Türkiye bir şeytan üçgeni içindedir. Üçgenin kenarlarını tutanlar bellidir. Ülke bu üçgenden kurtulmalıdır. Aksi takdirde bütünlüğünü koruyamayacağı gibi bir Orta Çağ karanlığına doğru da hızla sürüklenecektir.
Karanlık ve baskıcı şeytan üçgeninden kurtulmada asıl görev Özgür Özelli Cumhuriyet Halk Partisine düşmektedir. Oysa Özgür Özel ve arkadaşları sıkıştırıldıkları cendereden partilerini kurtarmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Gerçi çok güçlü bir direniş göstermektedirler ama…
Mücadele direnişten mi ibaret olmalıdır? CHP genel başkanı Özgür Özel bir ara “En iyi savunma saldırıdır.” demişti ancak birkaç girişimden sonra, hele butlan kararından sonra yine savunma eylem ve söylemlerine döndü.
CHP’nin artık müdafaayı bırakıp taarruza geçmesi gerekir. Taarruz için gerekli mevzi ve planları arayıp bulması lazımdır.
İki önemli mevziyi ben söyleyeyim. Birincisi 2017 referandumundaki mühürsüz zarflardır. Bence bu, Erdoğan iktidarının en zayıf tarafıdır. Muhalefet sık sık ve şiddetle bu konuyu gündeme getirmelidir. İlgili yasayı zikrederek, yapılan işlemin yasa dışı olduğu belirtilerek ve daha da ileri gidilip referandumun geçersiz olduğu söylenerek sürekli bu mevziden hücum edilmelidir. Ara vermeden, sürekli olarak ve en şiddetli üslupla.
İkinci mevzi, 15 Temmuz darbe girişimidir. Bence bu da iktidarın zayıf karnıdır. Ancak bu konu dile getirilirken asla “kontrollü darbe, danışıklı döğüş” vb. ifadeler kullanılmamalıdır. Sadece şu sorular sorulmalıdır:
“Binlerce muvazzaf subayın katıldığı bir darbe girişiminden istihbarat organlarının ve Genel Kurmay’ın haberi olmaması mümkün müdür?”
Ardından ikinci soru: “Diyelim ki mümkündür, o takdirde istihbaratın ve Genel Kurmay’ın başındaki kişilerin görevlerine son verilmesi mi gerekirdi? Yoksa yükseltilmeleri mi?”
15 Temmuz darbe girişimi çok hassas bir konudur. “İktidarın darbeden haberi vardı.” dediğiniz zaman veya bu anlama gelecek sözler söylediğiniz zaman siz saldırı altında kalır ve yine savunmaya zorlanırsınız. Oysa soru sorduğunuz zaman kimse sizi itham edemez. Üstelik bu sorularla durumu çok daha açık anlatmış olursunuz.
Muhalefet bu konuyu da ara vermeden, sürekli olarak gündemde tutmalıdır.
Elbette iktidarın daha birçok zayıf tarafı vardır. Muhalefet bunları araştırıp bulmalı ve sık sık bu mevzilerden hücum ederek iktidarı zor durumda bırakmalıdır.
Bahçeli ve Erdoğan’ın vaktiyle birbirlerinin aleyhine söyledikleri yenir yutulur olmayan sözler de sık sık hatırlatılmalıdır.
12-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet olayları da iktidarın en zayıf yanlarındandır. Bakanlar istifa ettirilerek bir bakıma iddialar kabul edilmiş fakat istifa eden bakanlar hakkında hiçbir işlem yapılmamıştır.
İstifa ettirilen fakat haklarında işlem yapılmayan büyük şehir belediye başkanları konusu da iktidarın zayıf yanlarındandır.
Arşivler karıştırılırsa daha birçok konu bulunabilir. Muhalefet eğer iktidarın baskısından kurtulmak istiyorsa savunmayı bırakıp saldırıya geçmelidir. Muhalefetin de ülkenin de kurtuluş yolu budur.