Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde “2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni”nde konuşuyor. Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

Geleneksel hale gelen bir törenimizi icra etmek üzere bir aradayız. Hizmet ve eser siyasetimizin bir nişanesi olarak enerji yatırımlarımızın toplu açılışlarını bahar aylarında gerçekleştiriyoruz. Geçen yıl 6818 megavat güce sahip 5 milyar dolarlık enerji yatırımlarını devreye almıştık.

Törenimizin ve bugün resmen hizmete sunduğumuz yatırımların ülkemiz, milletimiz ve enerji sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli yatırımları ülkemize kazandıran firmalarımızı, kurumlarımızı ve Enerji Bakanlığımızı can-ı gönülden tebrik ediyorum.

"İSTANBUL DOĞAL KAYNAKLAR ZİRVESİ'NİN İKİNCİSİNİ TERTİPLEDİK"

Türkiye'nin bölgesinin enerji merkezi ve kavşak noktası olma vasfı giderek güçleniyor. Önceki hafta kendi alanında uzman ve seçkin isimlerin bir araya geldiği İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin ikincisini tertipledik. INRES 2026; enerji, madencilik, kritik mineraller ile hidrokarbon alanlarında güncel meselelerin ele alınmasına vesile oldu. Türkiye'nin bilhassa güncel gelişmeler ışığında enerji alanında bölgesinin siklet merkezi olduğu çok net biçimde görülüyor. Gerek son dönemde uluslararası basında yayınlanan makaleler gerekse enerji sektörünü çok iyi bilen isimler, ülkemizin günden güne artan stratejik değerine vurgu yapıyor.

"TARİHİN EN BÜYÜK PETROL ARZ KESİNTİSİ YAŞANDI"

Şu bir gerçek ki, 28 Şubat'ta başlayan ve henüz çözülemeyen İran merkezli kriz, Türkiye'nin küresel enerji tedarikindeki kritik rolünü perçinlemiştir. Olumsuz etkilerini halen hissettiğimiz ve bir süre daha hissedeceğimiz İran savaşının ilk günlerinden itibaren neler yaşandığını hep beraber takip ettik. Körfez ülkelerinin açık denizlere açılan kapısı olan Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasıyla birlikte, Uluslararası Enerji Ajansı'nın tanımına göre tarihin en büyük petrol arz kesintisi yaşandı.

"SALGIN GÜNLERİNDEN HATIRLADIĞIMIZ KISITLAMALARI DEVREYE ALDILAR"

Boğazın kapatılması, küresel petrolün yaklaşık %25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin ise %20'sinin devre dışı kalmasına yol açtı. 60 dolar civarında seyreden petrol varil fiyatları iki katına kadar yükseldi. Aynı sarsıcı rakamlarla LNG fiyatlarının yanı sıra gübre, plastik dahil petrol türevi olan bütün ürünlerde karşılaştık. Bunun üzerine kimi ülkeler enerji tüketimlerini düşürmek için koronavirüs salgını günlerinden hatırladığımız çeşitli kısıtlamaları devreye aldılar. Okullar tatil edildi, özel araçların trafiğe çıkışına sınırlamalar getirildi.

Uçak seferlerinde ciddi sayıda iptaller oldu. Petrol istasyonlarının önünde uzun kuyruklar oluştu. Petrol ve doğal gaz bazlı ürünlerin fiyatlarıyla eş zamanlı olarak dünyada enflasyonlar artmaya başladı.

"PEK ÇOK ÜLKE KENDİNİ RESESYONA HAZIRLIYOR"

Birkaç ay öncesine kadar küresel ekonomide toparlanma beklenirken Hürmüz Krizi uzadıkça bugün pek çok ülke kendini resesyona hazırlıyor. Bunlara iş gücü piyasasından turizme, sanayiden tarıma uzanan geniş bir yelpazedeki etkilerini dahil ettiğimizde enerji tedariki meselesinin ne kadar hayati önemde olduğu çok net biçimde ortaya çıkmıştır.

"ARZ GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASI MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR"

Rusya-Ukrayna savaşı ile Hürmüz'ün kapanması bize şunu öğretmiştir: Enerji arz güvenliğinin sağlanması sadece bir kalkınma meselesi değil, aynı zamanda bir egemenlik ve milli güvenlik meselesidir.

"ELEKTRİK TÜKETİMİNİ 5 YILDA 2 KATINA ÇIKARACAK"

Kıymetli misafirler, bu krizin hatırlattığı bir diğer husus da fosil yakıtlar dışındaki alternatif enerji kaynaklarına yönelik yatırımların önemidir. Malumunuz, sanayileşme, şehirleşme, nüfus ve teknoloji kullanımı arttıkça enerjiye olan ihtiyaç da yükseliyor. Enerji talebinin gelecekte daha da artacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Sadece yapay zeka odaklı veri merkezlerinin elektrik tüketiminin gelecek 5 yılda 2 katına çıkacağı öngörülüyor.

