1973 yılı…

Teoman Alpay, harika bestelerine bir yenisini daha eklemişti:

“Ayrılmalıyız artık”

Sözleri şöyleydi:

“Bir yerde ümit biter/Solar laleler güller

Aşk yalan inan buna/Perişan hep gönüller

Ayrılmalıyız artık/Gitmeliyim bu yerden

Saadet diliyorum sana/Beyaz güllerden.”

Emel Sayın’ın TRT ekranlarında seslendirdiği ve plağa okuduğu şarkı bir anda yurt genelinde büyük ilgi görmüştü.

Yarım asrı devirmiş bir şarkıyı yeniden hatırlamamın nedeni CHP’deki gelişmeler.

Mutlak butlan kararının ardından parti ne yazık ki ikiye bölündü.

Özgür Özel ve arkadaşlarının partiden ayrılıp başka bir parti çatısı altında siyasi mücadelelerini sürdürmeleri neredeyse kesin gibi.

Keşke Özel ve Kılıçdaroğlu “Ayrılmalıyız artık” yerine ortak bir noktada buluşup Mahmut Oğul’un bestelediği şu şarkıyı söyleyebilselerdi:

“Aynı bedende can gibiyiz/Cana can veren kan gibiyiz

Yanıp da bitmez köz gibiyiz/Biz ayrılamayız

Eller ayırsa bile/Yıllar ayırsa bile

Yollar ayırsa bile/ Biz ayrılamayız.”

++++++++

688 CİNAYET AYDINLANMAYI BEKLİYOR

Adalet Bakanlığında 1.5 ay önce kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi önemli işlere imza atıyor.

Kısa sürede yıllar önce işlenen 5 cinayet aydınlatıldı, failler yakalandı.

Onları hatırlayalım:

-Samsun’un Bafra ilçesinde 2006 yılında bir kadın cesedi bulundu ama kim olduğu bir türlü anlaşılamadı. Kimsesizler mezarlığına gömüldü. Yeniden açılan dosyayla ölen kadının yıllardır kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı olduğu belirlendi. Cinayetle ilgili 3 kişi yakalandı.

-İstanbul Üsküdar’da yaşayan 79 yaşındaki Müzeyyen Hiçgüngörmez 2008 yılında evinde öldürüldü. Cinayeti kimin işlediği araştırıldı ama sonuç alınamadı. Geçtiğimiz günlerde dosya yeniden açılınca elde edilen yeni deliller ışığında faile ulaşıldı. Düzenlenen operasyonla yaralı olarak ele geçirildi.

-Şeref Kocabıyık, Antalya’nın Kepez ilçesinde 25 Kasım 2014 tarihinde bıçaklandı ve çıkarılan bir yangında yakıldı. Faili meçhul kalan cinayet geçtiğimiz günlerde aydınlatıldı, 4 kişi gözaltına alındı.

-Mezdeke dans grubunun üyesi Aynur Kanbur, 26 Mart 2016'da İstanbul Şişli'deki evinde tabancayla vurularak öldürüldü. Emniyet güçleri olayı inceledi ama bir sonuca ulaşamadı. Geçtiğimiz günlerde dosya yeniden açıldı ve cinayetin zanlıları yakalanıp adliyeye sevk edildi.

-Emekli general Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık’ın cansız bedeni 13 Mayıs 2018’de evinin yakınındaki bir inşaat şantiyesinde bulundu. Olay intihar denilerek kapatıldı. Ne var ki babanın oğlunun intihar etmediğini cinayete kurban gittiğini ısrarla söylemesi üzerine dosya yeniden açıldı. Sonunda olayın cinayet olduğu anlaşıldı. 26 zanlı yakalandı.

***

Söz konusu cinayetlerin aydınlatılmasını başarı olarak görüyorum ama diğer yandan şu soruların yanıtını da merak ediyorum:

-Cinayetler işlendiğinde olayı soruşturan ve sonuca ulaşamayan kamu görevlileri şimdi ne yapıyorlar? Haklarında soruşturma açılması gerekmez mi? (Bildiğim kadarıyla sadece Dorukhan Büyükışık cinayetiyle ilgili bazı kamu görevlileri soruşturma konusu yapıldı.)

-Adalet Bakanlığı, Nisan ayında yaptığı açıklamada aydınlatılamayan 693 cinayet olduğunu bildirmişti. 1.5 ayda bunlardan 5 tanesi aydınlatıldı. Geriye kalan 688 cinayetin faillerinin yakalanması konusunda neler yapılıyor?