Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi ziyaret eden Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı resmi törenle karşıladı. Abbas'ın makam aracını, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önündeki caddede karşılayan süvariler, araca protokol kapısına kadar eşlik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abbas'ı, Külliye'nin ana giriş kapısında karşıladı. Erdoğan ve Abbas'ın tören alanındaki yerlerini almalarının ardından bando iki ülkenin milli marşlarını çaldı.
MAHMUT ABBAS TÜRKİYE'DE
Törende, tarihteki 16 Türk devletini temsil eden bayraklara ve askerlere yer verildi, 21 pare top atışı yapıldı. Abbas, Muhafız Alayı Tören Kıtası'nı "Merhaba asker" diyerek selamladı. İki lider birbirlerine heyetlerini takdim etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Abbas, merdivenlerde Türk ve Filistin bayrakları önünde tokalaşarak basın mensuplarına poz verdi.
İkili, görüşmenin ardından ortak basın toplantısında konuştu.
'YAKLAŞIK 3 BİN 800 FİLİSTİNLİ YERLERİNDEN EDİLDİ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:
İşgal, zorla göç ettirme ve gasp politikası maalesef katmerlenerek devam ediyor. BM verilerine göre sadece 2026 yılında yerleşimci yerleri yakımlar ve tahliyeler nedeniyle yaklaşık 3 bin 800 Filistinli yerlerinden edildi, 100'e yakın Filistinli kardeşimiz katledildi. Egemen Filistin devletinin varlığı baltalanmaktadır. Buna kayıtsız kalmak mümkün değildir. Tüm sindirme ve tehcir teşebbüslerine rağmen Filistin halkı dimdik ayaktadır. Filistin'e destek olmanın başta İslam dünyası olmak üzere tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Sayın Abbas'la ikili ilişkilerimizin yanısıra işgal altındaki Filistin topraklarının mevcut durumunu ayrıntılı şekilde görüştük.
Filistin'de gerçekleştirilecek öngörülen yasama ve başkanlık seçimi kararlarının hayırlara vesile olmasının, seçimlerin Filistinli kardeşlerimizin arasındaki uzlaşı sürecinin ilerletilmesine, birlik ve beraberliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni ediyorum.
Bugünkü görüşmemizde Mescid-i Aksa ve El Halil'de Filistin topraklarında saldırı, ihlal ve tahriklere karşı dayanışmamızı yineledik. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya ve diğer mukaddes mekanlardaki provokasyonlara şiddetle karşıyız. Netanyahu hükümetinin amacı bölgede kaostan ve yeni çatışmalardan nemanlanmak suretiyle Filistin'i insanlığın ortak gündeminden düşürmektir.
'BAĞIMSIZ FİLİSTİN DEVLETİ'NİN VÜCUT BULMASI İÇİN KARARLILIKLA MÜCADELE EDECEĞİZ'
İlk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya ve diğer mukaddes mekânlarda statükonun değiştirilmesine yönelik provokasyonlara özellikle şiddetle karşıyız. Şurası bir gerçek ki Netanyahu hükümetinin amacı, bölgede kaostan ve yeni çatışmalardan nemalanmak suretiyle Filistin'i insanlığın ortak gündeminden düşürmektir. Ne yaparlarsa yapsınlar bunda muvaffak olamayacaklar. Onlar yok etmeye çalıştıkça Filistin davası gönüllerde büyümeye devam edecek. Türkiye olarak biz de Filistin davasını her platformda en güçlü şekilde savunmaya devam edeceğiz. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devleti'nin vücut bulması için kararlılıkla mücadele edeceğiz.
