Dadaloğlu ve Etkileşim - Resim : 1

Türk ulusu için tarihin bütün dönemlerinde önemli bir yeri olan Avşarlar; Oğuz Kağan’ın, Bozoklar adı ile anılan üç büyük oğlundan Yıldız Han’ın en büyük oğlu olan Avşar’dan gelmektedir.

Büyük bir boy olan Avşarlar diğer Oğuz boyları ile birlikte Orta Asya’dan göç ederek İran, Irak, Suriye, Afganistan, Azerbaycan ve Anadolu’nun çeşitli yerlerine yayılmışlardır.

Avşarlar, Dede Korkut’ta da geçen ve Oğuzeli diye bilinen Sir-Derya bölgesinde yaşarken Türk boylarının büyük göçleri ile birlikte Horasan yoluyla Anadolu’ya gelmişlerdir. Anadolu’ya gelen Oğuz kabileleri kurdukları köylere kendi kabilelerinin adlarını vererek kimliklerini korumuşlardır. Tokat, Zile’de bulunan İğdir, Salur, Karkın gibi köyler bu Türkmen köylerindendir.

Bir zamanlar ‘köylü sözleri’ diye önemsenmeyen, ama âşığın yüreğinden kopup gelen, geleneği, yük gibi değil, görev gibi taşıyan, özenle kullandığı anasının dilini ustaca dizelerine aktarıp, bacısının gergefindeki iğne oyası benzeri renk cümbüşü içinde işleyip, sazına verdiği yanık sesi ile bezeyen âşık Dadaloğlu, çeşitli ritüellerde söylenen deyişlerle, türkülerle yüzyıllar boyu varlığını korumuş, yeri gelmiş Avşarların yürekli sesi, halkın dili olmuştur.

Kimi zaman yavuklusuna sevdasını en etkili deyişle dillendiren âşık, kimi zaman toplumdaki aksaklıkları yalın ve yansız bir tavırla dile getirmiş, kimi zaman da haksızlığa uğrayan içinde bulunduğu toplumun, deyişleriyle sözcüsü ve önderi olmuştur.

Bu işlevini yerine getirirken de, ne divan edebiyatının ağdalı dilinde söylemeye ne aruz ölçüsü gibi bize özgü olmayan bir ölçü ile dizelerini kurmaya özenmiş, ne de gazel, kaside, mesnevi gibi halk şiirine uzak biçim ve türlerde şiirlerini oluşturmuştur. O, koşma, semai, türkü, destan, deyiş çerçevesinde âşık edebiyatı türleriyle haşır neşir olmuştur.

Anadolu’nun sesi, soluğu, sözcüsü olan âşıkların önde gelenlerinden Dadaloğlu, bir yanda Çukurova’nın sesi soluğu Karacaoğlan gibi güzellere:

Oturmuş ağ gelin taşın üstüne

Taramış zülfünü kaşın üstüne

Bir selam geldi de başım üstüne

Alırım kız seni komam ellere

biçiminde nameler dizerken, bir yandan da:

Sultan hakkımızda etmiş fermanı

Ferman paişahın dağlar bizimdir

biçimindeki deyişlerinde görüldüğü gibi, bir fermanla yerinden yurdundan edilip bilmedikleri diyarlara sürgüne gönderilen içinde bulunduğu toplumun, Avşar aşiretinin sesi, soluğu, gür narası olmuştur.

Bünyesinde hem epik karakterli ozan tipini yansıtan hem de Karacaoğlan gibi duygusal yönü ön planda olan âşık tipini yansıtan özelliklere sahip Dadaloğlu yaşadığı dönemin en önemli âşıkları arasında görülmektedir.

O, göçebe âşıklardan olup göçebe âşıkları diğer âşıklardan ayıran bütün özelliklere sahiptir.

Binboğayı dersen dağların beyi

Görüken Soğanlı hani Koç Dağı

Aladağ, Bakırdağ, Bulgar’ın tayı

Erciyes ulunuz pirin var dağlar

biçiminde pek çok şiirinde dağlardan söz eden Dadaloğlu, bir dağ çocuğudur. Ömrü dağlarda, yaylalarda geçmiştir.

Avşar boyunun duygulu, duyduklarını, hissettiklerini büyük bir yetenek ve coşkunlukla duyurmasını bilen Dadaloğlu’nda yiğit bir ruh yaşadığı hissedilir. O, deyişleriyle Koçyiğit ve kahraman bir âşık olduğunu sergiler.

Dadaloğlu, halk şiirimizin önde gelen âşıklarından Bayburtlu Zihni, Erzurumlu Emrah ve Dertli’nin döneminde yaşamıştır. Fakat çok gezmiş olsa da onlar kadar değişik kültürde toplulukları görmemiştir. Onlar hem uzun süre kentlerde oturmaları hem de çok gezmiş olmaları nedeniyle az da olsa Farsça ve Arapça’dan etkilenmişlerdir.

