Suriye Savunma Bakanlığı, Fırat Nehri'nin batısını askeri alan ilan ederek tüm silahlı unsurların Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmesini istedi.

Suriye Savunma Bakanlığı’nın açıklaması, PKK’nın Halep’ten çıkarılmasından sonra Fırat’ın doğusundaki PKK/YPG/SDG güçleri ile en azından şimdilik bir çatışmanın söz konusu olmayacağını, fiili durumun kabul edildiğini gösteriyor.

***

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise “PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır. Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG/YPG’nin de akıbeti aynı olmalıdır. Bizim için yegâne geçerli olan İmralı’nın 27 Şubat çağrısı barışa ve kucaklaşmaya davettir, bu davet bölücü terör örgütünün bütün yapılarını bağlamaktadır.” dedikten sonra “Görünen gerçek aynısıyla şöyledir: Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm’in yandaşıdır. İsrail’in kuklasıdır, PKK’nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir. SDG/YPG’nin Ankara’ya davet edilip müzakere edilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır. İsrail’in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır? Türkiye Cumhuriyeti böylesi bir zillete nasıl onay verecektir? Muhatap bellidir, PKK’nın kurucu önderinden başkası asla değildir. SDG/YPG’nin muhatabı Suriye Cumhuriyeti devletidir, nihayet 10 Mart Mutabakatının zamanı dolsa da karşılıklı uzlaşma, yapıcı görüşme ve müzakerelerle İmralı’nın da çağrısı olan entegrasyon süreci tamamlanmalıdır.” diye konuştu.

***

Bahçeli’nin açıklamasına göre Mazlum Abdi, İsrail’in kuklasıdır; İsrail’in güdümündedir; Abdullah Öcalan ise PKK’nın kurucu önderidir... Oysa Mazlum Abdi, Abdullah Öcalan’ın yetiştirdiği hatta “oğlum” dediği PKK’lı bir teröristtir. İmralı görüşmelerinde de Öcalan, “Mazlum Abdi bana bağlı” demişti. Bu durumda “Abdullah Öcalan kimin kuklası?” ve Abdullah Öcalan kimin güdümündedir” soruları akla geliyor...

Öyle ya PYD/YPG yapılanması da Suriye PKK’sı değil miydi? ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack bile 2025'te yaptığı açıklamada "SDG, YPG ve PKK'dır. " dememiş miydi?

Bu güçleri eğiten, donatan ve adını Suriye Demokratik Güçleri olarak değiştiren de ABD değil mi?

***

Habertürk’ün haberine göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Halep'in YPG unsurlarından temizlenmesinin Suriye'de kalıcı barışın tesisi için önemli bir kazanım olduğunu belirterek Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek bir durumun oluşmaması için gerekli tüm önlemlerin alındığını söyledi ve “Türkler, Araplar, Kürtler arasındaki kardeşliğin bozulmasına izin veremeyiz, süreci hassasiyetle yönetmeliyiz, tahriklere karşı dikkatli olmalıyız” dedi.

Erdoğan da Bahçeli gibi 10 Mart mutabakatının SDG tarafından uygulanması gerektiğini söyledi. ABD ise SDG’yi Fırat’ın doğusunda koruma altında tutuyor.

***

Peki, Fırat’ın doğusundaki PKK yapılanması, Türkiye’nin güvenliğini yeteri kadar tehdit etmiyor mu? Bu yapılanma, Şam ordusuna ne şekilde dahil olursa olsun, yeni Suriye, sonuçta iki terör örgütünün devleti olmayacak mı?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 2025’in Mart ayında, "PKK'nın 2 bine yakın kadrosu şu anda SDG yönetiminin tepesinde oturuyor. Mazlum Kobani, PKK'nın askeri kanadı Suriye Komiseri Fehman Hüseyin ile sivil kanat Suriye Komiseri Sabri Ok’a hesap vermek zorunda...” demedi mi?

***

Bilindiği gibi bugün Şam yönetimini oluşturan HTŞ örgütü de uzun süre ABD’nin isteğiyle, Türkiye tarafından İdlib’de Ruslara ve Esad güçlerine karşı koruma altına alındı. İranlı komutan Kasım Süleymani’nin 2020’de ABD tarafından Bağdat’ta öldürülmesinden sonra İsrail de Hizbullah’ı Eylül 2024’te istihbarat operasyonu ile çökertti. Hizbullah Şam’dan çekilmek zorunda kalınca, Esad yönetimi Aralık 2024’te sona erdi, yerine İdlib’de koruma altına alınan HTŞ ile birlikte Colani kod adlı terörist geçti...

***

Bunları neden mi hatırlattım? Bahçeli, Halep’te Şam ordusunun operasyonuna izin veren Trump’ın SDG/YPG’yi ayaküstü sattığını söylüyor ama Fırat’ın doğusu ne olacak? Trump, Şam ordusunun Fırat’ın doğusuna da operasyon yapmasına izin verir mi?

Vermezse, Türkiye, “Terörsüz Türkiye” diye avutulurken, PKK/YPG/SDG, Suriye’nin kuzeyinde devlet olmaz mı?

Zaten Suriye’nin merkezinde devlet olan HTŞ de bir terör örgütü değil midir? Bu durumda, Şam’daki terör devletinin babası ABD’dir ama ebesi kim oldu; şimdi SDG terör devletinin babası da ABD ama ebesi kim oluyor? İki terör örgütünden bir devlet çıkarmaya çalışmak Türkiye’nin dış politikası mıdır?