Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın onaylanmasına ilişkin kanun teklifi, 20 Ekim 2026’da TBMM Başkanlığına sunuldu. Teklifin ilk olarak TBMM Dışişleri Komisyonunda ele alınması planlanıyor.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, anlaşmanın komisyona ulaşmasının ardından siyasi parti temsilcileriyle birlikte ayrıntılı değerlendirme yapılacağını belirtti.
Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki anlaşma, taraflardan birinin saldırıya uğraması halinde diğerlerinin askeri yadım yapmasını, ayrıca saldırı olmadan da asker önlemler alabilmelerini öngörüyor.
***
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Türk askerini Yemen’e göndermek Türkiye’nin hesabı, planı değil. Düne kadar böyle bir konumuz var mıydı? Türk askerini Yemen’e göndermek Trump’ın planıdır. İsrail ve Amerika’nın çıkarlarına hizmet etmektir. Türkiye bu savaşın tarafı haline getirilmemelidir.” demişti.
Erdoğan ise Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde, Husilerin saldırılarını kınayarak Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın yanında durmayı sürdüreceğini belirtmişti.
Aynı gün ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’nin Suudi Arabistan için askeri destek sağlayabileceğini düşündüğünü söylemişti.
***
Son olarak İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Türkiye, İsrail ve Pakistan; Suudi Arabistan'ı korumak için ortak noktada buluşuyor. Trump Orta Doğu'da ittifak kuruyor ve Türk askerinin de bu projede rol almasını umuyor. Karşılığında ise parasını ödediğimiz uçakları değil, has Amerikan malı uçakları bahşediyor. Gazze kürsülerde başka, miting meydanlarında başka, ticaret masalarında başka anlatılıyor. Siz kutsal toprakları, Mekke'yi, Kâbe'mizi İsrail ile birlikte mi koruyacaksınız? Bunun adı devlet aklı değildir; bunun adı tepeden tırnağa eyyamcılıktır. Başka da bir izahı yoktur.” dedi.
Bilindiği gibi Mekke ve Medine’nin korunması İslam tarihinde önemli bir yer tutar. Öyle ki Hâdimü'l-Haremeyn, "İki kutsal şehrin (Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî, yani Mekke ve Medine’nin) hizmetkârı" anlamına gelen, İslam devletleri hükümdarlarının kullandığı bir unvandır.
Tarihte bu unvanı ilk kullanan hükümdar Eyyûbîler Devleti'nin kurucusu Selahaddin Eyyubi'dir (1193).
Selahaddin Eyyubi'den sonra Memlük sultanları da bu unvanı kullanmıştır.
Yavuz Sultan Selim'in 1517'deki Mısır Seferi ve mukaddes emanetlerin İstanbul'a getirmesiyle unvan Osmanlı padişahlarına geçmiştir.
Günümüzde Suudi Arabistan kralları resmi devlet unvanı olarak “Hâdimü'l-Haremeyni'ş-Şerîfeyn” ifadesini kullanmaktadır.
***
ABD Başkanı Trump, bir gazetecinin Suudi Arabistan'ın Husilere karşı İsrail'in yardımına açık olması gerekip gerekmediği yönündeki sorusuna Trump, “Yardıma açık olduklarını düşünüyorum, bence kabul edeceklerdir. İsrail Suudi Arabistan’a çok yardımcı oldu ve evet, kesinlikle bunu yaparlar.” cevabını vermişti.
İsrail’in Suudi Arabistan’a yardımını sağlamak için de Husilerin Mekke ve Medine’ye saldırdığına dair uydurma haberler üretiliyor.
Bu duruma göre Dervişoğlu’nun da işaret ettiği gibi günümüzde Mekke ve Medine’nin korunması yani Hadimül Haremeyn unvanı İsrail’e de verilse kimse itiraz etmeyecek gibi görünüyor.
Proje gerçekleşirse İsrail İç İstihbarat Başkanı Ami Ayalon’un 2012’de geliştirdiği “İran’a karşı Sünni İttifak” modeli uygulanacak.
Ami Ayalon, 2012’de Amerikalı televizyon programcısı Charlie Rose’a “Sünni koalisyonu demek, Türkiye'nin Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan ile birlikte, asıl çatışmanın İran önderliğindeki Şiilerle olduğunu anlaması ve daha önce de belirttiğim gibi bu koalisyonu kurması demektir. İran'a karşı koymak için bu koalisyonu kurduk, Filistin-İsrail... tamam. İşte bu koalisyon.” demişti.