Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından uygulamaya konulan, enflasyon ve cari açık sorunlarını ortadan kaldıracağı iddia edilen ekonomi programı yaklaşık 3 yıldır uygulanıyor.

Mehmet Şimşek bu programı ilk açıkladığında büyük bir özgüven ile konuşmuş enflasyonun ve cari açığın hızla kontrol altına alınacağını iddia etmişti...

Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik geldiğimiz noktada çekilen onca sıkıntıya rağmen ne enflasyon kontrol altına alınabildi ve nede cari açık kapatılabildi.

Vatandaşlarımızın çektiği onca acıya ve katlandığı onca fedakârlığa rağmen enflasyon ve cari açık hala çok ama çok yüksek seviyelerde.

İşler böyle seyrederken şimdi birde İran ile Amerika ve İsrail arasında patlayan, orta doğuya yayılıp Suudi Arabistan, Katar, BAE, Umman, Irak ve Lübnan gibi ülkelere de sirayet etme eğilimi gösteren bir savaş başladı.

Bugün itibari ile orta doğu semalarında füzeler ve dronlar karşılıklı olarak havada uçuşuyor. Her ne kadar şimdiye kadar sivil altyapılardan ziyade askeri hedefler vurulmuş olsa da olayların kontrolden çıkıp başta enerji, petrol, gaz ve hatta su üretim tesisleri olmak üzere sivil altyapıya da zarar verme olasılığı fevkalade yüksektir.

Eğer bu kıyamet senaryosu gerçekleşirse petrol ve gaz fiyatlarının arş-ı âlâya fırlaması, küresel ölçekte korkunç bir enflasyon dalgası yaratması kaçınılmazdır.

Zaten enflasyon ile başı büyük dertte olan Türkiye'nin birde böyle bir küresel enflasyon dalgasının etkisine girmesi durumunda ne olacağı ortadadır...

Böyle bir durumda işler iyiden iyiye zıvanadan çıkıp, bugün resmi rakamlara göre % 30 civarında dalgalanan yüksek enflasyon seviyelerini bile mumla arayacak hale gelerek bir hiperenflasyon sürecine savrulabiliriz...

Umuyorum ki bölgede işler kontrolden çıkmaz, savaş bölge ülkelerine yayılmaz, mevcut çatışmalar en kısa sürede biter, özellikle enerji piyasalarını alt üst edecek şekilde bombalamalar yapılmaz ve Hürmüz Boğazı en kısa sürede ulaşıma açılır.

Lakin yatırım yaparken alınan pozisyonlar salt safça bir umuda bağlanamaz bunun için yatırım yapacak ya da yapmış olduğu yatırımları yeniden değerlendirecek herkesin mevcut savaş ile ilgili gelişmeleri çok büyük bir dikkat ile takip etmesi gerekmektedir.

Türkiye için ise söylenebilecek pek fazla bir şey yok, beklentiler kötü ile daha da kötü koşullar arasında dalgalanıyor.

Benim öngörüm önümüzdeki dönemde daha yüksek enflasyon ve kur seviyelerinin görüleceği yönündedir.

Dahası eğer iktidar para ve kredi musluklarını çok kısa bir süre zarfında açmazsa yüksek enflasyon ve yüksek kur tablosuna birde zincirleme iflas dalgası eklenebilir ve böyle bir durum Türkiye'nin üretim gücüne çok ama çok büyük ve kalıcı bir zarar verebilir.

Şu anda bile birçok firma kurların yanlış seviyede olması yüzünden hem ihracatta ve hem de iç pazarda fiyat tutturamamakta, çok ciddi bir pazar kaybı yaşamaktadır. Pazar kaybı yaşama tehlikesini gören birçok firma ya üretimi yurt dışına kaydırmakta ya da üretip satmak yerine Çin ve benzeri uzakdoğu ülkelerinden ithal edip satmaya yönelmektedir.

Bu elbetteki sürdürülebilir bir durum değildir, bu durumun yaratacağı bir döviz krizi de eninde sonunda patlayacaktır!

Carry trade uygulamaları ile dövize Türk Lirası faizi vererek böyle bir döviz krizi elbette bir müddet ötelenebilir amma ve lakin bu ötelemeler sorunu çözmez, tam tersine biriktirip büyütür aynı bir barajın arkasında biriken su kütlesinin baraj çökünce sel olup ortalığı yıkıp geçmesi gibi bir noktadan sonra son derecede yıkıcı bir etki yaratır.

Sonuç olarak enflasyon ile bu hükümetin mücadelesi sonuç vermemiştir, enflasyon ile mücade etme yönünde hükümetin yapabileceği başka bir şeyde kalmamış, zaman ve güven tükenmiştir.

Bu saatten sonra yapılabilecek tek şey derhal bir erken seçime gitmek ve enflasyon ile mücadele edebilecek yeni bir hükümet oluşturmaktır.

Bu yapılmazsa halk uzun bir müddet daha acı çekmeye devam eder ama enflasyonda cari açıkta düşmez...