Küresel ısınmanın etkileri yalnızca yükselen deniz seviyeleri ve artan su sıcaklıklarıyla sınırlı kalmıyor. Nature Communications dergisinde yayımlanan kapsamlı çalışmaya göre, Pasifik ve Hint Okyanusu arasındaki atmosferik iletişim mekanizması son birkaç dekada dramatik bir değişim yaşadı. İki okyanus arasındaki iklim etkileşiminin zayıflaması; küresel yağış rejimlerinden uzun vadeli iklim tahminlerine kadar pek çok kritik süreçte belirsizlik yaratıyor.
PASİFİK VE HİNT OKYANUSU ARASINDAKİ İKLİM KÖPRÜSÜ ZAYIFLIYOR
Tropikal Pasifik’teki sıcaklık değişimlerinin atmosfer üzerinden Hint Okyanusu’nu etkilemesini sağlayan ve merkezinde "Walker döngüsü" adlı hava akımının yer aldığı sistem, tarihî dengesini kaybetti. Geçmişte birbiriyle uyumlu hareket eden iki dev su kütlesi, son yıllarda ayrışma sürecine girdi.
Araştırmalara göre Hint Okyanusu 1950'lerden bu yana her on yılda ortalama 0,1 derece ısınırken, Pasifik Walker döngüsünün 1980'lerden itibaren güçlenmesi mevcut ilişkinin yönünü tersine çevirdi. İklim bilimci Caroline Ummenhofer, insan kaynaklı emisyonların ve küresel ısınmanın, Pasifik'in Hint Okyanusu üzerindeki doğal etkisini bastırdığını ifade etti.
DOĞAL ARŞİVLER İNCELENDİ: DEĞİŞİM TARİHÎ SEVİYELERİN ÖTESİNDE
Shawn Wang liderliğindeki uluslararası araştırma ekibi, mercan, ağaç halkası ve sarkıtlardan elde edilen verilerle 1631-1990 yılları arasındaki iklim arşivini yeniden kurguladı. Dört asırlık veriler incelendiğinde, iki okyanus arasındaki bağın daha önce sadece 1810-1850 yılları arasında Tambora Dağı patlaması gibi devasa volkanik faaliyetlerin etkisiyle zayıfladığı görüldü.
1945-2025 dönemine ait verileri son bin yıllık iklim simülasyonlarıyla kıyaslayan araştırmacılar, günümüzde yaşanan kırılmanın doğal dalgalanma sınırlarını aştığını saptadı. Volkanik patlamaların aksine, modern dönemdeki kopuşun temel sebebi doğrudan insan kaynaklı küresel ısınma olarak gösteriliyor.
KÜRESEL İKLİM TAHMİNLERİ VE BÖLGESEL SU KAYNAKLARI RİSK ALTINDA
Söz konusu atmosferik köprünün bozulması, özellikle Afrika, Asya ve Avustralya gibi geniş coğrafyalardaki yağış düzenlerini ve bölgesel su kaynaklarının yönetimini doğrudan tehdit ediyor. Okyanuslar arası istikrarlı bağların zayıflaması, mevsimsel iklim tahminlerinin güvenilirliğini azaltarak geleceğe yönelik iklim modellerinde yeni belirsizlikleri beraberinde getiriyor.