Fed faizi indirmedi…

Hatta üç üye, faizin 25 baz puan artırılmasını istedi.

Şimdi bazıları bu üç oya bakıp:

“Eyvah, faiz artışı geliyor!” diyebilir.

Ancak mesele aslında tam tersine dönmüş durumda.

Çünkü Fed, şahin konuşuyormuş gibi yaparak faiz indiriminin yolunu temizliyor.

Karar 9’a karşı 3 oyla alındı.

Üç üye artış istedi ama dokuz üye,

mevcut faiz seviyesini yeterince sıkı buldu.

Peki, Fed neden faizi artışı yapmadı?

Elinde gerekçe mi yoktu?

Vardı…

Enflasyon hedefin üzerinde,

Enerji fiyatları baskı yaratıyor.

Ekonomi büyümeye devam ediyor…

Üstelik üç Fed üyesi açıkça artış talep ediyor.

Bütün bu gerekçelere rağmen faiz artışı yapmadıysa burada durup düşünmek gerekiyor.

Demek ki Fed’in çoğunluğu daha fazla sıkılaşmayı gerekli görmüyor.

Banka, mevcut politikanın ekonomi üzerindeki etkilerini izleyerek şartlar oluştuğunda faiz indirmek için zaman kazanıyor.

Fed Başkanı Kevin Warsh, enflasyon hedefinin kesinlikle yüzde 2 olduğunu ve yüksek enflasyona taviz verilmeyeceğini söyledi.

Söylem şahin…

Peki eylem?

Faiz artmadı.

Fed’in stratejisi tam da burada ortaya çıkıyor:

Enflasyon beklentilerini sert açıklamalarla kontrol altında tutmak,

ekonomiyi ise yeni bir faiz artışıyla boğmamak.

Çünkü Fed faiz indirimine hazırlanırken piyasada “Enflasyonla mücadeleden vazgeçti” algısı oluşmasını istemez.

Bu nedenle elbette sert konuşacak.

Elbette yüzde 2 hedefini hatırlatacak.

Gerekirse faiz artışı seçeneğini elbette masada tutuyormuş gibi görünecek.

Ama şartlar oluştuğunda yönünü hızla çevirebilmek için de elini serbest bırakacak.

Üstelik Fed kendisi politika faizi artışı yapmadan piyasa üzerinden zaten sıkılaşıyor.

Tahvil faizleri ve kredi maliyetlerinin yükselmesinden zaten yeterince yararlanıyor.

Sonuçta piyasada,

Konut kredileri pahalandı,

Şirketlerin borçlanma maliyetleri arttı,

Finansal koşullar sıkılaştı…

Yani Fed’in yapacağı işi piyasa kendi kendine zaten yaptı.

Fed neden ekonomiye bir darbe daha vursun?

Şimdi kenara çekilip mevcut sıkılaşmanın talep, büyüme ve enflasyon üzerindeki etkisini izleme zamanı…

Fiyat baskıları zayıflarsa Fed yüksek faizi aşağı çekmeye başlar.

Yok olmadı mı?

Kendisi faiz artışı yapmadan, piyasa üzerinden sıkılaşmaya devam eder.

İşin özeti şu:

Piyasa sıkılaştırıyor,

Fed bekliyor;

Ve kendisine gelecekteki faiz indirimi için alan açılıyor.

Elbette bu, bir sonraki toplantıda faiz indirecek demek değil.

Ama büyük ihtimal sabit faiz politikası indirimin önü açılana kadar devam eder.

Enerji fiyatları kalıcı olarak düştüğünde,

enflasyon rahatladığında,

işler yoluna girdiğinde ise düğmeye basar

Mevcut kararın söylediği açık:

Fed daha fazla sıkılaşmaya niyetli değil.

Eğer ana senaryo faiz artırmak olsaydı bunun için yeterince gerekçesi vardı.

Fed tüm bu fırsatlara rağmen artış yapmadıysa asıl senaryonun başka yerde aranması gerekir.

Fed enflasyondaki kalıcı düşüşü bekliyor.

O düşüş geldiğinde faizi indirebilmek için de bugünden hareket alanı hazırlıyor.

Peki bu tavrın altına etkisi ne olur?

Kısa cevap:

Elbette olumlu…

Faiz indirimi beklentisi oluştuğu an itibarıyla,

doların küresel gücü zayıflar,

altının gücü artar…

Gelelim Türkiye’ye…

Kimse pembe tablo çizmesin.

Fed’in faiz indirmesi Türkiye’nin enflasyonunu düşürmez,

Bütçe açığını ve cari açığı kapatmaz,

Şirketlerin döviz borcunu silmez,

Türk lirasına güveni geri getirmez…

ABD faizlerinin düşmesi küresel paranın gelişmekte olan ülkelere yönelmesini kolaylaştırabilir.

Fakat Türkiye’nin mevcut riskleri ortadayken,

kalıcı ve üretime dönük yatırım yerine ancak tefeci parası gelir.

Sonuç olarak Fed şahin görünse de aslında enflasyon beklentilerini kontrol altında tutmak istiyor.

Faizi artırmıyor çünkü ekonomiyi daha fazla sıkıştırmak istemiyor.

Faiz indirimine hemen başlamıyor çünkü erken hareket ederek güven kaybetmekten çekiniyor.

Fed henüz faiz indirimine başlamadı…

Ama yolun asfaltını dökmeye başladı!