ABD Başkanı Trump, ikini defa seçilmesi sonrası kendisini ‘Barış başkanı’ olarak nitelese de başta Gazze ve İran olmak üzere Orta Doğu’da neden olduğu çatışmalarla büyük krizlere neden oldu.

Ancak Trump, sadece dış politikadaki agresif hamlelerle değil, devlet yönetiminde birlikte çalıştığı isimler nedeniyle de tepkilerin odağı haline geldi.

Trump’ın seçilmesi sonrası ‘Özel temsilci’ olarak damadı Jared Kushner’i İran’daki müzakereler için görevlendirmesi ve son olarak eşi Melania Trump’ım BM Güvenlik Konseyi’nde ABD heyetinin başında olması “Washington yönetimindeki erozyon” olarak nitelendi.

CGTN Türk yazarı Mehmet Ali Güller, son yazısında, Trump’ın kritik görevlere getirdiği aile üyelerine dikkat çekti.

Trump’ın Paris Büyükelçisi olarak dünürü Charles Kushner’i atamasına dikkat çekerek, “Dünür öyle bir “diplomat” ki Fransa Dışişleri Bakanlığının çağrısını reddetti ve karşılığında Paris, dünürün hükümet üyeleriyle görüşmesini yasakladı” dedi.

Beyaz Saray’ın özel temsilcisi Witkoff’un Trump’ın iş arkadaşı olduğunu belirten Güller, “ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da bir diplomat değil. Trump’ın iş arkadaşı. Barrack özel misyonunu, açıklamalarıyla net bir şekilde ortaya koyuyor zaten” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump’ın İran’a müzakerelerin ortasında saldırdığının altını çizen Güller, bu anlayışın siyasi maliyetinin ABD için çok ağır olacağını vurguladı.

Güller, yazının devamında şu ifadelere yer verdi:

“ABD yönetimi artık sözüne ve imzasına güvenilmeyen bir ülke durumundadır. Böylesi bir ülkenin liderlik yetkinliği artık yoktur.”

“ÖNLEYİCİ SALDIRI” YALANI

“ABD, İran’a saldırısını “önleyici saldırı” diye propaganda ediyor. Güya İran ABD’ye saldıracakmış da ABD önce saldırarak, İran’ın saldırısını önlemiş! Ciddi bir devlet yaklaşımından uzak bu açıklamalar, ABD liderliğinin çapsızlığını ortaya koymasının ötesindedir.”

Ek olarak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da savaşı, “İsrail nasıl olsa vuracaktı, İran bize saldıracaktı, önleyici saldırı yaptık” diye açıkladı. Bir “baş diplomat” adına vahimdir, çapsızlığın dibidir bu sözler…”

ABD SİYASAL LİDERLİK İDDİASINI KAYBETTİ

“Kısacası ABD liderliği, yalanlarıyla, siyaset yapma tarzlarıyla, soykırıma destekleriyle, suikastlarıyla, terör eylemleriyle tarihe geçmektedir.

Bu tablo devlet erozyonu tablosudur, ciddi devlet vasıflarının ortadan kalkmasının görüntüsüdür, ABD’nin liderlik yetkinliğinin iflasıdır.

İran’a saldırının sonuçlarından bağımsız olarak ABD “siyasal liderlik” iddiasını kaybetmiştir. Bunu önümüzdeki yıllar boyunca adım adım göreceğiz…”