ABD Başkanı Trump, Yemen’de Husilere karşı bir askeri müdahaleye Türkiye'nin de katılmasını isteyip istemeyeceği sorusuna, "İsteyebilirim. Harika bir arkadaşlığımız var. Kendisine çok saygı duyuruyorum. Ve Başkan Erdoğan, kendisinden istediğimi yapacaktır” dedikten sonra süreç biraz hızlandı.
Türkiye’nin böyle bir saldırıya katılabilmesi için öncelikle Mekke Anlaşması’nın Meclis’e sunulması, Meclis’te onaylanırsa da asker sevk etmek için ayrıca bir tezkerenin de kabul edilmesi gerekiyordu.
Nitekim, anlaşma Meclis’e sunuldu.
***
Diğer taraftan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı için yazdığı yazıda “Terörsüz Türkiye'ye geçiş engellenemez” dedi.
Terörsüz Türkiye hedefine yönelik sürecin adının çözüm süreci değil “geçiş süreci” olduğunu belirten Uçum, “Terörsüz Türkiye'ye geçiş artık engellenemez. Geçişin tamamlanmasıyla Türkiye'nin yükselişi başlayacak ve büyük reformlar dönemine adım atılacaktır. O yüzden Terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecine farklı manalar yüklemeye çalışanlar, bir an önce gerçekle yüzleşmelidir.” diye yazdı.
Uçum, “Ok yaydan çıktı ve hedefe varacaktır. Bu nedenle bir an önce ikircikli tutumlardan, tespit sürecini aksatma eğilimlerinden vazgeçilmeli ve tespit sürecinin hızlandırılması için daha fazla çaba gösterilmelidir. Boşa kürek çekme dönemi artık geride kaldı. Sürecin tamama ermesinin önüne geçilemeyeceği daha güçlü idrak edilmelidir. Herkes, 2026 yılı tamamlanmadan tespit ve teyide ilişkin MGK kararının alınması ve ilan edilmesi için en yüksek çabayı göstermelidir.” uyarısında bulundu!
***
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise son grup konuşmasında şöyle dedi:
“Terörsüz Türkiye hedefi, bu büyük gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından birisidir.
Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir.
Sınırlarımızın ötesinde varlığını sürdüren silahlı yapılar, komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye’nin güvenliğini de tehdit etmektedir.
Bu nedenle terörsüz Türkiye hedefini, terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz.
Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin hedefi, güvenliğini sağlamış, milli birliğini güçlendirmiş bir ülke olarak teknoloji üreten, yüksek katma değerli sanayisini geliştiren, tarımda verimliliği artıran, enerjide dışa bağımlılığını azaltan ve gençlerine yeni fırsatlar sunan bir güç hâline gelmektir.
Bu amaçla tüm kurumlarımızla birlikte üniversitelerimizin de bu hedefe odaklanması şarttır.”
***
ABD ve İsrail’in bölgede yeni bir proje uyguladığı çok net... Yalnız Türkiye’nin bu projeye dahil edilebilmesi için hem Türkiye hem de bölgedeki terör örgütlerinin silahlı eylem yapmayacak konuma getirilmesi gerekiyor. Zaten ABD’nin yetiştirdiği bir teröriste teslim edilen Suriye’deki gibi PKK ve türevlerinin de devlete entegre edilmesi şart koşuluyor. Bunun bir geçiş süreci olduğunu da Mehmet Uçum itiraf ediyor.
Neye geçiş?
Yeni Anayasa ile birlikte yeni bir devlet yapısına geçiş değil mi?
Projenin uygulanabilmesi, işte bu geçiş sürecine bağlı... ABD, kuruluşunu sağladığı El Kaide, IŞİD ve PKK gibi terör örgütlerinin silahlı eylemleri ile istediği sonucu aldı. Bir teröriste teslim ettiği Suriye’de PKK’yı da devlete ortak etti. Şimdi aynı işi Türkiye’de yapmaya çabalıyorlar. Mekke Anlaşması da İsrail-ABD ortak yapımı bir senaryonun, yani İran’ı çökertmenin ilk adımıdır. Bunun için önce Türkiye’nin değiştirilmesi gerekiyor!
***
Bu konuda “Ok yaydan çıktı” denildiği zaman anlaşılması gereken şudur:
Böyle söyleyerek halkı, sürecin durdurulamayacağına ikna etmeye çalışıyorlar. Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yerine, yeni bir devlet kurulabilmesi, terör örgütünün devlete ortak edilmesine bağlı. Ancak bu geçişte ani bir halk tepkisine meydan vermemek için küçük adımlarla hareket ediyorlar. Oysa arkasında halk desteği olmayan geçiş süreci, pamuk ipliğine bağlıdır... Her an kopabilir.
Halkın soyulması da geçiş süreciyle ilgilidir. Halkın kendi derdine düşürülmesi gerekiyor ki süreç sürdürülebilsin! Birileri, “batan geminin malları”nı paylaştırdığını zannediyor ama bu süreç böyle gitmez.