Dünya tarihini değiştiren başkent: Saraybosna
Mostar'ı da hafızamızda en özel yere yerleştirdikten sonra, Bosna-Hersek sınırları içindeki son durağımız olan ve acının; insana, hayvana, sokaklara hatta ağaçlara, kısacası her köşesine sindiği başkent Saraybosna'dayız.
Bir zamanlar; Batı ve Doğu Roma İmparatorluğu'nun ayrıldığı noktada konumlanan kent, Miljacka Nehri'nin iki yakası boyunca uzanıyor.
Kent merkezi, günümüzde Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu olmak üzere iki farklı mimari anlayışla keskin bir şekilde ayrılmış durumda.
Ferhadiye Caddesi'nin başlangıç noktasında, üzerinde Saraybosna Kültürler Buluşması (Sarajevo Meeting Of Cultures) ifadesi yazılı bir zemin tasarımı bulunuyor.
Hatta aynı noktada 360 derece dönen (Spin & Go/Döndür ve Git) bir tabela var.
Bir tarafında W (West, Batı), diğer tarafında E (East, Doğu) harfi bulunmakta.
Batı yönü Avrupa mimarisi, doğu yönü ise Türk mimarisi.
'Başçarşı' olarak anılan bölge Türk dönemini mimari anlayışını öne çıkaran güçlü bir temsil.
Bölgede; Başçarşı Meydanı, Tarihi Ahşap Sebil, Başçarşı Cami, Saat Kulesi, Gazi Hüsrev Bey Cami ve Külliyesi, Gazi Hüsrev Bey Medresesi, Gazi Hüsrev Bey Kapalı Çarşısı (Bedesten ya da Bezistan), Morica Han, Kazandziluk (Kazancılar Sokağı), Bursa Kapalı Çarşısı (Brusa Bezistan), Taşlıhan, Ferhat Paşa Caddesi'ne (Ferhadija) adını veren Ferhat Paşa Cami ve Türk tipi esnaf mağazaları bulunuyor.
Ek olarak kentin farklı noktalarında da; Hünkâr Cami (Fatih Sultan Mehmet Cami), Ali Paşa Cami ve Svrzo'nun Evi gibi Türk mimari örnekleri yer alıyor.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, savunma amaçlı inşa edilen; Beyaz Tabya ve Sarı Tabya ise bulunduğu konum itibariyle kenti izleyebileceğiniz panoramik bir manzaraya sahip.
Başçarşı'nın aksine; Avrupa mimarisi olarak tanımlayabileceğimiz planlı kent yerleşimi, modern kent yapıları, geniş caddeler, parklar ve bahçeler ise kentin genel görüntüsünü oluşturuyor.
Batı tipi önemli yapılar arasında; Ars Aevi Çağdaş Sanat Müzesi, Bosna-Hersek Ulusal Müzesi, Bosna-Hersek Ulusal Galerisi, Saraybosna Tarihi Kapalı Pazarı (Gradska Trznica), Saraybosna Ulusal Tiyatrosu, Edebiyat ve Tiyatro Sanatları Müzesi, Optik İllüzyonlar Müzesi, Vijecnica Belediye Binası ve Kütüphanesi (Gradska Vijećnica Sarajevo), İnat Evi, Despića Evi ve At Mejdan Parkı bulunmakta.
İlginç bir ayak direme hikayesi ile bilinen, 'Benderija' adlı bir Saraybosnalıya ait olan ve nehrin Türk yakasında yer alan iki katlı geleneksel bir yapı, Vijecnica Belediye Binası ve Kütüphanesi için kamulaştırılmak isteniyor. Mülk sahibi uzun bir süre karşı çıktıktan sonra nehrin öte yakasına 'tuğla tuğla taşınması' şartıyla kamulaştırma projesine izin veriyor. Bir yakadan diğer yakaya bire bir taşınan ev halk arasında İnat Evi (Inat Kuća) olarak anılmaya başlıyor ve 1997'den günümüze ise geleneksel bir restoran olarak hizmet veriyor.
Bölgedeki öne çıkan kutsal mekanlar arasında; Kutsal Kalp Katedrali, Saraybosna Sırp Ortodoks Katedrali, Eski Ortodoks Kilisesi dikkat çekici yapılar arasında yer alıyor.
Saraybosna kentini dünya sahnesinde öne çıkaran ilk sıra dışı olay, ilk Dünya Savaşı’nın başlangıcını oluşturacak bir suikast olayına sahne olması.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tahtının resmi varisi olan Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand'ın, 28 Haziran 1914 tarihinde Sırp suikastçı Gavrilo Princip'in saldırısında öldürülmesi, 14 milyonun ölümüne neden olacak bir savaşın ilk kıvılcımını oluşturdu.