Türkiye olarak, hızla gelişen diğer tüm ülkeler gibi bizim enerji talebimiz de yıldan yıla yükselmektedir. Son 20 yılda ülkemizin enerji ihtiyacı 2 katına çıkmıştır. 2025 yılında elektrik tüketimimiz önceki yıla kıyasla %2,1 oranında artmıştır. Elektrik talebimizin 2035 yılına kadar en az %50 oranında artmasını bekliyoruz. Şu an enerji arzımızda ithal kaynakların payı %57 civarındadır. Her yıl değişmekle birlikte enerjide 60 ila 100 milyar dolar arasında bir ithalat faturamız var.

"TÜRKİYE DÜNYANIN 16. EKONOMİSİ"

Burada şunu özellikle dikkatinize getirmek istiyorum. Türkiye dünyanın 16., Avrupa'nın da 6. büyük ekonomisidir. Biz aynı zamanda son 23 yılda ortalama %5,3 büyüyen bir ülkeyiz. Pazartesi günü 2026 yılının ilk çeyreğine dair büyüme rakamları açıklandı. Türkiye ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde önceki yılın aynı çeyreğine göre %2,5 oranında büyüme kaydetti.

"AVRUPA'DA 5. SIRADAYIZ"

Milli enerji ve maden politikamız ile daha çok yerli ve yenilebilir stratejimizin hedefi enerjide dışa bağımlığımızı sıfırlamaktır. Hali hazırda yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından Avrupa'da 5., dünyada 11. sıradayız. Türkiye ulusal enerji planı ile çok daha iyi yerlere geleceğiz.

2025 sonu ile 40 bin megavat güneş ve rüzgar kurulu gücümüzü 100 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedef için 80 milyar dolar yatırım yapacağız. Yeşil iletim altyapısı inşa edeceğiz. 5 bin megavat deniz üstü enerji alanı kurma niyetindeyiz.

2025 yılında toplam kurulu gücümüz 38 bin 820 megavattı. Yenilebilir enerjinin payı bunun biraz üzerinde idi. Nisan sonunda 125 bin 410 megavata yükselirken yenilenebilir enerjinin payı yüzde 62'ye çıktı. Türkiye'nin 26 bin 770 megavatı bugün güneş enerjisinden geliyor. 2025 sonu itibarıyla elektrik enerjisi üretimimiz 363 bin gigavat saate, yenilebilir enerjinin payı ise yüzde 43,3'e ulaştı. Türkiye'nin gerçek potansiyeli bunun çok üzerindedir. Ülkemizin 140 bin megavat rüzgar enerjisi potansiyeline, 53 bin megavat yüzer enerji potansiyeli, yıllık 180 milyar kilovat saat hidroelektrik potansiyeline sahip olduğunu değerlendiriyoruz. Çevreci maskelilerin engellemelerine rağmen bu potansiyeli değerlendireceğiz. 10 yıl önce 3-5 ağacın değiştirilmesini bahane ederek sokakları ateşe veren Gezici Vandallara müsaade etmediysek, bugünde enerji yatırımlarımızı sabote etmeye çalışanları müsaade etmeyeceğiz.

"ANA MUHALEFETİN GÜNDEMİ KOLTUK"

2025 yılında 78 ilimizde irili ufaklı toplam 7110 elektrik santrali hizmete girmiştir. Bu elektriği yenilebilir enerji yerine doğalgazdan karşılasaydık 3 milyon metreküp doğalgaz alacaktık. Karşılığında da 1 milyar dolar ödemiş olacaktık. Bu gelişmeler ana muhalefetin hiç gündeminde değil. Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var. Dün kahraman ilan ettiklerine bugün hain damgası vurmak var. Aynı muameleyi eski cumhurbaşkanları adayına da yaptılar. O sırasını savdı şimdi yerini başkasına bıraktı. Ana muhalefetin bu ruh hali değişmedikçe anlaşılan o ki herkes bir gün hedef tahtası olacak. Siyaseti kazanç kapısı olarak görenlerin çarpık zihniyeti değişmedikçe bu utanç sahnelerine yarın yenileri eklenecek. Biz Türk siyasetine yakıştıramadığımız tüm bu tartışmaları güvenli takip mesafesinden izlemekle yetiniyoruz. Çirkin ithamlara rağmen serin kanlı tavrımızı koruyoruz. Elinden pamuk şekeri alınmış misali hırçınlaşan karikatür tipleri muhatap almıyoruz.

Siyaset kurumunun itibarına kimsenin gölge düşürme hakkı yoktur. Siyaseti marjinalize etmenin kimseye faydası yok. İktidar ve muhalefet milletimize karşı sorumluyuz. Rabbim bu ülkeyi daha kendi aralarındaki meseleyi çözemeyenlere bırakmasın diyorum. Birazdan açılışını yapacağımız yatırımları hayıtlara vesile olmasını diliyorum.