Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yürürlüğe giren “Harp araç ve gereçleri ile silah, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar, askeri patlayıcı maddeler, bunlara ait teknolojilerin Türkiye gümrük bölgesinden transit geçişine...." ilişkin karar…
Kafalarda çok soru işareti var. Yanıt veren yok!..
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "Türkiye, İran’a karşı yürütülen savaşta İsrail’e lojistik sağlayan bir ülke mi olacak? Irak işgali sürecinde olduğu gibi 1 Mart Irak tezkeresi kabul edilmemesine rağmen üsler Amerika’nın hizmetine açılmış, 4990 sorti yapılmıştı. Yoksa yine aynısı mı yaşanacak" diye sordu… Kararnamenin bölgesel gelişmelerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Arıkan, Türkiye’nin olası bir savaşın parçası haline getirilme riskine dikkat çekti ve yetkililere açık ve net açıklama çağrısında bulundu.
Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla kararnamenin yayınladığı dönemde ABD’de Donald Trump yönetiminin İran’a karşı kullanılmak üzere Türkiye’den üs talep ettiğine dair iddiaların gündeme geldiğini ifade eden Arıkan, şunları söyledi;
“Batılı ülkelerin Trump’ın Hürmüz Boğazı çağrısına mesafeli duruşlarını dikkatle takip ediyoruz. Şimdi bölgemiz hiç olmadığı kadar sıkışmışken, yayınlanan bu kararname, aklımıza hafızamızdaki 'tehlikeli' soruları getiriyor. Türkiye İran’a karşı yürütülen savaşta İsrail’e lojistik sağlayan bir ülke mi olacak? Irak işgali sürecinde olduğu gibi 1 Mart Irak tezkeresi kabul edilmemesine rağmen üsler Amerika’nın hizmetine açılmış, 4990 sorti yapılmıştı. Yoksa yine aynısı mı yaşanacak? Bu kararname Ukrayna ile ilgiliyse bu durumda Karadeniz’deki görece istikrarlı durum bundan nasıl etkilenecek? Bu kararname neyin nesidir? Neden, hangi amaçla gündeme getirilmiştir? Yetkililer bu soruların cevaplarını bir an önce en küçük bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklamak zorundadır. Bugün de tıpkı 1 Mart’ta olduğu gibi, bu millet Türkiye’nin böyle bir tuzağın içine sürüklenmesine razı değildir. Şimdi, biz Saadet Partisi olarak uyarıyor, aynen Erbakan Hocamızın cümleleriyle söylüyorum: Eğer bütün bu gelişmeler İran’a dönük bir sürecin parçasıysa ve Türkiye’yle İran’ın karşı karşıya getirilmesi tuzağına düşerseniz 'yedi sülaleniz alnını secdeden kaldırmasa bunun vebalini ödeyemezsiniz.”
***
Ne ilgili bir Bakan ne de bir saray yetkilisi iddialara, sorulara cevap verdi!..
Sadece, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMD) Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 17 Mart’ta yayımlanan ve Türkiye’nin kendi üzerinden transit silah, cephane ve askeri malzeme ticaret rejimini değiştiren kararıyla “İsrail’e lojistik sağlayacağı veya yabancı ülkelere ait silahların Türkiye üzerinden geçirilmesine izin verildiği” iddialarını yalanladı
DMD, transit askeri malzeme ticareti kararının “güncel gelişmelerle”, yani İran savaşıyla ilgisi olmadığını ifade etti.
DMD’nin açıklaması kimseyi tatmin etmedi. Böyle bir ortamda, inandırıcı olması için daha yüksek sesli açıklamalar ve izahatlar gerekli.
***
Prof. Dr. Tolga Şirin’in dün ‘X’ üzerinden yaptığım şu paylaşım çok dikkat çekiciydi;
“Basında İran'a yeni müdahaleler için hazırlık yapan ABD'nin, Türkiye'den üs kullanma hakkı istediğini okumuştuk.
Aynı gün Resmî Gazete'de yayımlanan aşağıdaki Cumhurbaşkanı kararı, askerî amaçlarla kullanılabilecek veya insan hakları ihlali riski taşıyan eşyaların Türkiye üzerinden transit geçişini Bakanlık tasarrufuna bağlıyor.
Şu bilinmelidir: Yabancı güçlerin uçak, gemi vb. teçhizatları, askeri bir müdahale için Türkiye ülkesinden transit bile geçecek olursa, mutlaka TBMM kararı gerekir.
Sistematik ve operasyonla bağlantılı bir askerî teçhizat akışı, şeklen “eşya hareketi” olarak nitelense dahi, fiilen askerî operasyonun sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sağlayabilir. Bu durumda ortaya çıkan mesele, eşyanın hukuki sınıflandırmasından ziyade, yarattığı fiilî askerî etkidir. Bu askerî etki eşiği aşıldığı denli bu konuda da TBMM kararı gerekir/gerekmelidir.”
Bu çerçevede şu iki soru meşrudur ve sorgulanmalıdır:
1-) Yürütme organı, transit ticaret ve ihracat kontrolü araçlarını kullanarak, TBMM’nin iznine tabi olması gereken askerî destek faaliyetlerini üzerine alıyor olabilir mi?
2-) ABD'nin İran'a saldırı konusunda yeni hamlesine, halka ve meclise sormaksızın perde arkasından örtük bir katkı sunuluyor olabilir mi?
***
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın, Prof. Dr. Tolga Şirin’in gündeme getirdiği çok haklı ve yerinde sorular…
Türkiye'nin de içinde bulunduğu, bölge ülkelerinin Dışişleri Bakanlarının katılımıyla Riyad’da düzenlenen -Hakan Fidan’ın da imza koyduğu- olağanüstü toplantının sonuç bildirgesinin sadece ve sadece 6’ncı maddesine bakalım;
“Bakanlar, gelişmeleri izlemek ve ortaya çıkan meseleleri değerlendirmek amacıyla bu konudaki yoğun istişare ve koordinasyonu sürdürme kararlılıklarını teyit etmiş; ortak tutumların oluşturulmasını ve güvenlik, istikrar ve egemenliklerini korumak, İran’ın topraklarına yönelik HAİN saldırılarını durdurmak için gerekli meşru tedbir ve uygulamaların benimsenmesini sağlayacak şekilde çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etmişlerdir.”
MHP Genel Başkanı, hareketin lideri Devlet Bahçeli’nin Kadir gecesi mesajında “Ankara ile Tahran’ın ufku aynı yöne bakmaktadır” ifadesini bir kez daha hatırlayalım.
Türkiye’nin bu bildiriye imza koyması, İran’a karşı, ABD-İsrail’in yanında cephe açmak değil de nedir?..
Demek ki; kurulan tezgahta , hareketin lideri Devlet Bahçeli bu sefer “iyi polis” rolünü üstlenmiş!..
Saray rejiminin doğal sonuçlarını yaşıyoruz!..