Latin Köprüsü'nün bulunduğu alan ve saldırının gerçekleştirildiği köşedeki bina 'Saraybosna Müzesi 1878 – 1918' olarak bu tarihi olayı hatırlatan bir hafıza noktası.
İkinci sıra dışı olay ise İkinci Dünya Savaşı sırasında kentin, Nazi Almanyası ve faşist Bağımsız Hırvatistan Devleti tarafında dört yıllık işgal edilişi.
İşgalde yaşamını yitiren asker ve sivil kurbanlar için bir sonsuzluk anıtı tasarlanmış.
Günümüzde, Sonsuz Alev ya da Sönmeyen Ateş Anıtı (Vječna Vatra) anılan ve 1946 yılından beri yanmakta olan kayıplar için bir saygı duruşu niteliğinde.
Kenti dünya sahnesinde öne çıkaran üçüncü ve en sıra dışı olay ise önce Yugoslav Halk Ordusu daha sonra Sırp Cumhuriyeti Ordusu tarafından 5 Nisan 1992'den 29 Şubat 1996'ya kadar bin 425 gün boyunca kuşatma altında tutulması olayı.
Modern savaş tarihinin en uzun kuşatması olarak kayıtlara geçmiş durumda.
Bosna-Hersek, Şubat 1992'de düzenlenen referandumunun ardından, 3 Mart 1992'de bağımsızlığını ilan etti.
Bu karar; yıllarca yan yana birlikte yaşamış komşuların gerçek yüzünü ortaya çıkarttı. Delilik boyutuna ulaşan bir çılgınlığa dönüşmesine yol açtı. Vahşet sahnelerinin yaşandığı ülkede, binlerce eve ateş düşmesine yol açtı.
Yapımı 4 ay 4 gün süren, Saraybosna Havalimanı'nın altından geçen 800 metre uzunluğunda, 1 metre genişliğinde ve 160 santimetre yüksekliğindeki 'Umut Tüneli' ise kuşatma altındaki kent insanlarının Saraybosna'yı savunması için silaha ulaşmalarına, gıda ve ilaç ihtiyaçlarını karşılamalarına imkân sağlıyordu. Kolar ailesinin evi (Kuca Kolara) kuşatma atında hangi koşullarda yaşam mücadelesi verildiğinin çarpıcı bir gerçeği.
Acının, bu topraklardaki hafızası çok taze ve hala burun sızlatıyor.
Srebrenitsa trajedisine ait pek çok belgenin bulunduğu Galeri 11/07/1995, İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar ve Soykırım Müzesi (Museum of Crimes Against Humanity & Genocide) ve Savaş Çocukluğu Müzesi (War Childhood Museum) dramın en derin izlerinin belgeseli.
Tabii kentin farklı noktalarında, insanların kalabalık olduğu sokak ve caddelerde karşılaşacağınız 'Saraybosna Gülleri'ni unutmamak lazım. Gül denildiğine aldanmayın. Hepsi aslında kan damlalarını simgeliyor. Bu kan lekelerini gördüğünüz yerlerde, kuşatma sırasında düşen havan mermileri onlarca can aldı.
İstatistiklere göre; Avrupa'nın en ölümcül çatışmasında her 50 Bosnalıdan biri hayatını kaybetmiş durumda.
Bosna-Hersek'in bağımsızlığı için mücadele eden ve soykırıma uğrayanlar, bugün Kovaçi Şehitliği'nde sonsuz uykuda. Bağımsızlığın baş mimarı ve ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'in anıt mezarı da bu şehitlikte yer alıyor.
Ne yazık ki; ülke doğal güzellikleri ile değil de 'savaş turizmi' ile turistler için bir çekim merkezi.
Geçtiğimiz günlerde, soykırımın uygulayıcı ayağını oluşturan Sırp General Ratko Mladić öldü.
Soykırım emrinin siyasi ayağında ise iki kişi bulunuyordu. İlki; Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Milošević. O'da 2006 yılında öldü. Diğeri ise dönemin Sırp Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Radovan Karadžić. Cezasını çekmek üzere İngiltere'deki bir cezaevinde tutuklu.
İlgilisine Not:
Balkanlar, acımasız savaşları kadar mutfakları ile de hafızalarda. Bu yazının dramatik alt yapısı yoğun olduğu için değinmedim. Kim bilir; belki içinde mis kokularıyla bir Balkan lezzetleri yazısı da gelir.