Gazeteci Alican Uludağ’ın 21 tanesi 2025 yılına, bir tanesi ise Şubat 2026’ya ait olan toplam 22 sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması, 21 Mayıs’ta Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlayacak. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Uludağ’a “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “yargı mensuplarını alenen aşağılama” suçlamaları yöneltilirken, eylemlerin zincirleme şekilde işlendiği öne sürülerek cezaların artırılması talep ediliyor.

Uludağ’ın SEGBİS ile katılacağı bu kritik duruşma öncesinde küresel ölçekte bir çıkış yapan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Ruhat Sena Akşener, yalnızca fikirleri ve gazetecilik faaliyetleri sebebiyle özgürlüğünden mahrum bırakılan tüm medya çalışanlarının kayıtsız şartsız serbest bırakılması gerektiğini vurguladı. Uludağ'ın dava dosyasında yer alan tüm paylaşımları detaylıca incelediklerini belirten Akşener, bu ifadelerin hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesi hem de Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 19. Maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü sınırları içinde net bir şekilde yer aldığını ifade etti.

Hükümet yetkililerinin, kamuoyunda "dezenformasyon yasası" olarak bilinen TCK 217/A maddesi meclisten geçerken bu yasayla gazetecilerin hedef alınmayacağına dair güvence verdiğini hatırlatan Akşener, gelinen noktada son dört yıldır somut hiçbir kanıt ortaya konulmadan medyanın bu maddeyle susturulmak istendiğini savundu.

Uluslararası Af Örgütü, Türkiye'deki adli makamlara, TCK’nın 217/A, 299 ve 301. maddelerinin uluslararası insan hakları hukukuyla tamamen ters düştüğünü belirterek acilen yürürlükten kaldırılması çağrısında bulundu. Adalet Bakanlığı’nın resmi verilerine de atıfta bulunulan açıklamada, yalnızca 2024 yılında bu suç başlıkları altında 55 binden fazla insan hakkında soruşturma yürütüldüğü ve 17 bin 895 kişinin sanık sandalyesine oturtulduğu acı tablosu gözler önüne serildi. Örgüt, toplumda korku iklimi yaratmayı amaçlayan bu keyfi tutukluluk süreçlerinin ve cezalandırma mekanizmalarının son bulması yönündeki kararlı duruşunu yineledi.