TÜİK Mart ayı TÜFE oranı beklenenden düşük çıktı. Aylık 1,94 yıllık 30,87 oldu. Yüzde 30 üstünde kaldı İTO geçinme endeksi aylık 2,97, TÜFE’ye göre bir puan daha yüksek, yıllık 37,68, TÜFE’ye göre 7 puan daha fazla oldu.

Aslında geçinme endeksi birkaç puan farklı olabilir. Ama zaman zaman on puan fark olması teknik olarak doğru değildir. Ayrıca birisi kamu kurumu diğeri yarı kamusal kurum olarak, iki kurum arasında bu kadar fark olması, güven sorunu yaratıyor. Şimdilerde ekonomik istikrar için en önemli sorun güven sorunudur.

Öte yandan 12 aylık TÜFE oranı da 32,82 oldu. Nisan ayında yasal kira artışı, bu oran üstünden yapılacak.

Bizde gelenek haline geldi; İyi olursa hükümetler yaptı, kötü olursa dış güçler yaptı, denilir. Şimdi direnen enflasyon da jeopolitik şartlara ve savaşa bağlanıyor.

Merkez Bankası Başkanı, Yaşanan savaş enerji fiyatlarında belirgin bir yükselişe yol açtı. Bu durum enflasyon üzerinde maliyet kaynaklı baskı yaratıyor. Enerji fiyatlarının doğrudan etkilerinin yanında farklı sektörlerde dolaylı enflasyonist etkilerini de görebiliriz. diyor.

Bakan Şimşek’teSavaş Uzarsa Türkiye'de Enflasyon Riski Artabilir” demişti.

Elbette TÜFE artışında jeopolitik risklerin ve savaşın etkisi var. Ama her ne hikmetse tüm istikrar sorununu savaşanlar değil de biz çekiyoruz.

Mart ayı enflasyon oranı;

  • Savaşan Rusya’da aylık yüzde 0,70; yıllık yüzde 5,90 oldu.
  • Savaşan ABD’de aylık yüzde 0,30 ve yıllık yüzde 2,4 oldu.

Ekonomi yönetiminin enflasyonu jeopolitik sorunlara ve savaşa bağlaması zaafiyet algısı yaratır. Ekonomi yönetimi bir şey yapamıyor diye, halkın morali bozulur. Böyle çıkmazlara halk “ört ki ölem” diyor.

Gerçekte bugün kim olursa olsun, mevcut şartlarda fiyat istikrarı sağlayamaz. Zira bugünkü enflasyon sorunu geçmişte yaşadığımız krizlerden çok farklıdır.

  1. Demokrasi ve hukuk ekonomik istikrarın altyapısıdır. Biz ne dersek diyelim, yerli ve yabancı sermaye, iktisadi ajanlar, AB gibi, Avrupa İnsan hakları mahkemesi gibi ve OECD gibi kurumların verilerine ve yorumlarına bakar.

Dünya Türkiye’de otokrasinin tırmandığını ve yargının siyasallaştığını söylüyor. Demokrasi ve hukuk altyapısı olmadan istikrar sorunu çözülmez.

Kalıcı istikrar için, iktidarda kim olursa olsun, önce demokrasi ve hukuk sorununu çözmek gerekir.

  1. Cumhurbaşkanının parti genel başkanı olması da, parti devleti algısı yarattı. Eğitime her aşamada, ideolojik müdahaleler Kurumsal eğitimde zaafiyet yarattı.

Kurumsal yapı, kaynakların daha etkin ve verimli kullanılması demektir. Kurumsal yapıya dönmemiz gerekir.

  1. Türkiye İMF üyesidir. İMF’nin görevi üye ülkelere düşük faizli ve uzun vadeli kredi vermektir. Dahası İMF’ güven çıpasıdır. Önceki krizlerin daha kısa sürede çözülmesi İMF ile ortak istikrar programları yapmamız ve İMF kredileri etkili olmuştur. Bu defa hükümet İMF’ye muhtaç algısı yaratmamak için, İMF’ ye gitmedi. Döviz rezervleri için daha pahalı sıcak paraya yöneldi. Sıcak paraya hem yüksek faiz ödüyoruz hem de karakteri gereği ekonomide kırılganlık devam ediyor.

İMF’ ile istikrar programı yapmamız ve uzun vadeli ucuz kredi almamız gerekiyor.

  1. 2001 krizinde planlama vardı. Yıllık programlar vardı. Belirsizlik düşüktü. Bugün planlama raftadır. Orta vadeli program hükümetin niyet ajansıdır.

Türkiye yeniden ekonomik ve sosyal planlama yapmalı ve belirsizliği kaldırmalıdır.

  1. Diğer yapısal sorunlar bugünkü kadar artmamış ve katılaşmamıştı.

Bugün;

  • Kırılgan ekonomik yapı,
  • Piyasada oligopol yapı,
  • İthalata bağımlı üretim yapısı,
  • Toplam Faktör verimliliğinin düşük olması,
  • Sektörel dengesizlik
  • Sanayide düşük kapasite, gibi yapısal sorunlarda reform yapmamız gerekir.