Fitch kredi derecelendirme kuruluşu, olağan takvimi beklemeden, 10 Nisan 2026 tarihinde Türkiye’nin uzun vadeli yabancı para cinsinden kredi notunu “BB-” seviyesinde teyit etti ve görünümü “pozitif”ten “durağan”a düşürdü. Fitch erken açıklamasını da “Bir ülkenin kredi görünümünde ani ve önemli değişiklikler yaşanması halinde erken değerleme yapılacağı”’ şeklinde izah ediyor.

Kredi notları, bir ülkenin borçlarını geri ödeme kapasitesini ve finansal risk seviyesini gösteren önemli bir göstergedir.

Türkiye’nin son kredi derecelendirme durumu şöyledir;

  • Fitch; BB- Durağan, spekülatif -yatırım yapılamaz.
  • Moody’s; Ba3 -durağan, spekülatif- yatırım yapılmaz.
  • Standart and Poor’s, BB-durağan, spkülatif - yatırım yapılamaz.

Fitch, kredi notunda zayıflamanın nedenleri olarak da;

  • Rezervlerde zayıflama,
  • Dış finansman kırılganlıklarının ve döviz krizi riskinin artması,
  • Kronikleşen yüksek enflasyon,
  • Para politikasına ilişkin siyasi baskılar,
  • Kurumsal zayıflıkları gösterdi.

Bu sorunlar ne kadar risklidir? Gerçekler nedir?

  1. Rezervlerde zayıflama;

Merkez Bankası, enflasyonla mücadele için, döviz satarak kur seviyesini düşük tutuyor. Döviz kazanan değil, kaybeden bir ekonomi olduğumuz için MB net döviz rezervleri her zaman eksi veya düşük kalmaktadır. Döviz rezervlerinde artış borç ve yükümlülüklerinde artışla mümkün oluyor.

Söz gelimi, ihracatçı gelirlerinin bir kısmını MB satmak zorundadır. Bankalar döviz mevduatının bir kısmının MB‘da karşılık olarak tutmak zorundadırlar. Swap işlemleri ile rezervler artar. Ancak bunlar aynı zamanda kısa zaman için MB’nın yükümlülükleridir.

Öte yandan altın fiyatları artınca, karşılığı dolar cinsinden rezervler de artmış olur.

2026 Ocağın ilk haftasında, resmi rezervler toplamı 205,2 milyar dolar iken 3 Nisanda 161,6 milyar dolara geriledi. 43,5 milyar dolar düştü. Net rezervler de 78,6 milyar dolardan, 19,3 milyar dolara geriledi.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile Türkiye’den sıcak para çıktı, döviz talebi arttı ve MB rezervlerinden 60 milyar dolar harcadı.

ABD, İran savaşıyor, petrol fiyatlarının artması ve aynı zamanda ekonominin aşırı kırılgan olması nedeni ile enflasyon olarak ve rezerv kaybı olarak kaybeden biz oluyoruz.

Bu nedenle sıcak para çıkışı yaşadık ve MB rezervleri 50 milyar dolar azaldı.

  1. Dış Finansman kırılganlıklarının ve döviz krizi riskinin

yeniden artması,

MB ödemeler bilançosuna göre, Ocak-Şubat ilk 2 ayda doğrudan yabancı yatırım sermayesi girişi olmadı, 113 milyon dolar çıkış oldu. 9,2 milyar dolar sıcak para girdi. Türkiye 14,6 milyar dolar dışa borçlandı. Dahası kaynağı belirsiz net hata ve noksan kaleminden 7,6 milyar dolar çıktı.

Öte yandan gerek savaş ve gerekse CHP’ye yapılan siyasi operasyonlar nedeni ile TÜRSAB’a göre erken rezervasyonların yüzde 50’si iptal edildi, geçen yıla göre de yüzde 80 azaldı.

Bu şartlarda elbette dış finansmanda kırılganlık artmış olacaktır.

Döviz kurlarına gelince,

Hükümet, MB ve Kamu Bankaları döviz satarak kurları düşük tuttu. 2003 baz yılına göre, eğer TL enflasyonu (İTO geçinme endeksi) eksi dolar enflasyonu ve artı veya eksi dolar endeksi olarak hesap edersek, 2026 Mart sonu dolar kurunun 57 lira olması gerekirdi.

Düşük kur ihracatta rekabet gücümüzü düşürdü. Dahası bizim gibi kırılgan bir ekonomide ani sıcak para çıkışı yeni bir kur şoku yaratacaktır.

En büyük risk hükümetin CHP operasyonudur. Eğer CHP’ye kayyum atanırsa;

  • Bir… dolar kuru 100 lira olacaktır.
  • İki… AB Türkiye ye ambargo uygulayacak ve dış açıklarımız kriz boyutunda artacaktır.

Bunları Mehmet Şimşek’in hesaplaması ve hükümeti uyarması gerekir.

Enflasyona gelince, Türkiye 4 yıl üç aydır yüksek enflasyon yaşıyor. İki sene 9 aydır da dezenflasyonist politikalar uygulanıyor. İki sene önceden beridir, bu köşede sık sık, eğer yapısal sorunlar çözülmez, demokrasi, hukuk ve kurumsal yapılar düzelmezse, enflasyonun yüzde 20 üstünde kronikleşeceğini yazdım.

On beş yıldan beridir de cari açıkla ilgili, yüksek oranda ithal girdi kullanan sektörlerde ithal ikamesi politikası uygulanması ve yerli üretime yüksek teşvikler verilmesini öneriyordum.

Anlaşılan odur ki siyasi iktidarın tek bir politikası var; seçim popülizmi… Ne var ki aynı yol siyasi iktidarın oy kaybına da neden oluyor.