Dadaloğlu’nun şiirlerinde bozulmamış bir Anadolu Türkçesi hakimdir. Çağdaşlarının yararlandığı yabancı sözcük ve deyimlerden habersiz olsa da klasik edebiyatta yaygın olarak kullanılan ve halk ağzına yerleşmiş âciz, âlem, aşkâr, âşık, bâde, bûse, cehd, cünûn, çeşm felek, ferman, hûn, hörü, ikrar, kasd, seyran zâr, zülüf gibi yabancı sözcükler doğal söylemi içinde dizeleri arasına girmiştir.

Dadaloğlu’nda Etkileşim:

Osmanlı Devleti'nin konargöçer aşiretleri yerleşik hayata zorlamasıyla doğrudan çatışmış, devlet baskısı ve Fırka-i İslahiye gibi askerî hamleler şiirlerindeki epik/kavga tonunu tetiklemiş, Toroslar ve Çukurova’da geçen yarı göçebe yaşam; doğa şartları, at (özellikle kırat), yaylak-kışlak kültürü ve aşiretin direnişi onun şiir evrenini birebir biçimlendirmiştir.

Dadaloğlu’nun şiirlerinde Köroğlu’nun güçlü bileğini, Karacaoğlan’ın aşk dolu yüreğini, Pir Sultan Abdal’ın devrimci ve hak arar tutumunu bir arada görürüz.

Dadaloğlu babası Âşık Musa ve Kul Yusuf’un etkisinde kalmış, kısa sürede kendi kimliğine kavuşmuştur. Dadaloğlu’nun manevi ustası Karacaoğlan’dır. Karacaoğlan’ın Dadaloğlu üzerindeki etkisi yadsınamaz. Karacaoğlan ve Dadaloğlu’nun deyişlerinde yer yer önemli benzerlikler göze çarpmaktadır. Bu durum aslında ikisinin de aynı çevrede yetişmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

Her iki âşığın deyişlerinde de; esen yel, yağan kar, akan su, coşan sel, uçan kuşlar, açan çiçekler, taş-toprak, yeşili-yaprağıyla doğa ve bu doğayı süsleyen insanlar gerek Karacaoğlan, gerekse Dadaloğlu’nun şiirlerine yön veren, şiirleri biçimlendiren ana öğeler ve ortak motifler olarak ustaca kullanılmıştır. Kimi söylentilere göre Dadaloğlu, gençlik yıllarında Karacaoğlan’ın dizelerini kullanmıştır. Karacaoğlan’ın:

Çıkıp yücesine seyran eyledim

Gördüm ak kuğulu göller perişan

Bir firkat geldi de durdum ağladım

Öpüp kokladığım güller perişan

deyişiyle, Dadaloğlu’nun:,

Çıktım yücesine seyran eyledim

Cebel önü çayır çimen görünür

Bir firkat geldi de coştum ağladım

Al yeşil bahçeli Kaman görünür

deyişi benzektir.

Âşıklar da birbirlerinden etkilenebilirler. Bu kaçınılmazdır. Karacaoğlan, Pir Sultan ve Dadaloğlu’nun bazı şiirleri önemli ölçüde benzerlik gösterirler.

Pir Sultan Abdal’ım başından başlar

Eyisini yer de kimisini taşlar

Bir çiçekten bir kovana bal işler

Arıdır hey benli dilber arıdır

*

Karacaoğlan der ki gelip geçmedim

Yar elinden zehir bâde içmedim

Fırsat elde iken alıp kaçmadım

Beri dur da benli dilber beri dur

*

Dadaloğlu’m der ki ben ne yapayım

Hangi din hak ise ona tapayım

Eğil de bir al yanaktan öpeyim

Beri dur da nazlı dilber beri dur

deyişlerinde benzerlik belirgindir.

Dadaloğlu’nun etkisine gelince, bu yolda örnekler vermeye çalışmış olanlar vardır. Ruhsatî, Gündeşlioğlu, Serdarî, Sümmanî, Seyranî, Âşık Veysel bunlara örnek gösterilebilir

Dadaloğlu, kendisinden sonra gelen Çukurova ve Toroslar yöresindeki âşıkları derinden etkilemiş, özellikle Âşık Veli ve Âşık Deli Aziz gibi isimlerin yanı sıra bölgedeki Türkmen/Avşar ozanlarının koçaklama geleneğini sürdürmesinde belirleyici bir ekol oluşturmuşve göçebe yaşamın saf ve mert söyleyişini kalıcılaştırarak Çukurova âşık şiirinde güçlü bir epik gelenek kurmuştur. Yiğitlik, başkaldırı ve doğa sevgisi temaları, kendisinden sonraki yöresel halk şairlerine ilham kaynağı olmuştur.