'İSRAİL YÖNETİMİ SALDIRGAN TAVRINI SÜRDÜRÜYOR'
Gazze'de ise tüm anlaşma ve uluslararası çabalara karşı çözümsüzlüğü şiar edinen bir İsrail yönetimiyle karşı karşıyayız. Filistinli kardeşlerimizin yapıcı tutumuna rağmen mevcut İsrail yönetimi uzlaşmaz ve saldırgan tavrını sürdürüyor. Bu süreç, daha önce söylediğim gibi, kimin çatışmaların devamından, kimin de barıştan yana olduğunu göstermektedir. Gazze halkı barıştan yana olduğunu, barış istediğini, güçlü bir iradeye sahip olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Gazze'de yeniden imar ve inşa sürecinin başlatılması ve güvenliğin temini için gerekli koşullar bir an önce sağlanmalıdır.
Sayın Devlet Başkanı ve heyetine ziyaretleri için teşekkür ediyorum. Buradan tüm Filistin halkına en kalbî selamlarımı ve muhabbetlerimi gönderiyorum.
Son olarak bugün Yalova'da bir F-16 uçağımızın kaza kırıma uğraması nedeniyle milletimize geçmiş olsun dileklerimi bildiriyorum.
'BU ANLAŞMA ÇOK ÖNEMLİ'
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kardeş Türkiye Cumhuriyeti'ne bizim haklarımıza ve Filistin halkının davasına destekleri için teşekkür ediyorum" diyerek, Gazzelilere insani yardımda bulunduğu, Filistinli öğrencilere ev sahipliği yaptığı ve hastaları ve yaralıları tedavi ettiği için Türkiye'ye teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bölgedeki gelişmelerin yanı sıra ikili ilişkiler hakkında çok önemli ve verimli görüşmeler yaptıklarını dile getiren Abbas, ikili diyaloğun artırılması konusunda görüş birliğine vardıklarını söyledi.
Abbas, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na işaret ederek, "Bu anlaşma çok önemli. Temenni ederim ki, bölgedeki istikrar ve güvenliğin sağlanması için ve İslam ümmetinin çıkarlarını savunmak için bir başlangıç olsun" ifadelerini kullandı.
Adil bir barışın ancak işgalin sonlanması ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla sağlanabileceğinin altını çizen Abbas, bu hedefin uluslararası kanunlar ve Arap Barış Girişimi çerçevesinde gerçekleştirilmesinin önemli olduğunu kaydetti.
GAZZE'DE CAN KAYBI 73 BİN SINIRINI AŞTI
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları ve bölgedeki askeri ablukası, uluslararası toplumun tüm ateşkes çağrılarına rağmen ağır bir insani felaketle devam ediyor. Ekim 2023’ten bu yana süregelen yoğun bombardıman ve kara operasyonları sonucunda Gazze’de can kaybı 73 bin sınırını aşarken, yaralı sayısı ise 174 bini geride bıraktı. Bölgede ayakta kalan az sayıdaki tıbbi tesis, ağır ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle hizmet veremez hale gelirken, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre binlerce acil yaralı hayati risk altında tahliye edilmeyi bekliyor.
Saldırıların yıkıcı etkisi sadece can kayıplarıyla sınırlı kalmayıp devasa bir altyapı çöküşüne yol açtı. Şehir geneline yayılan enkazın altında binlerce kişinin cansız bedeninin bulunduğu değerlendirilirken; akaryakıt, ağır ekipman ve lojistik imkânların bulunmaması nedeniyle arama-kurtarma çalışmaları durma noktasına geldi. Aileler ve kısıtlı imkânlarla çalışan sivil savunma ekipleri, enkaz altındakilere el yordamıyla ulaşmaya çalışıyor. Temel gıda maddeleri, temiz su ve barınma imkânlarının tükenmesi, yüz binlerce sivili açlık ve salgın hastalık tehlikesiyle baş başa bırakıyor.
Gerilim yalnızca Gazze Şeridi ile de sınırlı kalmıyor. İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de İsrail güçlerinin düzenlediği baskınlar, tutuklama dalgaları ve yasa dışı yerleşimci şiddeti tırmanmaya devam ediyor. Filistinlilerin mülklerine el konulması ve yerinden edilme süreçleri bölgedeki patlamaya hazır yapıyı derinleştiriyor.