"Nas var, nas! Sana, bana ne oluyor?"
Ekonomi tarihimizin unutulmayacak cümlelerinden biriydi bu. Faizin haram olduğunu, ekonomik mücadelenin faizle değil başka yöntemlerle yürütüleceğini anlatan bir anlayışın en güçlü sloganı haline gelmişti.
Faiz indirildi. Merkez Bankası'nın politika faizi aşağı çekildi. Ekonominin kurallarına meydan okundu. Faiz sebep, enflasyon sonuç denildi. Bütün itirazlara rağmen bu politikanın arkasında duruldu.
Peki sonuç ne oldu?
Bugün Hazine'nin açıkladığı rakamlar, o büyük iddianın nasıl bir ekonomik enkaza dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Hazine, 2026 yılının ilk 10 ayında tam 2 trilyon 201,5 milyar lira nakit açığı verdi. Bu rakam öyle sıradan bir bütçe açığı değil. Geçen yılın tamamında verilen 2,11 trilyon liralık açığı daha ekim ayı bitmeden geride bıraktı.
Yani daha yılın bitmesine iki ay varken, Hazine geçen yılın 12 aylık açığından daha büyük bir açık vermiş durumda.
Asıl facia ise faiz tarafında!
Hazine'nin ilk 10 ayda ödediği faiz 2 trilyon 467,7 milyar liraya ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde 1 trilyon 722 milyar lira olan faiz faturası yüzde 43,3 arttı.
Dikkatinizi çekmek istiyorum: Hazine'nin ödediği faiz, verdiği nakit açığından bile daha yüksek!
Bir başka ifadeyle devlet, borçlanmasının ve geçmişten gelen borç yükünün faizini ödemek için devasa kaynaklar harcıyor. Üstelik bu rakamlar daha yılın tamamına ait değil.
Nas politikasından faiz cumhuriyetine!
Şimdi sormak gerekiyor: Hani faizle mücadele edilecekti?
Hani faiz düşürüldüğünde ekonomi şahlanacaktı? Hani üretim artacak, yatırım çoğalacak, vatandaşın refahı yükselecekti?
O günlerde faiz indirimlerini savunanlar, bunun ekonomik bağımsızlığın yolu olduğunu anlatıyordu. Bugün ise Türkiye, yüksek enflasyonla, pahalı krediyle, ağır borçlanma maliyetleriyle ve büyüyen faiz faturasıyla mücadele ediyor.
Faizi emirle düşürmeye kalkmanın bedelini ekonomi ödedi. Türk lirasındaki değer kaybı, enflasyonun kontrolden çıkması ve ekonomik güvenin sarsılması, bu sürecin en ağır sonuçları arasında yer aldı.
Sonra ne oldu?
Faizler yeniden yükseltildi. Merkez Bankası sıkı para politikasına döndü. Piyasa gerçekleri, yıllarca görmezden gelinen ekonomik gerçekleri bir kez daha dayattı.
Ancak ekonomide yanlış kararların faturası bir düğmeye basılarak ortadan kalkmıyor. Geçmişte yaratılan tahribatın bedeli yıllarca ödeniyor.
Bugün Hazine'nin faiz giderlerindeki yüzde 43,3'lük artış, bunun en somut göstergelerinden biri.
Vatandaşın vergisi faize gidiyor!
İşin en acı tarafı ise bu faturanın kimin cebinden çıktığı.
Hazine'nin faiz ödemeleri gökten inmiyor. Bu paralar vatandaşın ödediği vergilerden, devletin gelirlerinden ve yeni borçlanmalardan karşılanıyor.
Vatandaş markette, pazarda, kirada, faturada enflasyonla boğuşurken devlet de geçmişte aldığı borçların faizini ödemek için milyarlarca lira harcıyor.
Üstelik faiz ödemeleri 2 trilyon 467,7 milyar liraya ulaşmışken, bu kaynağın eğitimde, sağlıkta, altyapıda, sosyal desteklerde ve üretken yatırımlarda kullanılabilmesi halinde neler yapılabileceğini düşünmek bile yeterli.
Elbette devlet borçlanabilir. Her ülkenin borcu vardır. Sorun borçlanmak değil, borçlanmanın maliyetini ve sürdürülebilirliğini yönetememektir.
Ama faizle mücadele iddiasıyla yola çıkıp sonunda Hazine'yi bu kadar ağır bir faiz yükünün altında bırakmak, ciddi bir ekonomi politikası başarısızlığıdır.
Şimdi birileri çıkıp küresel koşulları, geçmişten devralınan ekonomik sorunları, deprem harcamalarını ve bütçe dinamiklerini anlatabilir.
Bunların elbette ekonomik karşılığı var. Ancak hiçbiri yanlış politikaların hesabını vermekten kaçmak için gerekçe olamaz.
Çünkü o günlerde faiz indirimlerini savunurken bütün başarıyı kendi hanesine yazanlar, bugün ortaya çıkan faturanın sorumluluğunu da üstlenmek zorunda.
NAS vardı, faizle mücadele vardı. Peki şimdi ne var?
2 trilyon 467,7 milyar liralık faiz faturası var!
Ve daha yıl bitmedi.
İşte Türkiye'nin ekonomi politikası hikâyesinin en acı ironisi: Faizle savaşacağız diye yola çıktık, sonunda faize çalışır hale geldik.
Bunun adı ekonomi politikası değil, milletin sırtına yüklenen ağır bir faturadır.