Özgür olmanın anlamını, özgürlüğü yaşamış olanlar ve boyun eğmeyenler bilir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ülkenin yönetim şeklini değiştirdiği 29 Ekim 1923'te ülke sınırları içerisinde yeni bir dönemin kapıları sonsuza kadar açıldı.
Ülkenin anahtarlarını başkalarına teslim edenlerin aksine, Türk'ün bağımsızlığını savunanların ortaya koyduğu irade bağımsızlık savaşı ile zaferle taçlandırıldı. Türkler, hor görüldüğü topraklarda kendi kaderini baştan yazdı.
Babadan erkek çocuğuna aktarılarak sürdürülen yönetim anlayışı (monarşi) terk edildi ve Türk halkına, toplumsal geleceği hakkında karar alma fırsatı verildi. Seçme ve seçilme hakkı getirildi.
Kuluçka makinası olarak bakılan ve toplumdan izole edilen kadına eşitlik ilkesi ile insan olma onuru hakkı geri verildi.
Bilimin ve teknolojinin yoksun bırakıldığı topraklarda, bilim ve ilimin önü açıldı. Çağdaş dünya ile entegre olma girişimleri ve nitelikli insan gücünün oluşturulması için önemli bir alan yaratıldı.
Temeli ve karşılığı olmayan bazı hassasiyetlerle sekteye uğrayan Türk sanatında, sanatın eksik bırakılmış tohumları ekildi. Kültürel zenginliğimize evrensel bir kimlik kazandırıldı. Yeteneklerimizin dünya ile aynı seviyede olduğu defalarca kanıtlandı.
Her şeyi kara düzen içerisinde yasaklara ve günahlara boğmaktan vazgeçtiğimizde, düşünebilen, sorgulayabilen ve yaratıcılığını kullanabilen bilinçli bireylerin 103 yıllık tarihsel süreçte ortaya çıktığına ve neler başardığına yüzlerce kez tanık olduk.
'100 yıllık reklam arası' söylemlerine rağmen,
Dile kolay!
Üç gün sonra, bu tarihi kırılmanın 103'üncü yılını geride bırakmış olacağız.
Cumhuriyet, ülkemizin akılcı ve eşit bir toplum yapısına ulaşma noktasında 'İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'dir. 'Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.'
Ve buna en çok sahip çıkması gerekenler, edinilmiş haklarından vazgeçmek istemeyenler olmalıdır.
Türkiye'nin diplomatik başkenti Ankara olsa da sanatsal başkenti İstanbul.
İstanbul, Byzantium'dan günümüze uzanan yaklaşık 2 bin 700 yıllık tarihi boyunca her zaman bir dünya kenti olarak konumlandı.
Her dönemde dünya kenti olmanın ayrıcalıklarını yaşadı. Hala daha yaşamaya devam ediyor.
Hepimizin bildiği gibi ekim ayı ile birlikte sanat sezonu başladı.
Teknik olarak haziran ayına kadar sürecek bir etkinlik takvimi bizleri bekliyor.
Sezon içinde tanık olduğum çalışmalara dair değerlendirme yazıları ile buralarda olacağım.
Devlet sanat kurumları ile birlikte özel kuruluş ve oluşumlara ait sanatın tüm dallarında ortaya çıkarılan üretimleri (mimari, heykel, resim, müzik, edebiyat, tiyatro, dans, sinema ve fotoğraf) kamu ile paylaşarak daha fazla görünür kılmaya yardımcı olacağız.
Görsel (Plastik) Sanatlar, İşitsel (Fonetik) Sanatlar ve Ritmik / Dramatik (Karma) Sanatlar başlıkları altında uluslararası nitelikte kabul gören Türk sanatçılara ve zengin üretimlerine sahibiz.
Paralelinde, profesyonel sanatçılarla ve nitelikli çalışmalarla dolu bir sezon bizi bekliyor.
Ülkemizde 81 ilde, 1.407 yerel yönetim (30 büyükşehir, 51 il, 922 ilçe ve belde belediyeleri dahil) bulunmakta. Her bir yerel yönetim, sınırları içerisinde halkın sanata erişim hakkı için alan açıyor.
Ülkemizin sanatsal başkenti İstanbul ise aynı zamanda ulusal televizyon yayıncılığı ve Türk sinemasının da merkezi konumunda.
Sahip olduğu nüfus ve beraberinde getirdiği fırsatlar çeşitlilik anlamında önemli bir zenginliğe sahip.
Tek bir bireyin her gün takip etse bile asla hepsini tamamlayamayacağı kadar çok sanatsal etkinlik söz konusu.
Kültür sanat alanında faaliyet gösteren bir gazeteci olarak; özgür Türkiye'nin, sahip olduğumuz yönetim şeklinin, kadının, erkeğin, sanatın ve yaşamın her anında Cumhuriyet'in izlerini sizlere aktarmaya devam edeceğim.
Yaşasın ÖZGÜRLÜK
Yaşasın EŞİTLİK
Yaşasın CUMHURİYET
Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e saygı, minnet ve özlemle…
İlgilisine Not:
Medya sektöründe de her iş kolunda olduğu gibi uzmanlık alanları var.
Kişisel olarak ana uzmanlık alanım ise 'Kültür Sanat'
Sanatsal faaliyetler kadar kültürel faaliyetler de çalışma alanım içinde yer alıyor.
Farklı kültürleri keşif süreci de bunlardan biri.
Yaz sezonu boyunca ağırlıklı olarak izlenim yazıları paylaştım.
Yurt içi ve yurt dışı izlenim yazılarımı zaman zaman sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Bu kısa açıklama bölümünü kaleme alma nedenim ise oluşabilecek 'gezgin mi, gazeteci mi' karışıklığına yol açmamak.