Son iki sene içinde enteresan bir şeklide Avrupa’nın farklı ülkelerinde sıklıkla tekrarlanan siber saldırılar yaşanıyor.
Avrupa Birliği Siber Güvenlik Ajansı (ENISA) tarafından yayınlanan raporda, 1 Temmuz 2024 ile 30 Haziran 2025 tarihler arasında Avrupa’da 4,875 siber saldırı düzenlenmiş.
Rapor aynı zamanda bu saldırıların %27’i Fransa’da, %26.3’ü İtalya’da, %16.2’si Almanya’da, %15.3’ü İspanya’da ve %15.1’i Polonya’da yaşandığını belirtiyor.
Hedef alınan noktalar da belgeli bir şeklide raporda yayınlanmış.
Rapora göre Fransa, İtalya, Almanya, İspanya ve Polonya’da hükümet ve kamu yönetimi içeren alt yapılar hedef alınırken, demiryolu ve havacılık içeren sivil ulaşım imkânları sadece Polonya, Almanya ve İtalya’da hedef alınmış.
Almanya, Hollanda ve Fransa’da dijital altyapı hedef alınırken, İtalya, İspanya ve Fransa’da sadece finansal kuruluşlar hedef alınmış.
Yine imalat ve savunma ile ilgili endüstriler sadece Almanya ve Polonya’da hedef alınırken fidye yazılımları ve veri ihlalleri ile ilgili veriler bu sefer Almanya, İtalya, İspanya, Fransa ve Avrupa Birliğin merkezi bulunan Belçika’da yaşanmış.
Daha da enteresan olan konu ise saldırıya uğrayan ülkelerin yetkilileri saldırıları Rusya tarafından yapıldığını yarım ağız bir şeklide ifade ederken, Rusya ile ne bir görüşme ne de Rusya’ya karşı bu konu hakkında kamuoyunda açıktan bir tavır almamış.
Sadece halkı tedirgin edecek kadar haber yapıldıktan sonra bir sonraki saldırıya kadar derin bir sessizlik sürecine geçmişler.
Bu durumu daha da enteresan yapan detay ise eski BlackRock üst düzey yöneticisi ve 6 Mayıs 2025 tarihinden itibaren Almanya’nın Şansölyesi olan Friedrich Merz göreve başladıktan sonra Bundeswehr (Alman Silahlı Kuvvetleri) Merz göreve başladıktan sonra yayınladığı iki rapordur.
Bundeswehr, 20 Haziran 2025 tarihinde stratejik değerlendirme raporu yayınladı ve burada Alman ordusu Rusya’yı Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri için bir “varoluşsal risk” tanımlayarak önümüzdeki on yılın sonunda kadar Rusya’nın NATO’ya karşı geniş çaplı bir çatışma içinde olabileceğini belirtti.
Yine 6 Ağustos, 2025, “Die Bedrohung durch Russland im Cyber -und Informationsraum” (Rusya’nın Siber Uzayda ve Bilgi Alanında Oluştuğu Tehdit) adlı ikinci rapor yayınlandı.
Bu raporda Alman ordusu Alman altyapısına yönelik Rus siber saldırıları, siber saldırılar ile dezenformasyon birleştiren hibrit operasyonlar, dijital ve bilgi operasyonları yoluyla Almanya’nın güvenliğine yönelik tehditlere karşı önlemler geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Yaşanan siber saldırıları daha da enteresan yapan konu ise rapor yayınlandıktan sonra yine ENISA’nın verilerine göre yine aynı Avrupa ülkelerinde tekrar 87 siber saldırı daha yaşanmış olması ve bu saldırıların da %77’si DDoS diye tanımlanan “Dağıtılmış Hizmet Engelleme saldırısı” şekilde gerçekleşmiş olmasıdır.
DDoS saldırıları bir web sitesini, çevrimiçi hizmeti veya bilgisayar sistemini, aşırı miktarda internet trafiğine boğarak kullanılamaz hale getirmek amacıyla tasarlanmış bir siber saldırı yönetimidir.
Özellikle de devlet web siteleri ve çevrim içi hizmetler, bankalar ve finans kuruluşları, havalimanları ve demir yolu rezervasyon sistemleri, elektrik ile telekomünikasyon sağlayıcıları, askeri ve savunma amaçlı web sitelerini hedef alıp çökertebilir veya kilitleyim tamamen devre dışı bırakabilir.
Alman ordusunun yayınladığı raporu sonrası 87 siber saldırı daha yaşandı ve bu saldırlar özellikle elektrik şebekeleri, enerji üretimi ve dağıtım sistemleri, demir yolu sistemleri, havalimanları, limanlar ve lojistik ağları, kamu yönetimini kapsayan devlet kurumları, iletişim ağları ve dijital altyapı, hastaneler ve tıbbi hizmet sağlayıcıları ile su temini ile arıtma sistemlerini hedef aldı.
Bu saldırıları üst üstte koyduğumuzda belli bir düzen ve amaç dahilinde gerçekleştiğini görüyoruz.
Hedef alınan ülkeleri de yan yana getirdiğimizde Fransa, Almanya, İtalya ve Belçika aynı zamanda bugün en büyük savaş çığırtkanlığını yapan Avrupa Birliği ile birlikte ülkeler olmaları da tesadüf değildir.
Aynıca bu dört ülke Avrupa Birliğin kurucu altı ülkeler arasında olması ve daha da önemlisi Fransa ve İtalya, Yunanistan’dan sonra en borçlu ülkeler olmaları da tesadüf olarak bakılmalı.
Daha da ciddi ve değerlendirilmesi gereken konu ise bu kadar büyük siber saldırlar yaşanırken neden Avrupa Birliği “dijital” Euro’ya geçmek için olağanüstü çaba içinde?
Neden tüm üye ülkelerinin merkez bankalarını dijital ortamda kendi merkezine bağlamaya çalışıyor?
Aynı zamanda madem Rusya bu kadar tehdit teşkil ediyor, neden sıkılıkla siber saldırı yaşayan ülkeler Rusya ile temas içinde değil?
Diplomatik ilişkiler geliştirmek yerine neden gerginliği ve yapay bir düşman yaratmayı tercih ediyor?
Dolaysıya özellikle son bir yıl içinde yaşanan saldırıları ve özellikle Almanya, kendi gençlerini yeniden zorunlu askerliğe doğru hazırlarken Avrupa tam olarak hangi savaşa hazırlandığını sormamız gerekiyor.
Çünkü devletlerde ebedi “dost” olmadığı gibi, “tesadüf” diye de bir kavram yoktur!