Her sene yaz mevsimine bütün bir toplum aynı endişe ve kâbus ile başlıyor.
“Ya yine orman yangınları olursa” endişesi “Ya yine müdahalede yetersiz kalınırsa” şeklinde zihinlerde kabusa dönüşüyor…
Çünkü ne yazık ki geçmiş yıllarda yaşananlar, bu endişelerin yersiz olmadığını defalarca gösterdi. Artık bir yaz geleneğine dönüşen büyük orman yangınlarında ciğerlerimizi yakan o tanıdık alevler, ormanlarımızla beraber toplumsal huzurumuzu ve güvenimizi de kül etti.
Bu yaz da orman yangınları ile boğuşuyoruz…
Ancak kendimize has bir model ile mücadele ediyoruz yangınlarla!
Öyle ya, dünyanın hangi ülkesinde ormanları saran alevlerle mücadele yanaşma düzenine rağmen yapılıyor ki…
Ne mi anlatmaya çalışıyorum?
Muğla’nın Fethiye ve Seydikemer ilçelerinde günlerce süren orman yangınlarına müdahale için yola çıkan Orman Genel Müdürlüğü ekiplerinin, Göcek Tüneli'nden geçişleri sırasında gişe engeline takıldığı haberini duymuşsunuzdur…
Cumhuriyet’ten Yusuf Körükmez’in haberinde, “27 Temmuz’da başlayan yangınlara müdahale etmek üzere bölgeye sevk edilen arazöz ve diğer söndürme araçlarından, devletin imkanlarıyla yapılan ancak özelleştirilen Göcek Tüneli'nden geçerken ücret talep edildi. Geçiş ücretini ödeyen araçlar tüneli kullanabilirken, ödeme yapamayan ekipler tünele alınmadı ve yangın bölgesine ulaşmak için kilometrelerce uzayan eski dağ yolunu kullanmak zorunda bırakıldı.” denildi…
Bir yanda alevlerin içine gözünü kırpmadan dalmaya, dumanın ortasında hayatını hiçe saymaya koşan orman işçileri, diğer yanda ise o ekiplere "Önce parayı bastır, sonra ormanları kurtar" diyen, kamusal aklı rafa kaldırmış ticarileşmiş bir anlayış.
Kötülüğün resmini çizen bu haber, kamu yararını ihale şartnamelerine, vatanın ormanlarını gişe fişine kurban eden sistemin ve rant çetesinin ülkeyi nasıl sömürdüğünün, yani neoliberal vahşetin bir fotoğrafı aslında…
Türk halkının cebinden çıkan vergilerin sağladığı devlet imkanlarıyla kurulan, ardından süslü kılıflarla yandaş sermayeye devredilen yapıların, afet anında bile devletin asli görevini engellemesine başka ne denir ki?
Ne yazık ki köşeme taşıdığım bu haber, neoliberal vahşetin büyük resmi değil!
Sadece bir kesiti…
Belgesini yazının sonunda göreceğiniz başka bir kesiti de ben size anlatayım.
Hem de film gibi bir kesit…
Orman Genel Müdürlüğü’ne 270 adet yangın söndürme aracı için 2020'de ihaleye çıkılıyor. Bu araçlar öyle sıradan arazözler değil. Ormanların derinliğine kadar gidebilen, arazi şartlarına uyumlu ve yangına karadan müdahalede son derece etkili araçlar.
Ancak MAN markasının ürettiği araçların tarif edildiği ihale iptal ettiriliyor.
Yeni ihalede teknik şartlar BMC'ye göre düzenleniyor.
BMC 2020'de ihaleyi alıyor.
Şimdi sıkı durun!
BMC 2026 itibariyle araçlar teslim edilmiş değil!
Dahası, aldığı ihalede yangın söndürme araçlarının son teslim tarihi 15.12.2021 olmasına rağmen BMC araçları teslim etmediği için ne para cezasını ödüyor ne de ihale iptal ediliyor…
BMC’nin sahibinin Türkiye Varlık Fonu yönetim kurulu üyesi olan Fuat Tosyalı olduğunu hatırlatayım…
Sizin anlayacağınız; bu sefer ortada saniyelerle yarışılan bir felaket anında arazözün önüne çekilen gişe bariyeri yok; henüz o arazözün sahaya bile inemediği, ihale masalarında düğümlenip kaldığı devasa bir skandal var.
İhale iptal ettirilip şartname adrese teslim hazırlanıyor, ihale yandaşa paslanıyor, teslimat tarihi yıllar önce geçiyor ama ne hikmetse ne bir idari ceza kesiliyor ne de sözleşme feshediliyor. Ormanlar alev alev yanarken, yangın söndürme araçlarını teslim etmeyenlerin yanına ihale bedeli kar olarak kalıyor…
Her yaz orman yangınları BMC'nin yükümlülüğünü yerine getirmediği ihalenin parasını ödeyen halkın yardımıyla ancak sönebiliyor.
Sıradan bir vatandaş vergisini bir gün geciktirse tepesine binen devlet mekanizması, konu iktidara yakın şirketler olunca her türlü kanunu, kuralı ve yaptırımı rafa kaldırıyor.
Göcek Tüneli’nde parası yok diye geri çevrilen arazöz ile şartnamesi değiştirilip teslimatı yıllarca yapılmayan o araçlar aynı madalyonun iki yüzüdür. Her iki yüz de yangın söndürme araçlarını zamanında teslim etmeyenlerin cezasız kaldığı, gişede barikat kuranların el üstünde tutulduğu bu rant düzeni değişmedikçe; her yaz aynı felaketi izlemeye, aynı acıyı çekmeye devam edeceğimizi gösteriyor…
Bu arada, Altay tankı projesi tank yapımındaki sıfır tecrübesine rağmen BMC’ye verilmişti. 2023 seçiminde gövde gösterisi yapılabilsin diye Güney Kore’nin kendi milli tankında sorun çıkardığı için kullanmadığı motor ile Altay tankı sergilenmişti.
Aradan geçen koca üç seneye rağmen seri üretim için verilen tarihler, enflasyon hedefleri gibi bir türlü tutmadı…
Tosyalı’nın BMC’yi almak için kullandığı Ziraat Bankası kredisini geri ödemediğini de şubat ayında yazmıştım. O yazıma, “Özel hayatın gizliliği ihlal edildiği” gerekçesiyle erişim engeli getirilmişti iyi mi… Özel hayat ile konunun ne alakası varsa!
Bakalım belgeli bu yazım için de aynı gerekçe ile aynı karar aldırılacak mı?
