Acılar içinde evlatlarımızı yitiriyoruz!..

Toplumsal cinnet ortamının tam göbeğindeyiz…

Kamuoyunda çeşitli mecralarda yapılan tartışmaları izliyorum; acım kat be kat artıyor!..

Survivor kıvamında… Survivor misali…

Bugünkü cinnet ortamının ve acı kaynağımızın öznesi “okul” ve “okulların güvenliği” olduğu için kameramızın objektifini oraya odaklayacağım. Aslında yılların kanayan yarası bu; özel okullar ile devlet okulları arasında giderek belirginleşen fark ve uçurum. AKP iktidarının kasıtlı uygulamalarıyla, Anadolu Liseleri, Fen Liseleri, Mesleki ve Teknik Liselerin içlerinin boşaltılması, sıradanlaştırılması yüzünden devlet okulları ile özel okullar arasında eğitim kalitesi farkı iyice açıldı. Veliler, dişinden tırnağından arttırarak çocuklarına iyi bir özel okulda eğitim imkanı yaratmaya çalışırken elde avuçta olmayanlar ne yapsın?.. Hangi anne- baba çocuklarının en güvenilir, en kaliteli, geleceğe en iyi hazırlayacak bir okulda eğitim almasını istemez?.. Hangi anne-baba bu uğurda elinden gelenin en iyisini yapmak istemez?..

***

Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, göreve geldiği ilk günden beri icraatlarıyla, konuşmalarıyla tartışmaların odağında oldu. Saray iktidarı içinde bile sempati ile bakılan bir isim değil. AKP’nin ileri gelenlerinin ifadesiyle, “Yusuf Tekin, Tayyip Erdoğan’ın verdiği çok özel görevleri yerine getirdiği için Bakanlık koltuğu ile mükâfatlandırılanlar arasında”. Bu mükâfatlandırma süresi ne zaman dolacak?.. Onu da bekleyip görmekten başka çaremiz yok!..

Gelecek Partisi Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, geçen yıl, Yusuf Tekin’e "Bakan ve bakan yardımcılarının çocuklarının devlet okullarını tercih etme oranı nedir? Bakanlık düzeyinde yürütülen kamu politikalarının, bakan ve üst düzey bürokratların kendi çocuklarını gönderdikleri okullardan bağımsız olması, toplumda ‘eşitlik’ algısını zedelediğini düşünmüyor musunuz? 2018 yılından bugüne kadar görev yapmış tüm bakanların ve bakan yardımcılarının çocuklarının ilköğretim düzeyinde (ilkokul ve ortaokul) devam ettikleri okullar hangi türdendir?” sorularını yöneltti. Tekin, sorulara “Vatandaşların herhangi bir eğitim kurumunu tercih edebilmeleri demokratik bir hukuk devleti olmanın göstergelerinden biri olduğu gibi, Bakan ve bakan yardımcıları da aynı tercih hakkına sahiptir” cevabını verdi. Yusuf Tekin, kendi çocuğunu özel okula göndermesini ise “benim tercih özgürlüğüm” diye savundu.

***

Tartışma büyüdü…

Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soru önergesi yöneltti. Bayhan’ın önergesinde yer alan bilgilere göre, “Türkiye’de milyonlarca öğrenci kalabalık sınıflarda, temizlik ve bakım-onarım eksiklikleri içinde eğitim almaya çalışırken, Yusuf Tekin’in çocuğunu gönderdiği özel okul; yüksek ücretleri, 20–25 kişilik sınıfları, yüzme havuzu, sağlık birimi ve tam kadrolu temizlik–güvenlik personeliyle dikkat çekiyor”.

İskender Bayhan’ın önergesinde hâlâ cevabını beklediği sorular şunlardı;

“2018 yılından bu yana görev yapan bakan ve bakan yardımcılarının ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklarının kaç tanesi devlet okullarına, kaç tanesi özel okullara devam etmektedir? Bu verileri ayrı ayrı açıklayacak mısınız?

Milli Eğitim Bakanlığı üst düzey bürokratlarının (bakan yardımcıları, genel müdürler, daire başkanları vb.) çocuklarının devlet okullarını tercih etme oranı nedir? Bu konuda Bakanlığınızda tutulan herhangi bir kayıt veya çalışma bulunmakta mıdır?

Kamusal eğitimin niteliği ve eşitliği açısından belirleyici bir gösterge olan bu verilerin ‘mahremiyet’ gerekçesiyle saklanması, kamu adına hesap verme sorumluluğuyla bağdaşmakta mıdır?

Bakanlığınız, devlet okullarında yaşanan kalabalık sınıflar, temizlik personeli eksikliği, velilerden para toplanması, deprem güçlendirme bekleyen okul sayısının fazlalığı, taşımalı eğitim sorunları ve yoksul mahalle okullarının giderek yoksunlaşması gibi yapısal eşitsizlikler konusunda bir değerlendirme veya kapsamlı bir çalışma yapmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları nelerdir?

Devlet okullarında bir öğün ücretsiz yemek sağlanamadığı hâlde, özel okullarda iki öğün yemek verilmesinin yarattığı eşitsizlik karşısında Bakanlığınızın bir politika geliştirme niyeti var mıdır?

Yoksul mahallelerdeki çocukların, adres temelli zorunlu yerleştirme sistemi nedeniyle nitelikli okullara erişiminin fiilen engellendiği kabul edilmekte midir? Bakanlığınız bu eşitsizliği gidermek için herhangi bir düzenleme üzerinde çalışmakta mıdır?

Bakanlığınız, özel okulların eğitimde ‘fırsat eşitliğini artırdığı’ yönündeki iddiasını hangi verilere ve bilimsel çalışmalara dayandırmaktadır?

Kamusal eğitimden sorumlu bir Bakanlık olarak, kendi yöneticilerinizin dahi tercih etmediği bir okul modelinin milyonlarca çocuğa dayatılmasının eğitimde eşitlik ve adalet ilkeleriyle bağdaştığını düşünüyor musunuz?

***

Ne demişti, saray iktidarının hayran olduğu Osmanlı döneminin meşhur Maarif Nazırı Emrullah Efendi?

“Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim”

Ha Emrullah efendi ha Yusuf efendi!..

“Yok aslında birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankasıyız.”