniyorum: Bunun vebali kimin boynuna? Para piyasada elbette kaybedilir, kazanılır. Ama batma aşamasındaki bir şirketi, hak etmediği bir değerlemeyle halka sürmenin hiç mi günahı yok? Hukuki sorumluluğu bir kenara bırakıyorum; vicdani sorumluluk yok mu?

Borsa artık borsa olmaktan çıktı. Bir yanda yüzde 4.000 yükselmiş hisseler, öte yanda yüzde 80 erimiş şirketler. Bir fon uçuyor, yatırımcı yerlerde sürünüyor. SPK Başkanı çıkıp “Bazı fonlar manipülasyon yapıyor, biliyoruz” diyor. Peki, iki ay geçti; ne yapıldı? Hiçbir şey. O zaman yatırımcı neden gelsin? Neden sizin izin verdiğiniz halka arzlara güvenip parasını koysun?

Ben küçük yatırımcıya bu şartlar altında borsaya girmesini tavsiye etmiyorum. Çünkü ortada sağlıklı bir piyasa yok. Buradan bir kez daha söylüyorum: Sırf komisyon için, sırf kâr için saçma sapan şirketleri borsaya getirmeyin. İnsanların vebalini alıyorsunuz.

Bu halka arz skandallarını yazmaya devam edeceğim. Çünkü bu mesele sadece para meselesi değil; vicdan meselesi.